SEYHAN SOYLU SİSİ’DEN 47. ŞARKIDA BİR ANNENİN SON EMANETİ

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Seyhan Soylu Sisi, müzik yolculuğunun 47. şarkısında dinleyicileri derinden etkileyecek bir anne hikâyesine yer veriyor.

Şam ve Lübnan bölgesinde kullanılan Arapça lehçeyle kaleme alınan “إلكن أمانة – İlkon Emâne”, Türkiye Türkçesinde “Size Emanet” anlamını taşıyor.

Söz ve müziği Seyhan Soylu’ya ait olan eser, hayatının sonuna yaklaştığını anlayan bir annenin çocuklarını geride bırakma korkusunu, yaşadığı çaresizliği ve eşine bıraktığı son vasiyeti anlatıyor.

Şarkıda anne, kendi ölümünden çok çocuklarının geleceği için endişeleniyor. Onların gece üzerini kimin örteceğini, hastalandıklarında başlarında kimin bekleyeceğini ve annelerini aradıklarında onlara kimin sarılacağını düşünüyor.

Eserin merkezinde annenin eşine söylediği şu sözler yer alıyor:

“Bir gün yeniden evlenmeyi düşünürsen,
Kendine bir eş seçmeden önce
Çocuklarıma bir anne seç.”

ŞARKININ TÜRKÇE ÇEVİRİSİ
Birinci bölüm

Pencerenin önünde duruyorum,
Gece yavaş yavaş çöküyor.

Ömrüm yorgun bir dal gibi,
Ellerimin arasında kırılıyor.

Doktorlar, “Sabret” dediler…

Ama gözlerim gerçeği biliyordu.

Kendi gidişimden korkmadım…
Çocuklarım için korktuğum kadar.

Biri hâlâ küçücük bir çocuk,
Diğeri gözlerimin önünde büyüyor.

Onlara sarılmaya hiçbir zaman doyamadım,
Kokularına ve onlarla geçen günlere doyamadım.

Ben gidersem ne yapacaklar?

Kahkahalarını kim dinleyecek?

İşte bu düşünce…
Kalbimi öldürüyor.

Nakarat

Çocuklarımı uyumadan önce öp…

Üşürlerse onları sımsıkı sar.

Hastalanırlarsa…
Başlarında sabahlayan sen ol.

Onlar size emanet…
Onlar size emanet…

Onlar gözümün nuru,
Onlar benim ruhum.

Bir gün yeniden evlenmeyi düşünürsen…

Kendine bir eş seçmeden önce,
Onlara bir anne seç.

İkinci bölüm

Belki eksik kaldım…

Belki çok yoruldum…

Belki ağladım ama anlatmadım.

Kalbimde sakladığım bütün acılar,
Yıllar geçtikçe benimle birlikte büyüdü.

Ama bugün…
Artık kimseyi suçlamak istemiyorum.

Son sözüm…
Son dileğim…

Çocuklarımı koru.

Kıyafetleri hâlâ bıraktıkları yerde,
Oyuncakları hâlâ evin içinde.

Evin her köşesi,
Bir zamanlar burada olduğuma tanıklık ediyor.

Bir gün fotoğrafımın karşısına geçip,
“Annemiz nerede?” diye sorarlarsa…

Onlara şöyle söyle:

“Anneniz sizi,
Kendi hayatından daha çok seviyordu.”

Nakarat

Çocuklarımı uyumadan önce öp…

Üşürlerse onları sımsıkı sar.

Hastalanırlarsa…
Başlarında sabahlayan sen ol.

Onlar size emanet…
Onlar size emanet…

Onlar gözümün nuru,
Onlar benim ruhum.

Bir gün yeniden evlenmeyi düşünürsen…

Kendine bir eş seçmeden önce,
Onlara bir anne seç.

Final

Bir annenin son duası,
Çocuklarının isimleriyle başlar.

Anne gitmiş olsa bile,
Kalbi onların yanında kalır.

Beni özlediğinde…
Çok uzun süre ağlama.

Çocuklarımı sev…

Çünkü ben…
Onların içinde yaşamaya devam edeceğim.

“KENDİ GİDİŞİMDEN DEĞİL, ÇOCUKLARIM İÇİN KORKTUM”

Şarkının temel duygusu, annenin kendi ölümünü ikinci plana atarak çocuklarının geleceğini düşünmesi üzerine kuruluyor:

“Kendi gidişimden korkmadım,
Çocuklarım için korktuğum kadar.”

Anne, hayatının sonuna yaklaştığını anlamıştır. Ancak onu asıl korkutan şey ölüm değil, çocuklarının kendisi olmadan büyüyecek olmasıdır.

