featured

Eski döngüler neden tekrar ediyor? Yeni başlangıçlara yer açmanın yolları

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan hayatında bazı dönemler vardır. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünse de kişi kendi içerisinde önemli bir değişimin başladığını hissedebilir.

Bazı ilişkiler anlamını kaybeder, bazı insanlar hayatın dışında kalır, geçmişte mutluluk veren şeyler eskisi kadar heyecan yaratmaz. Uzun yıllardır taşınan düşünceler ve alışkanlıklar ise zamanla kişiye ağır gelmeye başlayabilir.

Bu dönemlerde birçok kişinin kendisine benzer bir soru sorması mümkün:

“Artık hayatımda başka bir şey istiyorum.”

Uzmanlar, kişinin yaşamında değişim ihtiyacını fark etmesinin, kendisini değerlendirmesi ve alışkanlıklarını gözden geçirmesi açısından önemli olabileceğine dikkat çekiyor. Enerji terapisti Simay Ohara da bu süreci, eski döngülerin fark edilmesi ve yeni başlangıçlara alan açılması üzerinden değerlendiriyor.

Aynı döngüler neden tekrar ediyor?

İnsanlar zaman zaman farkında olmadan benzer olayları tekrar tekrar yaşayabiliyor.

Benzer ilişki biçimleri, aynı hayal kırıklıkları, sürekli ertelenen kararlar veya tekrar eden korkular kişinin hayatında bir döngü oluşturabiliyor.

“Bu kez farklı olacak” düşüncesiyle başlayan süreç, bir süre sonra yeniden aynı noktaya ulaşabiliyor.

Bu noktada kişinin kendisine “Neden hep aynı yere dönüyorum?” sorusunu yöneltmesi önem kazanıyor.

Geçmiş deneyimler, öğrenilmiş davranışlar ve alışkanlıklar bugünkü kararları etkileyebiliyor. İnsan zihninin tanıdık olana yönelmesi nedeniyle, kişiye iyi gelmeyen bir düzen dahi sırf alışılmış olduğu için güvenli hissedilebiliyor.

Simay Ohara ise enerji terapisi yaklaşımında bu tekrarların kişinin kendisini fark etmesi gereken alanlara işaret edebileceğini ifade ediyor.

Buradaki temel yaklaşımın geçmişi silmek değil, geçmişin bugünkü hayat üzerindeki etkisini fark etmek olduğu belirtiliyor.

“Bazen enerji gitmez, biz bırakmayız”

Geçmişte yaşanan bir olayın sona ermesi, o olayın kişinin zihninde de sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor.

Bir ilişki bitse bile kişi yaşananları zihninde sürdürmeye devam edebiliyor. Bir dönem sona erse de insan eski hayatına veya eski haline dönmeye çalışabiliyor.

Benzer şekilde, kişiyi yoran bir ortamdan uzaklaşılmış olsa bile yaşanan duygular uzun süre taşınabiliyor.

Bu durum zaman içerisinde kişinin kendisini yorgun hissetmesine neden olabiliyor.

Günlük hayatta “enerjim düştü” şeklinde ifade edilen bu hislerin altında, kişinin zihinsel ve duygusal olarak geçmişte yaşadığı bazı deneyimleri hâlâ taşıması da bulunabiliyor.

Ohara, bu noktada “bırakma” kavramının önemine dikkat çekiyor.

Bırakmanın unutmak veya yaşananları inkâr etmek anlamına gelmediğini belirten Ohara’ya göre kişi, yaşadığı deneyimin kendisini nasıl değiştirdiğini kabul ederek geçmişin bugünkü hayatını yönetmesine izin vermemeyi öğrenebilir.

Yeni başlangıçlar önce zihinde başlıyor

Yeni bir eve taşınmak, yeni bir işe başlamak veya yeni bir ilişkiye adım atmak dışarıdan görülebilen değişimler arasında yer alıyor.

Ancak kişinin kendi içerisinde yeni bir sayfa açması çok daha farklı bir süreç olabiliyor.

Geçmişten gelen bazı düşünceler, değişimin önünde engel oluşturabiliyor.

“Ben bunu hak etmiyorum.”

“Ben değişemem.”

“Benim hayatım hep böyle.”

“İnsanlara güvenemem.”

“Bundan sonra da aynı şey olacak.”

gibi düşünceler zaman içerisinde kişinin kendisi hakkında oluşturduğu kalıplara dönüşebiliyor.

