İsrail ordusu, 3 Mart 2026 tarihinde Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine yönelik hava saldırılarını sürdürdü. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığı bilgilere göre, özellikle Harat Hıreyk Mahallesi başta olmak üzere Dahiye’nin farklı noktaları hedef alındı. Bu saldırılar kapsamında, Hizbullah’a bağlı Al Manar televizyonunun binası da vuruldu ve binada hasar meydana geldi. İsrail ordusu, operasyonun Hizbullah’a ait komuta merkezleri ve silah depolarını hedef aldığını açıkladı.
Hizbullah’tan karşı hamle: Ramat David Hava Üssü’ne İHA saldırısı
Karşı taraftan, Hizbullah, İsrail’in kuzeyinde yer alan Ramat David Hava Üssü’nün radar sistemleri ve kontrol odalarını insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu. İsrail ordusu ise Lübnan’dan gönderildiği belirtilen iki İHA’yı hava savunma sistemleriyle engellediğini açıkladı.
Karşılıklı saldırılar ve artan gerilim
İsrail ordusu, gece saatlerinde Lübnan’dan füze atışları tespit ettiğini ve ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiğini bildirmişti. Bu gelişmelerin ardından, Beyrut başta olmak üzere Lübnan genelinde Hizbullah hedef alınarak hava saldırıları düzenlendi. Gün boyunca devam eden operasyonlar, iki taraf arasında karşılıklı saldırıların sürdüğünü ve bölgedeki gerilimin giderek tırmandığını gösteriyor.
Güvenlik uzmanları, Beyrut ve çevresindeki stratejik noktaların hedef alınmasının hem sivil bölgelerde risk oluşturduğunu hem de bölgedeki çatışmanın daha geniş çaplı bir krize dönüşme ihtimalini artırdığını belirtiyor. Al Manar televizyon binasının vurulması, Lübnan’daki medya ve iletişim altyapısı üzerinde de ciddi etkiler yaratabilir.
Bölgesel etkiler
Beyrut’a yapılan hava saldırıları ve karşılıklı operasyonlar, Ortadoğu’daki mevcut gerginliği daha da derinleştiriyor. İsrail-Lübnan hattındaki çatışmaların devam etmesi, hem Lübnan’ın iç güvenliği hem de bölgedeki enerji ve ticaret koridorları açısından risk yaratıyor. Analistler, önümüzdeki günlerde her iki tarafın askeri ve diplomatik hamlelerinin bölgesel dengeleri belirleyeceğini vurguluyor.
Bölgede sivillerin güvenliği, insani yardım ve olası sivil kayıplar açısından da endişe yaratıyor. Bu gelişmeler, uluslararası toplumun dikkatini Lübnan ve İsrail arasındaki çatışmalara yeniden çekmiş durumda.