Çocuklarından birinin henüz çok küçük, diğerinin ise gözlerinin önünde büyümekte olduğunun belirtilmesi, annenin yaşadığı çaresizliği daha da güçlendiriyor.

Anne, çocuklarının hayatındaki önemli anlara tanıklık edemeyecek olmanın acısını taşıyor.

“ONLARA SARILMAYA DOYAMADIM”

Eserde annenin en büyük pişmanlıklarından biri çocuklarına yeterince sarılamadığını düşünmesi oluyor:

“Onlara sarılmaya hiçbir zaman doyamadım,
Kokularına ve onlarla geçen günlere doyamadım.”

Anne çocuklarıyla geçirdiği bütün zamanın değerini bilse de ölümün yaklaşmasıyla hiçbir anın yeterli olmadığını hissediyor.

Çocukların kokusu, evin içinde duyulan kahkahalar ve birlikte geçirilen sıradan günler, anne için hayatın en değerli hatıralarına dönüşüyor.

“BEN GİDERSEM ONLARA NE OLACAK?”

Şarkının en ağır sorusu şu sözlerle dile getiriliyor:

“Ben gidersem ne yapacaklar?
Kahkahalarını kim dinleyecek?”

Anne, çocukların yalnızca maddi ihtiyaçlarını düşünmüyor.

Onların gülüşlerini dinleyecek, korktuklarında sarılacak, hasta olduklarında geceler boyunca başlarında bekleyecek bir insanın bulunmasını istiyor.

Bu nedenle eser, ölüm korkusundan çok çocukların annesiz kalma ihtimaline odaklanıyor.

“ONLAR SİZE EMANET”

Şarkıya adını veren ifade nakaratta tekrar ediliyor:

“İlkon emâne…
Onlar size emanet…”

“Emanet” sözcüğü, eserde çok güçlü bir anlam taşıyor.

Anne, çocuklarını yalnızca babalarına bırakmıyor. Onların sevgisini, güvenliğini, çocukluklarını ve geleceklerini de eşine teslim ediyor.

Bu emanet, yerine getirilmesi gereken sıradan bir sorumluluk değil; annenin son nefesiyle bıraktığı kutsal bir vasiyet olarak anlatılıyor.

“HASTALANIRLARSA BAŞLARINDA SEN SABAHLAYACAKSIN”

Nakaratta anne, çocukların günlük hayatına ilişkin küçük ancak önemli isteklerde bulunuyor:

“Üşürlerse onları sımsıkı sar.
Hastalanırlarsa başlarında sabahlayan sen ol.”

Bu sözler, annelik sevgisinin büyük cümlelerden çok küçük davranışlarla yaşadığını gösteriyor.

Üzerlerini örtmek, onları öpmek, hastalandıklarında yanlarında beklemek ve korktuklarında sarılmak, annenin ölümünden sonra devam etmesini istediği sevgi biçimleri olarak öne çıkıyor.

“ÖNCE ÇOCUKLARIMA BİR ANNE SEÇ”

Şarkının en sarsıcı vasiyeti şu sözlerle ifade ediliyor:

“Bir gün yeniden evlenmeyi düşünürsen,
Kendine bir eş seçmeden önce
Onlara bir anne seç.”

Anne, eşinin gelecekte yeniden bir hayat kurmasına karşı çıkmıyor.

Ancak hayatına girecek kişinin yalnızca iyi bir eş değil, çocuklarına sevgi ve şefkat gösterecek iyi bir anne olması gerektiğini söylüyor.

Kendi yerinin doldurulamayacağını bilse de çocuklarının annelik sevgisinden tamamen mahrum kalmasını istemiyor.

Bu bölümde kıskançlığın veya kırgınlığın yerini bütünüyle çocukların iyiliği alıyor.

“BELKİ AĞLADIM AMA ANLATMADIM”

İkinci bölümde annenin yıllarca içinde taşıdığı acılar ortaya çıkıyor:

“Belki eksik kaldım,
Belki yoruldum,
Belki ağladım ama anlatmadım.”

Anne hayatı boyunca yaşadığı acıları kalbinde sakladığını söylüyor.

Her yıl biraz daha büyüyen bu acılara rağmen son anında kimseyi suçlamak veya geçmişin hesabını sormak istemiyor.

Onun için artık tek önemli konu çocuklarının korunmasıdır.

EVİN HER KÖŞESİNDE ANNENİN İZİ KALACAK

Şarkıda annenin yokluğu, evde kalan eşyalar üzerinden anlatılıyor:

“Kıyafetleri hâlâ bıraktıkları yerde,
Oyuncakları hâlâ evin içinde.”

