Bakan Gürlek, Türkiye’de yargı sisteminin bu tür dosyalarda çok geniş bir delil değerlendirme mekanizması olduğunu belirterek, “cesedin bulunmamasının bir olayın cinayet olmadığı anlamına gelmediğini” net bir şekilde ifade etti. Ona göre ceza yargılamasında önemli olan tek unsur bedenin bulunması değil, olayın bütününe ışık tutan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesidir.
Açıklamasında özellikle Yargıtay kararlarına dikkat çeken Gürlek, bu konuda yerleşmiş çok sayıda içtihat bulunduğunu ve ceset bulunmadan da adam öldürme suçundan mahkûmiyet kararlarının verilebildiğini söyledi. Bu noktada hukukun, sadece fiziksel kanıtlarla sınırlı olmadığını, delil çeşitliliğine dayalı bir değerlendirme sistemi olduğunu vurguladı.
Gürlek’e göre cinayet soruşturmalarında; tanık beyanları, sanık ifadeleri, telefon ve dijital kayıtlar, kamera görüntüleri, teknik incelemeler ve olayın oluş şekli gibi birçok unsur birlikte ele alınıyor. Bu unsurların bir araya gelmesi halinde ceset bulunmasa bile olayın cinayet olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
Ayrıca Bakan, toplumda bu konuda yanlış bir algı oluştuğunu belirterek, “ceset yoksa suç yoktur” şeklindeki düşüncenin doğru olmadığını söyledi. Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğunu ve bu nedenle tek bir delile bağlı kalınmadığını dile getirdi.
Gürlek, faili meçhul dosyaların aydınlatılması konusunda da önemli bilgiler paylaştı. Türkiye genelinde 75 ilde yüzlerce dosya üzerinde çalışma yürütüldüğünü, geçmişte çözülememiş birçok cinayet dosyasının yeniden incelendiğini ve kurumsal kapasitenin artırıldığını açıkladı.