ABD, İsrail ve İran arasındaki mevcut gerilimli savaşta, İsrail’e tedarik edilen bazı bombaların üreticisi olarak adı geçen firmanın Türkiye merkezli olduğu iddiası gündemi sarstı. İddialara göre, İstanbul merkezli Repkon firması, 660 milyon dolar karşılığında 27 bin adet, her biri 400 kilogram ağırlığında MK-80 bombayı İsrail’e sattı. Bu iddia, hem siyasi hem de savunma sanayi camiasında geniş yankı uyandırdı. ABD’deki iştiraki Repkon USA aracılığıyla gerçekleştirildiği öne sürülen satış, Türkiye’de ve TBMM’de ciddi tepkilere yol açtı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, konuyla ilgili sert açıklamalarda bulunarak, hükümeti şeffaf olmaya çağırdı: “Bir açıklama yapın. Böyle bir şey var mı, yok mu? Yoksa böyle bir olayın ticaretin konusu olduğunu ve kamu yönetimini ilgilendirmediğini mi söyleyeceksiniz? Ses verin, konuşun! Bu sessizlik utanç vericidir!” sözleriyle hem hükümete hem de savunma sanayi yetkililerine tepki gösterdi.
İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise konuyu TBMM’ye taşıdı. Çömez, Savunma Bakanı Yaşar Güler’den şu soruların yanıtlanmasını istedi: ABD’de faaliyet gösteren Repkon USA şirketinin sahiplik yapısı nedir? Türkiye’de faaliyet gösteren Repkon şirketi ile nasıl bir bağı vardır? MK-80 serisi bombaların gövde üretimini bu firmanın gerçekleştirdiği ve ABD aracılığıyla İsrail’e satıldığı iddiaları doğru mudur?
Tepkilerin artması üzerine Repkon firması da yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şirketin doğrudan satış yapmadığı ima edilerek, “Şirketimizin doğrudan hedef gösterilmesi kabul edilemez bir durumdur” denildi. Firma, iddiaların kamuoyunu yanıltabileceğine dikkat çekti ancak konuya ilişkin detaylı bir açıklama sunmadı.
Savunma sanayi uzmanları, bu tür ihracat ve tedarik zincirlerinin uluslararası anlaşmalar ve ülke güvenliği açısından son derece hassas olduğunu belirtiyor. Türkiye merkezli bir firmanın, ABD üzerinden İsrail’e mühimmat sağlayıp sağlamadığı iddiası, hem diplomatik hem de politik açıdan tartışmaları beraberinde getirdi.
Öte yandan, TBMM’de konunun soru önergeleriyle gündeme taşınması ve siyasi partilerin açıklama talepleri, olayın ciddiyetini gösteriyor. Gelişmeler, Türkiye’nin savunma sanayi şirketlerinin uluslararası ilişkilerdeki rolünü ve ihracat politikalarını da tartışmaya açmış durumda.
Bu iddialar ve tepkiler, hem Türkiye’de hem de uluslararası arenada gündemden düşmüyor. Olay, savunma sanayisinin şeffaflığı, ulusal güvenlik ve dış politika açısından ciddi bir tartışma başlatmış durumda. Hem kamuoyu hem de siyasi partiler, konuya ilişkin net ve detaylı açıklama bekliyor.
