Programın sunucusu Ahmet Hakan’ın “No comment diyebilirsiniz” ifadesine rağmen Fidan’ın konuşmaması ve ardından konunun değiştirilmesi, kamuoyunda farklı değerlendirmelere neden oldu. Bazı yorumcular bu tavrı diplomatik bir refleks olarak değerlendirirken, bazıları ise bunun bilinçli bir stratejik iletişim tercihi olabileceğini savundu. Özellikle savunma ve dış politika gibi hassas başlıklarda açık mesaj vermekten kaçınmanın, devlet geleneğinde sıkça başvurulan bir yöntem olduğu vurgulandı.
Olayın yankıları yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. İsrail ve Yunanistan başta olmak üzere birçok ülkenin basın organı, Fidan’ın sessizliğini manşetlerine taşıdı. İsrail merkezli gazeteler, Türkiye’nin bölgesel güç dengelerindeki rolüne dikkat çekerek bu tutumu “mesaj niteliğinde” olarak yorumladı. Bazı analizlerde, Ankara’nın olası stratejik planlarını açık etmeme yaklaşımı içinde hareket ettiği ileri sürüldü.
Yunan basınında ise konu daha çok güvenlik perspektifinden ele alındı. Bazı gazeteler, Fidan’ın yanıt vermemesini “örtülü bir işaret” şeklinde değerlendirirken, bazı köşe yazılarında bunun Atina açısından soru işaretleri doğurduğu ifade edildi. Zamanlamanın, küresel ölçekte nükleer silahlanma tartışmalarının yeniden yoğunlaştığı bir döneme denk gelmesi de dikkat çekici bulundu.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, diplomasi dilinde sessizliğin de bir iletişim biçimi olduğunu hatırlatıyor. Açık bir beyanın olmaması, bazen mevcut politikayı teyit etmek kadar, stratejik belirsizlik yaratma amacı da taşıyabiliyor. Bununla birlikte Türkiye, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bir ülke konumunda bulunuyor ve resmi olarak nükleer silah geliştirme yönünde açıklanmış bir programı bulunmuyor.
Yaşanan gelişme, hem iç politikada hem de dış basında geniş yankı uyandırırken, Ankara’nın önümüzdeki süreçte konuya ilişkin yeni bir açıklama yapıp yapmayacağı merak konusu oldu. Fidan’ın birkaç saniyelik sessizliği, diplomasi ve stratejik iletişim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.