Bu nedenle değişimin yalnızca dış koşulları değiştirmekten ibaret olmadığı, kişinin kendi düşünce ve davranışlarını da gözden geçirmesinin önemli olduğu ifade ediliyor.

Düşüncelerin değişmesi davranışlara, davranışların değişmesi ise zaman içerisinde yaşam tercihlerine yansıyabiliyor.

Kendini dinlemek neden önemli?

Günlük hayatın yoğunluğu içerisinde insanlar zaman zaman kendi ihtiyaçlarını ve duygularını geri plana atabiliyor.

Ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu veya hangi koşulların kendisini yorduğunu fark etmek zorlaşabiliyor.

Bu noktada kişinin kendisine zaman ayırması önem kazanıyor.

Sessizlikte birkaç dakika geçirmek, nefese odaklanmak, bedenin verdiği sinyalleri fark etmek veya kişinin kendisini etkileyen duyguları gözlemlemesi, iç dünyasını anlamasına yardımcı olabilecek yöntemler arasında değerlendiriliyor.

Enerji terapisi çalışmalarında da kişinin kendi iç dünyasıyla yeniden temas kurmasının önemli olduğu belirtiliyor.

Ancak enerji çalışmalarının tıbbi veya psikolojik tedavinin yerine geçmediğinin de altı çiziliyor. Yoğun kaygı, depresif belirtiler veya günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen psikolojik sorunlarda profesyonel destek alınması gerekiyor.

Her kapanış kayıp anlamına gelmiyor

Hayatta bazı ilişkilerin veya dönemlerin sona ermesi, ilk bakışta bir kayıp gibi görülebiliyor.

Çünkü sona eren yalnızca bir ilişki veya dönem değil, aynı zamanda o döneme ilişkin kurulan hayaller de olabiliyor.

Bu nedenle vedalar zorlayıcı olabiliyor.

Ancak bazı bitişlerin başarısızlık anlamına gelmediği de değerlendiriliyor.

Bir ilişkinin sona ermesi, kişinin başarısız olduğu anlamına gelmeyebilir. Bir ortamdan uzaklaşmak her zaman kaybetmek anlamına gelmeyebilir. Bazı değişimler, kişinin hayatında artık kendisine iyi gelmeyen koşulları geride bırakması olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle kapanışların yalnızca kayıp olarak değil, yeni bir dönem için alan oluşturabilecek değişimler olarak görülmesi mümkün.

Yeni yolun tamamını bilmek gerekmiyor

Değişim sürecinde insanların geleceğin tamamını görmek istemesi oldukça doğal.

Ancak yeni bir başlangıç yapabilmek için her şeyin önceden planlanmış olması gerekmeyebilir.

Bazen ilk adımı atmak yeterli olabilir.

Değişim her zaman büyük ve ani olaylarla ortaya çıkmaz. Bazen kişinin bir gün artık eskisi kadar üzülmediğini fark etmesiyle başlar.

Bazen sürekli kendisini açıklama ihtiyacı duymadığını fark eder.

Bazen “hayır” demekten korkmamaya başlar.

Bazen de geçmişe baktığında öfke yerine yaşadıklarından öğrendiklerini görür.

Bu süreç, kişinin geçmişle savaşmak yerine onu olduğu yerde bırakabilmesiyle şekillenebilir.

“Yeni bir başlangıç için önce içeride yer açmak gerekiyor”

Eski döngülerin sona ermesi her zaman kolay olmayabilir. Ancak kişinin kendi davranışlarını, düşüncelerini ve tekrar eden yaşam kalıplarını fark etmesi değişimin ilk adımlarından biri olabilir.

Enerji terapisti Simay Ohara da yeni başlangıçların yalnızca dış koşullardaki değişimlerle değil, kişinin kendi iç dünyasında başlattığı farkındalıkla da ilişkili olduğunu ifade ediyor.

Hayatta yeni bir döneme geçebilmek için bazen önce geçmişte kalan bazı yükleri bırakmak gerekebiliyor.

Ve belki de kişinin kendisine sorabileceği en önemli soru şu:

“Hayatımda artık bana hizmet etmeyen neyi bırakmaya hazırım?”

Bu sorunun cevabı hemen bulunmak zorunda değil.

Bazen yalnızca bu soruyu kendimize dürüstçe sormak bile değişimin başlangıcı olabilir.

Çünkü bazı yeni başlangıçlar dışarıda değil, insanın kendi içinde başlar.

Bir şeyin bitmesi, her şeyin bittiği anlamına gelmez. Bazen yalnızca yeni bir başlangıç için yer açılmış olur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter