ABD ile İran arasındaki gerilimi sona erdirme amacıyla gündeme gelen 45 günlük ateşkes planına Tahran’dan resmi yanıt geldi. İranlı üst düzey bir yetkili, teklifin incelendiğini ancak “baskı altında karar verilmeyeceğini” vurgulayarak diplomatik sürece ilişkin temkinli bir duruş sergiledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a verdiği süreyi uzatmasının hemen ardından gelen bu açıklama, iki ülke arasında yürütülen müzakerelerin hassasiyetini ortaya koyuyor. Trump, İran’a daha önce duyurduğu sürenin dolmasına az kala, süreyi 20 saat daha uzattığını açıklamış ve yoğun müzakerelerin sürdüğünü belirtmişti. Ancak Trump aynı zamanda, anlaşma sağlanmazsa “orada her şeyi havaya uçuracağını” söyleyerek sert bir uyarıda bulunmuştu.
Türkiye, Mısır ve Pakistan arabulucular arasında
Diplomatik temaslar yalnızca doğrudan mesajlarla sınırlı değil. Taraflar arasında Türkiye, Pakistan ve Mısır arabulucular olarak sürece dahil oluyor. ABD’nin Ortadoğu Elçisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında mesajlaşmaların sürdüğü, ayrıca çok kanallı bir müzakere trafiğinin yürütüldüğü ifade ediliyor.
İki aşamalı ateşkes planı
Görüşmelerde öne çıkan formül, iki aşamalı bir plan:
- Geçici ateşkes: Kalıcı barışın şartlarının müzakere edileceği 45 günlük geçici bir ateşkes uygulanması planlanıyor. Diplomatik kaynaklara göre, bu sürenin gerektiğinde uzatılması mümkün.
- Kapsamlı anlaşma: Savaşın tamamen sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bir anlaşma, geçici ateşkesin ardından şekillendirilecek.
Kritik başlıklar: Hürmüz Boğazı ve uranyum
Tahran için masadaki en güçlü kozlar, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları. İran, geçici ateşkese yanaşsa da bu alanlarda geri adım atmaya temkinli.
Diplomatik kaynaklar, Tahran’ın son tarih baskısını reddeden yaklaşımının, müzakerelerin kısa vadede sonuçlanmasını zorlaştırdığını, ancak arabulucular aracılığıyla sürecin önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşacağını belirtiyor.
Bu gelişmeler, ABD ve İran arasındaki çatışmanın çözümü için uluslararası arenada yürütülen hassas diplomatik çabaların sürdüğünü gösteriyor ve tarafların taviz vermekte çekimser davrandığını ortaya koyuyor.