Çocukların kıyafetleri, oyuncakları ve evin köşeleri annenin yaşamına tanıklık eden sessiz hatıralara dönüşüyor.

Anne öldükten sonra fiziksel olarak evde bulunmayacaktır. Ancak dokunduğu eşyalar, birlikte geçirilen anlar ve çocuklarının hafızası onun varlığını taşımaya devam edecektir.

“ANNENİZ SİZİ HAYATINDAN DAHA ÇOK SEVDİ”

Anne, çocuklarının bir gün fotoğrafına bakarak kendisini sormasını düşünüyor:

“Annemiz nerede?”

Bu soruya verilmesini istediği cevap ise şarkının bütün hikâyesini özetliyor:

“Anneniz sizi,
Kendi hayatından daha çok seviyordu.”

Anne çocuklarına hastalığını, korkularını veya yaşadığı acıları anlatan uzun açıklamalar bırakmıyor.

Onların bilmesini istediği tek gerçek, hayatındaki en büyük sevginin çocukları olduğudur.

“BİR ANNENİN SON DUASI ÇOCUKLARININ İSİMLERİYLE BAŞLAR”

Şarkının finalinde anneliğin ölümle sona ermeyeceği vurgulanıyor:

“Bir annenin son duası,
Çocuklarının isimleriyle başlar.”

Anne son nefesinde bile kendisini değil, çocuklarını düşünüyor.

Ölüm fiziksel bir ayrılık yaratabilir. Ancak annenin sevgisi, çocukların hatıralarında ve hayatlarında yaşamaya devam edecektir.

“Ben onların içinde yaşayacağım” sözü, eserin en güçlü umut mesajını oluşturuyor.

KLİPTE BİR ANNENİN YARIM KALAN VEDASI ANLATILABİLİR

Şarkının klibi, akşam saatlerinde pencerenin önünde duran bir annenin görüntüsüyle başlayabilir.

Dışarıda gece yavaşça çökerken anne, çocuklarının oynadığı odaya sessizce bakabilir.

Doktorların sözlerinin geçtiği bölümde hastane görüntüsü kullanmak yerine masanın üzerinde duran kapalı bir sağlık dosyası gösterilebilir.

“Onlara sarılmaya doyamadım” sözlerinde anne, uyuyan çocuklarının saçlarını okşayabilir.

Nakaratta çocukların babası kapının önünde dururken anne, bakışlarıyla çocukları ona emanet edebilir.

“Kıyafetleri hâlâ bıraktıkları yerde” bölümünde dolaptaki küçük giysiler, yerdeki oyuncaklar ve açık kalmış bir masal kitabı gösterilebilir.

“Annemiz nerede?” sözlerinde zaman ileriye taşınabilir. Çocuklar annelerinin bir fotoğrafının karşısında durabilir.

Finalde çocukların birbirlerine sarılması ve sabah ışığının odaya girmesiyle annenin sevgisinin onların içinde yaşamaya devam ettiği anlatılabilir.

SEYHAN SOYLU’DAN ARAPÇA BİR ANNELİK AĞITI

Seyhan Soylu Sisi’nin müzik serisinin 47. şarkısı, Şam ve Lübnan Arapçasıyla hazırlanan son derece duygusal bir annelik hikâyesini anlatıyor.

Söz ve müziği Seyhan Soylu’ya ait olan “إلكن أمانة – Size Emanet”, hayatının sonuna yaklaştığını anlayan bir annenin çocuklarını eşine emanet etmesini konu alıyor.

“Çocuklarımı uyumadan önce öp”, “Hastalandıklarında başlarında sen bekle”, “Önce çocuklarıma bir anne seç” ve “Anneniz sizi hayatından daha çok sevdi” sözleri, eserin temel duygusunu oluşturuyor.

Şarkıda annenin acısı büyük olaylardan çok çocukların kıyafetleri, oyuncakları, evde yankılanan kahkahaları ve bir fotoğrafın karşısında sorulacak “Annemiz nerede?” sorusu üzerinden anlatılıyor.

Eserin merkezinde annenin çocuklarına duyduğu koşulsuz sevgi ve ölümünden sonra bile onların yanında olma arzusu bulunuyor.

Seyhan Soylu Sisi’nin 47. şarkısı, çocuklarını geride bırakmak zorunda kalan bir annenin son duasını, vasiyetini ve sonsuza kadar devam edecek sevgisini anlatan yürek burkan bir ağıt niteliği taşıyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter