Yükseköğretim sisteminde önemli değişiklikler öngören kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edildi. Düzenleme; öğrenci affından akademik disipline, tez yazdıranlara uygulanacak yaptırımlardan öğretim elemanlarına güvenlik soruşturmasına kadar birçok başlıkta yeni uygulamalar içeriyor.
Kanun teklifiyle birlikte yükseköğretim kurumlarının işleyişine ilişkin çok sayıda düzenleme hayata geçirilirken, öğrenciler, akademisyenler ve vakıf üniversitelerini ilgilendiren önemli değişiklikler de gündeme geldi.
Azami süresini dolduran son sınıf öğrencilerine ek hak
Teklifin en dikkat çeken maddelerinden biri, kamuoyunda “öğrenci affı” olarak değerlendirilen düzenleme oldu.
Buna göre, azami öğrenim süresini doldurmuş ancak yalnızca son sınıfta bulunan öğrenciler, başarısız oldukları dersler için iki ek sınav hakkı veya ders tekrar hakkından yararlanabilecek. Ayrıca uygulamalı eğitimlerini ve intörnlüklerini tamamlayarak mezun olabilmelerinin önü açılacak.
Ancak bu düzenleme ara sınıf öğrencilerini kapsamıyor. Uygulamanın usul ve esasları ise Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenecek.
Kimler öğrenci affından yararlanabilecek?
Komisyondan geçen düzenlemeye göre daha önce bu aftan yararlanmamış ve ağır suçlar kapsamında yer almayan öğrenciler, başvuru yapmaları halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine kaldıkları yerden devam edebilecek.
Terör suçları, kasten öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu suçları gibi ağır suçlardan hüküm giyen kişiler ise düzenleme kapsamı dışında tutuldu.
Ayrıca daha önce başka bir öğrenim düzeyinde af hakkından yararlanılmış olması, farklı bir eğitim seviyesinde yeniden bu haktan yararlanılmasına engel oluşturmayacak.
Polis Akademisi ve MSÜ kapsam dışında
Teklifte dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise öğrenci affının tüm yükseköğretim kurumlarını kapsamaması oldu.
Polis Akademisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlı harp okulları, astsubay meslek yüksekokulları ve enstitüler öğrenci affı kapsamı dışında bırakıldı.
Ayrıca bu kurumlar adına başka üniversitelerde öğrenim görürken ilişiği kesilen öğrenciler de düzenlemeden yararlanamayacak.
Akademisyenlere güvenlik soruşturması geliyor
Kanun teklifinin en çok tartışılan maddelerinden biri de öğretim elemanlarına yönelik güvenlik soruşturması düzenlemesi oldu.
Teklife göre Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nda değişikliğe gidilerek yükseköğretim kurumlarında görev yapacak öğretim elemanları da güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak personel kapsamına alınacak.
Tez yazdıranlara ve yazanlara ağır yaptırım
Yeni düzenleme, akademik etik ihlallerine yönelik cezaları da önemli ölçüde ağırlaştırıyor.
Başkalarının hazırladığı tez, makale veya projeleri kullanarak akademik unvan veya derece alanlar üniversite mesleğinden çıkarılabilecek.
Bu kişilere ayrıca 5 bin ila 10 bin gün arasında adli para cezası verilmesi öngörülüyor.
Ücret karşılığında tez veya akademik çalışma hazırlayanlar ile bu faaliyetlere aracılık edenler de aynı kapsamda cezalandırılacak. Bu işi meslek haline getirenlere ise 10 bin ila 20 bin gün arasında adli para cezası uygulanabilecek.
Disiplin soruşturmalarında yeni dönem
Kanun teklifiyle disiplin soruşturmalarında da yeni kurallar getiriliyor.
Buna göre soruşturulan personele savunmasını hazırlayabilmesi için en az yedi günlük süre tanınacak.
Hakkındaki suçlamalar ve talep edilen cezalar açık şekilde bildirilecek, dosyayı inceleme hakkı kendisine önceden hatırlatılacak.
Belirlenen süre içinde savunma yapılmaması halinde ise kişinin savunma hakkından vazgeçtiği kabul edilerek mevcut deliller doğrultusunda karar verilebilecek.
Emekli öğretim üyelerine sözleşmeli çalışma imkanı
Teklifte emeklilik yaş haddini dolduran öğretim üyelerine ilişkin yeni bir düzenleme de yer aldı.
Buna göre üniversitelerin ihtiyaç duyması ve YÖK’ün uygun görmesi halinde öğretim üyeleri 75 yaşını geçmemek kaydıyla ikişer yıllık sözleşmelerle görev yapmaya devam edebilecek.
Vakıf üniversitelerine yeni yaptırımlar
Düzenleme, vakıf üniversiteleri için de yeni yaptırımlar getiriyor.
Akademik ve mali şartları yerine getirmeyen vakıf üniversitelerine program açma yasağı, kontenjan kısıtlaması ve öğrenci alımının durdurulması gibi idari yaptırımlar uygulanabilecek.
Faaliyet izni geçici olarak kaldırılan bir üniversite, eksikliklerini üç yıl içinde gideremezse faaliyet izni tamamen iptal edilebilecek.
Mali yapısı eğitim faaliyetlerini sürdüremeyecek düzeye gelen vakıf üniversiteleri ise devlet üniversitelerine devredilebilecek. Öğrencilerin eğitim haklarının korunacağı belirtilirken, kamu kaynağı kullanılmadan maliyetlerin teminat hesaplarından karşılanması öngörülüyor.
Bilimsel araştırmalara destek
Kanun teklifi üniversitelerde yürütülen bilimsel araştırma projelerine yönelik finansman düzenlemelerini de içeriyor.
Sağlık Bakanlığı ile ortak kullanılan sağlık tesislerinin gelirlerinden belirli bir payın bilimsel araştırma projelerine aktarılması planlanırken, uygulamaya ilişkin ayrıntıların YÖK tarafından belirleneceği ifade edildi. Komisyonda verilen önergeyle bu düzenlemenin bir bölümü teklif metninden çıkarıldı.
Yurt dışında üniversite açılabilecek
Teklif kapsamında devlet üniversitelerine Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim ve eğitim programı açma yetkisi de veriliyor.
Yurt dışındaki bu faaliyetlerde görev yapacak personelin çalışma usulleri ile mali süreçler ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenecek. Ayrıca birden fazla üniversitenin ortak teknoloji transfer ofisi kurmasının da önü açılıyor.
Komisyonda kabul edilen teklifin, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesinin ardından yasalaşma sürecini tamamlaması bekleniyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde yükseköğretim sisteminde öğrenci haklarından akademik disipline, üniversite yönetiminden öğretim elemanlarının çalışma koşullarına kadar birçok alanda önemli değişiklikler hayata geçirilecek.
