Marmaris’te orman yangınlarıyla mücadele sürerken, doğanın korunması için iş dünyasından dikkat çeken bir adım geldi. TURKA, ilgili bakanlıklarla koordinasyon halinde 2027’den itibaren Türkiye genelindeki 249 araç muayene istasyonunu yangınlara karşı ilk müdahaleye destek verebilecek noktalara dönüştürmek için çalışma başlattı.
Türkiye, yaz aylarında art arda çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, yangınların büyümeden kontrol altına alınabilmesi için yeni bir proje gündeme geldi. Met-Gün Grup’un sahibi Metin Güneş’in öncülüğünde gündeme taşınan proje kapsamında, TURKA’nın Türkiye geneline yayılacak araç muayene istasyonlarının yangınlara karşı ek bir ilk müdahale kapasitesi oluşturması hedefleniyor.
Projenin temelinde, yangın çıktıktan sonra fidan dikmek veya maddi yardım yapmak yerine, yangınların büyümesini önleyecek altyapının önceden oluşturulması fikri bulunuyor.
249 istasyon yangına karşı hazır hale getirilecek
MOI Ortak Girişim Grubu tarafından yürütülecek araç muayene hizmetleri, 15 Ağustos 2027 itibarıyla TURKA markasıyla başlayacak. Yeni dönemde Türkiye’nin 81 ilinde 249 sabit araç muayene istasyonunun faaliyet göstermesi planlanıyor. Sabit istasyonların yanı sıra mobil istasyonların da sisteme dahil edilmesi bekleniyor.
Proje kapsamında bu geniş fiziksel ağın yalnızca araç muayene hizmeti veren merkezlerden oluşmaması, aynı zamanda uygun noktalarda orman yangınlarına karşı hazırlıklı birer destek merkezi haline getirilmesi amaçlanıyor.
Bu doğrultuda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordinasyon sağlanması için çalışmalar yürütülüyor.
Planın hayata geçmesi halinde, uygun görülen TURKA istasyonlarının yeni nesil yangın söndürme ekipmanlarıyla donatılması ve istasyonlarda görev yapan personelin yangına ilk müdahale konusunda eğitim alması öngörülüyor.
Buradaki amaç, TURKA çalışanlarının profesyonel itfaiye veya Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin yerini alması değil. Asıl hedef, profesyonel ekipler bölgeye ulaşıncaya kadar yangının büyümesini engelleyecek ilk müdahaleye eğitimli personel ve doğru ekipmanla destek olmak.
Orman yangınlarında zamanla yarışılıyor
Orman yangınlarıyla mücadelede yalnızca hava araçlarının sayısı değil, kara ekiplerinin olay yerine ne kadar hızlı ulaşabildiği de büyük önem taşıyor.
Marmaris’te yaşanan son yangın da bu gerçeği bir kez daha ortaya koydu. Yalancıboğaz’da başlayan yangına müdahale sırasında bölgenin zorlu coğrafyası nedeniyle bazı arazöz ve iş makineleri Aksaz Deniz Üs Komutanlığı’nın çıkarma gemileriyle taşındı.
Muğla Valisi İdris Akbıyık’ın açıklamasına göre yangınla mücadelede 217 personel, 7 uçak, 16 helikopter ve 82 kara unsuru görev aldı.
Yangının kontrol altına alınması için havadan ve karadan müdahale sürerken, özellikle yangının ilk dakikalarında yapılacak müdahalenin ne kadar kritik olduğu bir kez daha görüldü.
İşte TURKA projesinin önem kazandığı nokta da burada ortaya çıkıyor.
81 ilde yaygın bir istasyon ağına sahip olmak, yangınla mücadelede ihtiyaç duyulan ek kapasitenin farklı bölgelere dağıtılması anlamına gelebilir.
Amaç profesyonel ekipler gelene kadar zaman kazanmak
Projede esas alınan düşünce oldukça basit: Yangın büyümeden müdahale etmek.
Bir orman yangınında ilk dakikalar, yangının küçük bir alanda kontrol altına alınmasıyla geniş bir bölgeye yayılması arasındaki farkı yaratabiliyor.
Bu nedenle TURKA istasyonlarının uygun ekipmanlarla donatılması ve çalışanların temel yangın müdahalesi konusunda eğitilmesi, profesyonel ekiplerin olay yerine ulaşmasına kadar geçen sürede önemli bir destek sağlayabilir.
Elbette bunun için ekipman seçiminin, eğitimlerin ve müdahale yöntemlerinin ilgili kamu kurumlarının belirleyeceği standartlara uygun olması gerekiyor.
Projenin kamu kurumlarıyla koordineli biçimde yürütülmesi de bu nedenle kritik önem taşıyor.
“Doğamızı koruyalım çağrınıza ilk destek TURKA’dan geliyor”
Projenin gündeme gelmesinde, Patronlar Dünyası’nın “Miras” projesi kapsamında yaptığı çağrı da etkili oldu.
İş dünyasına “Bu ülkenin doğasına siz ne bırakacaksınız?” sorusunun yöneltildiği proje kapsamında, şirketlerin sahip oldukları imkanları doğanın korunması için kullanmasının önemine dikkat çekildi.
Metin Güneş de bu çağrıya TURKA’nın projesiyle karşılık verdi.
Güneş’in projeyi aktarırken kullandığı “Doğamızı koruyalım çağrınıza ilk destek TURKA’dan geliyor” sözleri, çalışmanın temel yaklaşımını da ortaya koydu.
Çünkü doğaya bırakılacak miras yalnızca yangından sonra dikilecek fidanlardan ibaret değil.
Asıl önemli olan, o fidanların ve mevcut ormanların yanmasını önleyebilmek.
Her şirketin doğaya bırakabileceği bir miras var
Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet gösteren şirketlerin doğanın korunmasına sağlayabileceği katkı, sahip oldukları imkanlara göre değişiyor.
Bir lojistik şirketi araçlarını ve lojistik gücünü, bir inşaat şirketi iş makinelerini, bir teknoloji şirketi sensörlerini ve yazılımlarını, bir otel ise su ve altyapı kapasitesini bu mücadeleye dahil edebilir.
TURKA’nın avantajı ise Türkiye’nin 81 iline yayılacak geniş fiziksel ağı.
249 sabit istasyon ve bunlara eklenmesi planlanan mobil istasyonlar, doğru şekilde organize edildiğinde yangınlara karşı ülke genelinde yaygın bir destek ağı oluşturabilir.
Bu sistemin Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevcut yangınla mücadele operasyonlarına entegre edilmesi halinde, profesyonel ekiplerin çalışmalarını tamamlayıcı bir yapı ortaya çıkabilir.
“İlk destek” olması hedefleniyor
TURKA’nın başlattığı bu çalışma, özel sektörün orman yangınlarıyla mücadelede yalnızca maddi bağışlarla değil, sahip olduğu altyapı ve insan kaynağıyla da sorumluluk üstlenebileceğini gösteriyor.
Marmaris’te alevlerin yükseldiği, ormanların ve doğal yaşamın bir kez daha tehdit altında olduğu bir dönemde böyle bir projenin gündeme gelmesi, yangınla mücadelede farklı aktörlerin birlikte hareket etmesinin önemini de ortaya koyuyor.
Şimdi gözler, ilgili bakanlıklarla yapılacak koordinasyon ve projenin nasıl uygulanacağına çevrilecek.
Eğer planlanan sistem başarıyla hayata geçirilirse, 2027’den itibaren Türkiye’nin 81 ilindeki TURKA istasyonları yalnızca araçların muayene edildiği noktalar değil, aynı zamanda doğanın korunmasına katkı sağlayan yeni nesil destek merkezleri haline gelebilir.
Doğaya bırakılacak en büyük miras ise belki de yanan bir ağacın yerine yenisini dikmekten önce, o ağacın yanmasını engelleyebilmek.
Ve bu nedenle TURKA’nın attığı adım, “ilk destek” olmasının yanı sıra, özel sektörün doğa ve yangın mücadelesindeki sorumluluğu açısından da yeni bir başlangıç olabilir.
