Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki önemli adımlarından biri olan Cenk programı kapsamında geliştirilen 2 bin kilometre menzilli balistik füze, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle İsrail basını ve güvenlik çevreleri, bu gelişmeyi bölgesel dengeleri değiştirebilecek önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Türkiye’nin kendi topraklarından İsrail’in tamamına ulaşabilecek kapasitede bir füze geliştirmiş olması, Tel Aviv’de ciddi güvenlik endişelerini gündeme getirdi.
İSRAİL’DE ENDİŞE VE YENİ STRATEJİ ARAYIŞI
İsrail merkezli Nziv haber sitesi, Türkiye’nin 2 bin kilometre menzilli balistik füzesinin, Tel Aviv’in savunma planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açtığını yazdı. Haberde, Cenk programının Türkiye’nin Orta Doğu’daki caydırıcılık kapasitesini güçlendirme ve bölgesel güç konumunu pekiştirme amacını taşıdığı vurgulandı. İsrail basını, bu gelişmeyi “İsrail için yeni bir tehdit” olarak nitelendirirken, özellikle füzenin Türkiye’nin herhangi bir noktasından İsrail’in tamamına erişim sağlayabilmesi üzerinde durdu.
ERDOĞAN’IN STRATEJİSİ VE YERLİ SAVUNMA SANAYİİ
Nziv’e göre Türkiye’nin bu hamlesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı silah tedarikine bağımlılığı azaltma ve ülkeyi bölgesel çatışmalarda daha baskın bir aktör hâline getirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Haberde, Türkiye’nin Roketsan ve Aselsan gibi şirketler öncülüğünde güçlü bir yerli savunma sanayii inşa ettiği, uçak ve tanktan uzun menzilli balistik füzeler ve hipersonik silahlara kadar geniş bir üretim kapasitesine ulaştığı belirtildi. Erdoğan’ın hedefinin Türkiye’yi “kimsenin meydan okumaya cesaret edemeyeceği bir caydırıcılık seviyesine” ulaştırmak olduğu vurgulandı.
MENZİL VE TEKNİK ÖZELLİKLERİN ETKİSİ
Türkiye’nin 2 bin kilometre menzilli balistik füzesi, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Güney Avrupa ve hatta Rusya’nın bazı bölgelerine kadar ulaşabilecek kapasiteye sahip. Haberde ayrıca Türkiye’nin ses hızının beş katını aşan hipersonik Tayfun Blok-4 füzesine de değinildi. Bu tür füzelerin mevcut hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmesi ve durdurulmasının son derece zor olduğu belirtildi.
İSRAİL’İN SAVUNMA PLANLARI YENİDEN ŞEKİLLENEBİLİR
Nziv’e göre Türkiye’nin orta menzilli füze kapasitesi, İsrail’in savunma stratejilerini yeniden değerlendirmesini gerektiriyor. Özellikle Arrow ve David’s Sling sistemlerinin kuzeybatıdan gelebilecek olası tehditlere karşı yeniden konumlandırılması veya güçlendirilmesi ihtiyacı doğabilir. Bu durum, İsrail’in operasyonel kapasitesini farklı cephelere yaymak zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
SİYASİ GERİLİM VE GELECEK ENDİŞELERİ
Haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik sert açıklamaları ve iki ülke arasındaki siyasi gerilimin, füze kapasitesinin potansiyel bir siyasi ve askeri baskı aracı olarak görülmesine yol açtığı ifade edildi. Türkiye’nin 2026 yılında gelişmiş füze modellerinin seri üretimine geçmesi bekleniyor ve bu durum, bölgesel güç dengeleri üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabilir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin geliştirdiği 2 bin kilometre menzilli balistik füze, sadece ulusal savunma kapasitesini artırmakla kalmayıp, Orta Doğu’daki stratejik dengeleri de doğrudan etkileyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İsrail’in güvenlik çevrelerinde oluşan kaygılar ve olası stratejik önlemler, bölgedeki dengeleri ve askeri planlamayı yeniden şekillendirebilir.
