Vize almak isteyen binlerce vatandaşın uzun süredir şikayet ettiği randevu kriziyle ilgili yürütülen soruşturmada dikkat çeken gelişmeler yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı soruşturma kapsamında gözaltına alınan 41 şüpheliden 37’si tutuklanırken, soruşturmanın detayları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yetkililerin tespitlerine göre bazı kişi ve şirketler, vize danışmanlığı adı altında faaliyet göstererek çevrim içi randevu sistemlerini manipüle etti, vatandaşların randevu almasını zorlaştırdı ve milyonlarca liralık haksız kazanç elde etti.
Soruşturmanın temelinde, konsolosluklar ve yetkili aracı kurumlar tarafından kullanılan çevrim içi vize randevu sistemlerine yönelik gerçekleştirilen yazılım destekli müdahaleler yer aldı. İddialara göre şüpheliler, kamuoyunda “bot” olarak bilinen otomatik yazılımlar kullanarak sistemlerdeki randevuları toplu şekilde topladı. Bu yöntemle normal vatandaşların sisteme erişimi zorlaştırılırken, randevu bulmak isteyen kişiler yüksek ücretler ödemeye yönlendirildi.
Yürütülen incelemelerde, şüphelilerin vatandaşlara belirli süre içerisinde vize veya randevu garantisi verdiği, bunun karşılığında ise danışmanlık, hizmet bedeli veya yazılım ücreti adı altında yüksek miktarlarda para talep ettiği belirlendi. Bazı durumlarda vaat edilen hizmetlerin yerine getirilmediği, buna rağmen vatandaşlardan alınan ücretlerin geri ödenmediği tespit edildi. Bu durumun binlerce kişinin mağduriyet yaşamasına neden olduğu değerlendiriliyor.
Soruşturmanın dikkat çeken bir diğer boyutu ise kişisel veriler oldu. Yetkililer, başvuru sahiplerine ait kimlik ve iletişim bilgilerinin çeşitli dijital sistemlerde depolandığını ve bazı durumlarda üçüncü taraf platformlara aktarıldığını belirledi. Bu durum, yalnızca mali dolandırıcılık değil aynı zamanda kişisel verilerin korunması açısından da ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan mali incelemeler, soruşturmanın boyutunu gözler önüne serdi. Ocak 2024 ile Temmuz 2026 tarihleri arasında soruşturma kapsamındaki şirketlerin hesaplarında yaklaşık 2 milyar 841 milyon liralık işlem hacmi tespit edildi. Aynı dönemde 41 binden fazla kişiden yaklaşık 918 milyon lira tahsil edildiği ortaya çıktı. Uzmanlar, bu rakamların Türkiye’de bugüne kadar ortaya çıkarılan en büyük vize aracılık soruşturmalarından biri olduğunu belirtiyor.
Mali analizlerde, elde edilen gelirlerin önemli bölümünün şirket ortakları ve çalışanlarının hesaplarına aktarıldığı da belirlendi. Bunun yanı sıra yoğun nakit para hareketleri, kripto varlık işlemleri ve kıymetli maden alım satımları da soruşturma dosyasına girdi. Yetkililer, para trafiğinin detaylı şekilde incelendiğini ve yeni tespitlerin yapılabileceğini ifade ediyor.
Soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Toplam 63 adrese gerçekleştirilen baskınlarda çok sayıda dijital materyal, bilgisayar, telefon ve belgeye el konuldu. Operasyonların ardından 49 şüpheli hakkında işlem başlatılırken, bunlardan 41’i gözaltına alındı.
Jandarmadaki işlemleri tamamlanan şüpheliler daha sonra sağlık kontrollerinden geçirilerek İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık tarafından ifadeleri alınan şüphelilerden 38’i tutuklama talebiyle mahkemeye gönderildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 37 kişinin tutuklanmasına karar verildi.
Dört şüpheli hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı ve belirli aralıklarla imza verme şartı içeren adli kontrol tedbirleri uygulandı. Soruşturmanın devam ettiği ve elde edilen yeni delillere göre dosyanın kapsamının genişleyebileceği belirtiliyor.
Yetkililer, vatandaşları vize işlemleri konusunda dikkatli olmaları yönünde uyarırken, resmi kurumlar dışında garanti vize veya garanti randevu vaadiyle para talep eden kişi ve kuruluşlara karşı temkinli olunması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar ise dijital sistemlerin kötüye kullanılmasına yönelik bu tür organizasyonların yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası güvenlik açısından da ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor.
Türkiye genelinde ses getiren operasyon, uzun süredir tartışma konusu olan vize randevu krizinin perde arkasını ortaya çıkarması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni gözaltılar ve ek mali incelemelerin gündeme gelebileceği belirtiliyor.
