Haber Konseyi | Doğru Tarafsız Gazetecilik

AkhisarsporMKE AnkaragücüAytemiz AlanyasporAntalyasporİstanbul BaşakşehirBeşiktaşBursasporErzurum BBÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGöztepeKasımpaşaKayserisporAtiker KonyasporTrabzonsporDemir Grup SivassporYeni Malatyaspor

“Türk hocalar Premier Lig’de takım çalıştıramaz”

“Türk hocalar Premier Lig’de takım çalıştıramaz”
HaberKonseyi Editör
HaberKonseyi Editör( editor@haberkonseyi.com )
4 views
05 Mayıs 2022 - 10:07

Türkiye’deki antrenörlük düzenine aykırı davranıp Avrupa arenasına yönünü çeviren bir futbol insanı… 2004’te Galatasaray’da stajla başlayan antrenörlük kariyeri, 2005’te Fenerbahçe altyapısında sürdü. 2010’dan itibaren Başakşehir, Konyaspor, Altay, Akhisar Belediyespor takımlarında yardımcı antrenörlük yaptı; 2017’de UEFA Pro Lisans alarak Aykut Kocaman çatısında 1922 Konyaspor’da teknik direktörlüğe soyundu. Altay, Şanlıurfaspor, Hekimoğlu Trabzonspor maceraları ve zincirini kırmaya karar verme anı! Başvurdu, çalıştı, başardı ve İngiltere’de iki kulübün birden altyapısına kabul edildi: Port Vale ve Chorley! O isim Mustafa Alper Avcı…

Mustafa Alper Avcı, Hürriyet Gazetesi yazarlarından Murat Fevzi Tanırlı’ya özel açıklamalar yaptı.

Süper Lig ve Avrupa arasındaki farklılıkları anlatan Avcı, Türkiye’den herhangi bir teknik adamın Premier Lig’de takım çalıştırma ihtimaliyle ilgili ise “Hayalperestlik olur. Ancak Championship’te orta sıralarda ya da Division 1’de zirveye oynayan bir takımda görev almayı düşünürse kapılar açılabilir. Hangi ülke olursa olsun, önce düşünce yapımızı değiştirmeliyiz.” yorumunu yaptı.

İşte keyifli röportajın tamamı:

Murat Fevzi Tanırlı: A Milli Takım teknik direktörü Kuntz, Türk teknik adamların Avrupa liglerinde görev alabilmesiyle ilgili “Bunu başarmak kolay değil. 5 büyük ligden pro lisans almışsanız, iyi bir CV’ye sahipseniz şansınız yüksek. Bu liglerde bir Teknik Direktör değiştiğinde ilk akla gelen isimlerden kaçı Türk olabiliyor? Bu da aslında Türk futbolunun ve teknik adamlarının futbol dünyasındaki imajında saklı” dedi. Siz bu imajı bozacak vizyonla İngiltere’desiniz. Kuntz’un açıklamalarına istinaden ne söylersiniz?
Alper Avcı: Maalesef bir Türk antrenör olarak Kuntz’a katılıyorum. Türk antrenörün ve ülkemizin bir futbol kültürü yok. Alt yapı, profesyonellik, organizasyon açısından geliştirmemiz gereken çok nokta var. En basitinden İngilizce konuşan antrenör sayımız çok az. İngiltere’de şunu gözlemledim. 1 yıldır burada yaşayan, 25 ülkeyi ziyaret etmiş, futbolla ilgili bir insan olarak eğer işinizi doğru yapıyorsanız, liyakat sahibiyseniz size bir şekilde şans veriliyor. İlk geldiğimde birçok kesimden “Türk antrenör İngiltere’ye gidiyor. Ciddi zorluklar yaşayabilirsin”bakışı vardı. Tabii ki zorluk yaşanabilir. Burası futbolun mabedi, antrenör sayısı fazla, rekabet çok yüksek. Lakin belli bir seviyeden başlamayı göze alıyorsak birçok antrenör İngiltere’de başarılı olabilir.

Murat Fevzi Tanırlı: Süper Lİg’deki herhangi bir teknik adam, Premier Lig’de çalışabilir mi?
Alper Avcı: Süper Lig’de başarılı bir Türk antrenör, Premier Lig’de önümüzdeki sezon bir takımın başına geçebilir demek hayalperestlik olur. Ancak Championship’te orta sıralarda ya da Division 1’de zirveye oynayan bir takımda görev almayı düşünürse kapılar açılabilir. Hangi ülke olursa olsun, önce düşünce yapımızı değiştirmeliyiz.

Murat Fevzi Tanırlı: Türkiye’deki futbol dünyasından size ne gibi talepler geliyor?
Alper Avcı: Bazı kulüplerle oyuncularla ilgili fikir alışverişlerinde bulunduğumuzda Premier Lig’den bir oyuncu soruyor. Bu da antrenörlükteki zihniyetimiz gibi hayalperestlik!. Çünkü buradaki organizasyonun, sistemin muazzamlığından ancak sıradışı tekliflerle veya oynayamayan oyuncuların yeni mecra arayışlarıyla vazgeçirebilirsiniz. Döviz kuru da malum.

“Türkiye’de sürekli kaos ortamındayız, Avrupalı ise sadece saha içinde odaklı!”

Murat Fevzi Tanırlı: Antrenörlük kültürünü nasıl oluşturabiliriz?
Alper Avcı: İngiliz ve Almanlar çok ön planda lakin İspanyol, Portekiz, İtalyan antrenörün de bir futbol kimliği, antrenörlük felsefesi var. O yüzden öncelikle futbol kültürü oluşturmamız gerekiyor. Bir sistemin üzerinden yürümemiz gerekiyor. Bu sistem oturduğunda kendi antrenörlük meziyetlerimizi dünyanın birçok ülkesinde sergileyebilecek yetenekteyiz. Ancak biz Türkiye’de sürekli kaos ortamındayız, Avrupalı ise sadece saha içinde odaklı!

Murat Fevzi Tanırlı: Peki bu kültürü yaratmak için ne yapmalıyız?Teknik adamların zihniyetini mi değiştirmeliyiz? Federasyonun katı kurallar getirmesini mi sağlamalıyız? Bugün TFF Başkanı olsanız ilk olarak nereden başlarsınız
ALPER AVCI: Kesinlikle antrenör eğitiminden başlarım.Bunu ben değil, ileri gelen futbol ülkeleri söylüyor. İyi bir oyuncu yetiştirmek istiyorsanız, iyi bir antrenöre sahip olmalısınız. UEFA müfredatıyla aynı eğitimi alıyoruz. Ancak denetim, hak ediliş biçimi ve süreç takibi bizdeki en büyük problem! Bu sebeple antrenörlük kurslarının çok hassas organize edilerek liyakata dayalı, adil hepsinden öte denetimli yapıya geçmesi şart.

 

Mustafa Alper Avcı: Türk hocalar Premier Ligde takım çalıştıramaz

 

Murat Fevzi: İngiltere’de bu yapı nasıl?
Alper Avcı: İngiltere’de Continuing Professional Development(CPD) sistemi var. Bu sisteme ben de üyeyim artık. CPD sisteminde UEFA Pro Lisans sahibiyseniz 25 puan almanız gerekiyor. Sistem sürekli kendinizi geliştirmenizi bekliyor. Periyodik olarak eğitim tebligatı alıyoruz. Pek çok bölge federasyon temsilcilikleri var. Örneğin “sadece dar alan oyunlarına yönelik” bir eğitim bilgilendirmesi geliyor. Katıldığınızda sistem size 1 puan veriyor. Tamamı federasyon onaylı.
Ayrıca sadece futbol olarak da düşünmemek gerekiyor. Örneğin psikoloji ve anti-terör üzerine de bu kapsamda eğitim aldım. Kulübe şüpheli bir şahıs geldiğinde ya da statta şüpheli davranış veya sahipsiz çanta gördüğünüzde ne yapacaksınız gibi.Bu eğitimden de 1 puan aldım.

Murat Fevzi Tanırlı: Belirtilen puanları toplayamayan antrenörler görev yapamaz mı deniyor?
ALPER AVCI: Bunun cevabı İngiltere’deki antrenörlük hak ediş ve lisans seviyeleri sisteminde yatıyor. Örneğin bizde TFF’nin tüm işlem merkezi İstanbul’da. Burada ise merkezi otoriteden hariç 50 bölgesel federasyon var. 16 yaşını dolduran her birey, başka koşul aranmadan Level-1 antrenörlük belgesine sahip olabilir. “Dört Köşe” modeli var.Antrenörlük felsefesinin ve altyapı sistemlerinin temelini oluşturuyor. Önce ilk yardım sertifikası alma zorunluluğu var. Level-2’ye geçebilmek için Level-1’de antrenman organize edip, sahada sunumunuzu yapıp denetime gelen eğitmenlerden geçerli not almanız gerekiyor. Ayrıca sizden sezona dair aktivite planınız isteniyor. Bu plan neticesinde periyodik denetimleriniz başarılı geçerse Level-2’ye geçebiliyorsunuz.

Murat Fevzi Tanırlı: Lisans sisteminde bizimle en büyük fark nedir?
ALPER AVCI: Kim olursanız olun en fazla UEFA B seviyesinden başlayabiliyorsunuz. Bizde direkt UEFA A ile başlıyor profesyonel futbolcular. Hatta büyüklerimiz nasıl uygun görürse Pro Lisans’a kadar yolu var! Kurallarımız yok, hep esneklik var. Kursları bile B ve A aynı dönemde yapabiliyoruz.

Murat Fevzi Tanırlı: Diyelim ki Premier Lig’de futbol oynadım. Aynı şartlar mı?
ALPER AVCI: Hangi profesyonel oyuncu olursanız olun en yüksek UEFA B. Daha enteresanı şu. Premier Lİg’de dahi oynasanız federasyon size şunu diyebilir: “Hayır, seni denetimlerde uygun bulmadık. Level-1’den yetişerek gelmelisin”. 3 dönemdir şu kategorideyim artık yükselmem gerekiyor gibi bir periyot yok. Belki 3 sene, belki altı ay sonra. Bir kategori yükselmenize denetimdeki eğitmenler karar veriyor. En zor olan UEFA B lisansa sahip olmak. Kurs sonrasında U14 yaş kategorisinde federasyona bağlı bir kulüpte faal çalışmanız gerekiyor. Bu aşamadan sonra size atanan farklı dallarda mentorlar, koçlar devreye giriyor.

Murat Fevzi Tanırlı: Eğitmenler kimlerden oluşuyor? Ünlü teknik adamlar var mı?
ALPER AVCI: Bize gelen 30 yaşlarında 24’üne kadar faal futbol oynamış, federasyon bünyesine girerek mentor olmuş ve gelip sizin adaylığınızı denetleyen bir kadın. Her lisans seviyesinde sayısı artan, denetimi hassas yapılan bir sistemdesiniz. Sürekli sınavdasınız.

Murat Fevzi Tanırlı: Denetleme nasıl oluyor?
Alper Avcı: Antrenman öncesi hazırlığı, saha organizasyonu, sahadaki duruş, antrenman kapsamı, sahadaki pratikler, oyunculara hükmediş, oyunculara ses tonu ve tavrı, maç öncesi soyunma odası diyaloğunuz, maç konuşmanız gibi konularda notlar alıyor ve diyor ki “artılar bunlar, eksiler şunlar”. Belli bir periyot sonra tekrar geliyor. Çünkü sistem sadece beni değil, denetime geleni de denetliyor!

Murat Fevzi Tanırlı: “Hallederiz Kadir, dert etme” diyen yok yani.
Alper Avcı: UEFA B lisansı önemli eşik. 16 yaşında başlayıp 20’sinde UEFA B’ye hak kazanmış antrenörler var. Bizde yollar formalite denetimde ve çok uzun. Profesyonel liglerin çoğunda B lisansa sahipseniz çalışabiliyorsunuz. UEFA Pro Lisans sadece Premier Lig’de gerekli. Belki müfredatlarımız aynı ama denetim süreci ve lisansa ulaşma gerçekten zor. Çay, kahve, yemek, sohbet çerçevesinde ahbaplıkla hele hiç yok.

Murat Fevzi Tanırlı: Yabancı dilin antrenörün başarısında sizce ne kadar payı var?
Alper Avcı: Süper Lig’de 14 yabancı oyuncunuz var. İngilizce artık bir resmi ortak dil. Tecrübelerimle şunu paylaşabilirim. Başka bir ülkeden gelen oyuncunun adaptasyon süreci var. Yani sadece futbol olarak bakmamak lazım. Sosyal yönden de mutlu hissettiğinde saha performansına yansıyor. Dil bilmek bu anlamda ciddi avantaj. Direkt diyaloğa girdiğinizde oyuncu size yakın hissediyor. Antrenör için aslında en önemlisi oyuncunun size saygı duyması.Bizde güç gösterisi önemli, Avrupa’da ise antrenman modeliniz, verdiğiniz kaliteli eğitimden, adalet duygusu önemli.

Murat Fevzi Tanırlı: Kuntz’a Derwall, Feldkamp, Daum, Löw gibi Alman hocalar Türkiye’de güzel izler bıraktılar, ne dersiniz diye sorduklarında “Türk halkını iyi bildiklerini düşünüyorum.Fikirlerine çok saygı duyuluyordu.Söyledikleri hep Türk teknik adamlar tarafından dinlendi. Bu sayede de gelişim birlikte geldi. Bu insanların ortak özelliği zeki, disiplinli ve çalışkan olmalarıydı. Bu yüzden de iyi iz bıraktılar”. Siz nasıl bakıyorsunuz? Beşiktaş kısa zaman önce Fransız teknik adamla anlaştı. Bizde yerli mi yabancı mı olsun tartışması her daim var. Nasıl bir kıyas yapmak lazım?
Alper Avcı: Can alıcı ana fark organizasyon becerileri. Ülkemizde yabancılara daha fazla tolerans tanınmasının en büyük sebeplerinden biri sözleşme şartları.Çünkü yabancı bir antrenör Türkiye’ye geldiğinde federasyondan ziyade bütün yükümlülükleri UEFA’ya karşı. Kulüple arasındaki anlaşmazlıkları UEFA nezdinde sonuçlandırmak gerekiyor ve ciddi yaptırımları oluyor. Ama maalesef ülkemizde en kolay vazgeçilen kişiler Türk antrenörler oluyor burada. Bizlerin de hatası var. Çoğu profesyonel düşünmüyor. Talepleri yok. “Başarısız oldum, giderim”. Yabancılar her şartta ”sözleşme şartlarım bu, alacağım bu” diyor. Bizde sözleşme şartlarımız sağlam olsa çok daha farklı bir bakış açısı olabilir.

Murat Fevzi Tanırlı: Türkiye’de uzun zamandır UEFA Pro Lisans kargaşası var. Hep tartışılan nokta. Hamit Altıntop dedi ki “bazı toleranslarımız oluyor”. Pro Lisansı olmayanlar Süper Lİg takımı çalıştırıyor. Normalde talimatta lisansı olmayana veya kullandırana ceza var ama uygulanmıyor. Başka ülkelerde var mı böyle bir durum?
Alper Avcı: Çözüm net, basit, kalıcı. Kulüplere puan silmeye varan ciddi yaptırımlar uyguladığınızda düzelir. Kulübün tarihiymiş, yöneticileriymiş, ilişkilermiş önemsemeden ceza. Eğer bir profesyonellik ve denetim getirirsek, her alanda uzmanlar olursa sorun çok azalır. Bizde futbolculuk bitiyor, gelsin UEFA A’lar, Pro lisanslar! Dünyaya baktığınızda ünlü oyuncuların alt yapı kariyerleri var. Van Nistelrooy, PSV’de alt yapıda yıllarca çalıştı. Süreci doğru geçirip yollarına devam ettiler. Fakat burada şöyle bir ayrım yapmak istiyorum. Ana konumuz yeterlilik. Pro Lisans, A ya da B fark etmez, antrenörlük yeterlilik!

İSTANBULSPOR VE YETERLİLİK!

“TFF 1’de İstanbulspor’un teknik sorumlusunun pro lisansı yok. Ama şu anda Süper Lig’in en güçlü adaylarından. Diğer taraftan Süper Lig’de ise bazı antrenörlerin UEFA Pro lisansı var ama futbolunda ne zevk var ne de oyuncu gelişimi adına işaret veriyor.”

ALPER AVCI: Türkiye’de birçok teknik adamın ekibi var ama bu ekibe değer veren sayımız çok az. Teknolojiyi, verileri, istatistikleri, analiz sistemlerini kullanırken antrenman planlamayıp, maça adapte etmiyorsanız o zaman niye ekiple çalışıyorsunuz? O yüzden bana göre önüne geçilmesi gereken konular bizim aslında tam anlamıyla uzman kişilere görev vermek. Yoksa lisans türünün çok anlamı yok. Burada 16’sında başlayıp 20’sinde B lisans alabilme şansı var. Biz spor akademisinden mezun bir antrenöre C lisans veriyoruz!

Murat Fevzi Tanırlı: İngiltere ile kıyaslandığında aramızdaki farkı anlatan en önemli kelime nedir?
Alper Avcı: “Organizasyon mükemmeliği”. 30 milyon genç nüfusa sahibiz ancak altyapı ayrılan kaynak çok az. Burada kategorilere ayrılmış önemli görevlendirmeler var. Eğitim-antrenman*maç üçgeninde her görevde organize olmuşlar.Bizde altyapıda birçok takımın maç sahası yok. Bizde tüm liglerde altyapıya değer verilen kulüplerin bir arada oynaması ve oyuncu geliştirmesi şart. Kadro listeleri için kurallar koyuyoruz ama gerçekle yüzleşmekten uzağız.

Murat Fevzi Tanırlı: Çünkü kulüpler kuralı uygulayamazsa, aman ne olacak para cezası var, öderiz, geçeriz diyorlar.
Alper Avcı: Kural diyor ki 5 oyuncun alt yapıdan çıkmak zorunda. Ama sizin alt yapınız da o nitelikte bir oyuncu grubu yok. Halbuki kulüplerin ciddi gelirleri var. Süper Lig’den küme düşen takım bile 1 yıl içinde minimum 100 milyon TL kazanıyor. %5’ini altyapıya kaynak aktarma zorunluluğu getirseniz komple baştan inşa edebilirsiniz.

Murat Fevzi Tanırlı: Burada da altyapı antrenör sıkıntısı ve ücretleri devreye giriyor. Bizde alt yapı antrenörlüğü çaresizlik merkezi. Ara basamak görülüyor.
Alper Avcı: Evet, en büyük fark antrenör yaklaşımı ve eğitimi. Hem niteliği hem niceliği. Bizde İngiltere’deki gibi part time antrenörlük sistemi yok. Full time çalışılıyor lakin antrenman sahası yoksa, ekonomik anlamda güçsüzsen en ufak fırsatta alt yapıyı bırakıp antrenörler profesyonel takımları tercih ediyor. Alt yapı antrenörü İngiltere’deki gibi bizde de şunu diyebilmeli: İlla profesyonel takımda çalışmamı gerektiren bir sebep yok. Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın alt yapısında çalışıyorum. Türkiye şartlarında çok iyi bir maaş alıyorum, anlaşmam uzun süreli. Huzurluyum. Tesisim var. Oyuncu yetiştirmek idealim”

Murat Fevzi Tanırlı: Alt yapıda oyuncularla, ailelerle ilişkileriniz nasıl?
Alper Avcı: Safeguarding burada çok hassas katı kurallara sahip. Soyunma odasında baş başa kaLAMAZSıNIZ, Oyuncuyu odanıza çağırıp birebir görüşme yapamazsınız. Aile şikayet eder ve tespit edilirse direkt cezai yaptırım hatta ömür boyu antrenörlük yapamıyorsunuz.

 

Mustafa Alper Avcı: Türk hocalar Premier Ligde takım çalıştıramaz

 

Murat Fevzi Tanırlı: Türk usulü eti senin kemiği benim mantalitesi yok yani.
Alper Avcı: Biz babacan yaklaşırız oyunculara. Yeri gelir sarılırız, yeri gelir öperiz. Ama bizde de ne yazık ki Oyunculara tokat atan, bağıran antrenör versiyonları var.Burada kesinlikle böyle bir davranış içinde bulunamazsınız. Ağlayan bir çocuğu bile herkesin gözü önünde teskin edebilirsiniz. Whatsapp’tan sosyal medyadan alt yapı oyuncularıyla birebir iletişime geçmeniz dahi yasak.

Murat Fevzi Tanırlı: Alt yapıda teknolojik imkanlarınız ne seviyede?
Alper Avcı: Alt yaş gruplarında hangi seviye olursa federasyonla ankaşmalı yazılım şirketi tarafından kaydedilip analiz edildiği sistem var. Çok güzel antreman analiz programları dahi var. PMA program sayesinde sezon bittiğinde alt yapıdaki bir oyuncunun bile 1 yıllık karnesini veriyorsunuz. Antrenman katılım durumu,performansı, eğitim konularda değerlendirmeler, maçlarda aldığı süre bilgileri var. Her antrenman bitiminde antrenör bu programa verileri girmesi gerekiyor. Sadece sezon sonu değil, 6 haftalık geri bildirim veriyorsunuz oyuncuya.

Murat Fevzi Tanırlı: Aynı biz(!) diyebilir miyiz?
Alper Avcı: Sormayın, bizde alt yaş gruplarının bırakın maç kaydını bir tane mesaj veren verisine ulaşmak zor. Altyapıların teknik, taktik, fiziksel, sosyal artı ve eksi yönleri oyuncuya ve ailelere sürekli bildiriliyor.

Murat Fevzi Tanırlı: Siz seneye başka takıma gittiğinizde bu verilere antrenör olarak ulaştıgınızda muazzam bir ön bilgi diyebilir miyiz?
Alper Avcı: Elbette! Gerçekten inanılmaz bir program. Yeni takımınızdaki oyuncuların önceki sene boyunca yaptığı antrenmanlar, oyuncuyla ilgili yapılan yorum ve analizler hepsine ulaşabiliyorsunuz. Bizde Süper Lig kulüplerinin oyuncuyla ilgili bilgi formu niteliğinde verisi var.Antrenmanların işlendiği ve oyuncuya geri bildirimlerin yapıldığı bir düzen maalesef yok.

Murat Fevzi Tanırlı: Verileri kim denetliyor?
Alper Avcı: Organizasyon anahtar kelime demiştim ya. Beni denetleyen ilk adım Lead Coach’dan başlayarak yukarıya doğru baş antrenör,akademi menajeri şeklinde uzanan yapı var. Her birimin denetlenme seviyesi farklı. Antrenör ve oyuncu gelişiminden sorumlu ayrı bir antrenör dahi var. Federasyon da veriler düzenli tutuluyor mu diye alt yapı departmanı aracılığıyla kulübü denetliyor.

Murat Fevzi Tanırlı: Dolayısıyla İngiltere alt yapısına dair havuzda veriler birikiyor.
Alper Avcı: Tabii. Bu sisteme erişim sağlayan federasyon. Yani Port Vale kulübü ne yapmış, Man Utd’da neler yapılmış görüyorlar. Temel felsefe olarak yerleşmiş.

“Haftada 4 gün part-time Port Vale kulübünde çalışıyorum”

Murat Fevzi Tanırlı: İlginç noktalardan biri şu an iki farklı kulüpte antrenör olarak çalışıyor olmanız. Avrupa’da başka ülkelerde de var mı, yoksa bizde hiç olmadığı için mi bana çok şaşırtıcı geliyor?
Alper Avcı: İngiltere’de Akademi menajerleri ve lead coach görevleri full time. Ancak benim gibi herhangi bir yaş kategorisinin alt yapı antrenörlerine part time çalışma izni var. Haftada 4 gün part-time Port Vale kulübünde çalışıyorum. Ana işim dışında kulüpte full time kalmamı gerektirecek bir durum yok. Geri kalan vaktimde farklı lig kategorisinde olmak kaydıyla çalışma iznim oluyor. Diyelim ki Manchester United’da part time scout olarak çalışıyorsunuz, aynı zamanda bir alt lig takımı Bolton’un akademisinde antrenör olarak çalışabilirsiniz. Fenerbahçe’de çalışıyorsunuz ama diğer tarafta Sarıyer’de de görev alabilirsiniz gibi.

Murat Fevzi Tanırlı: Antrenör gelişimi ve vizyonu adına çarpıcı değil mi?
Alper Avcı: Kesinlikle! Çok geliştiriyor hem de sizin tanıtımınıza çok destek sağlıyor.

Murat Fevzi Tanırlı: Nasıl çalışıyorsunuz? Ekibiniz ve sisteminiz nasıl?
Alper Avcı: Bu arada önemli detay, her alt yapı takımında iki teknik direktör çalışıyoruz. U16 antrenmanına benimle beraber bir antrenör, kaleci antrenörü, fizyoterapist, atletik performans antrenörü ile çıkıyorsunuz. Hepsi part time çalışan. Hem kulüp ekonomisi için avantajlı, hem de zaman ve gelişim olarak. Türkiye’de uyarlanabilecek bir model.
Gerçekten herkes işini yapmaya çalışıyor. Enteresan nokltalarda biri de kulüplerin insan kaynakları ya da scouting departmanının başında futbolcu menajerleri de olabiliyor. Normalde birbirine çok zıt kavramlar. Düşünsenize Türkiye’de bir kulübün transfer komite başkanının futbolcu menajeri olduğunu. Allah korusun! Burada güven ve şeffaflık esas.

Murat Fevzi Tanırlı: İşe alım süreci dediniz. Nasıl gerçekleşti sizin?
Alper Avcı: Bir kulüp, alt yapısında bir pozisyon için Futbol Federasyonu resmi sitesinde ilan açmak zorunda. Kulübün kurumsal adresine CV’nizi gönderiyorsunuz ve bu göreve talibim diyerek açıklamanızı yazıyorsunuz. Başvuru formu, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı olduğunuzu belirttiğiniz formları dolduruyorsunuz.Sonrası kolay. Hangi ırk,din, dil mensubu olmanıza bakılmadan sonrasında sizi mülakata çağırıyorlar. Bir de maalesef burada üzülerek şunu söylemek istiyorum. Onların kafasındaki Türk kimliği bambaşka. Türkiye dediğinizde futbol ve antrenör seviyesinin çok altta olduğu fikri hakim.Yaşam biçiminin çok farklı olduğunu hayal ediyorlar. O yüzden size tanıdıklarında bakış açıları olumlu yöne evriliyor.
Mülakatta akademi menajeri, eğitim direktörü, antrenman sorumluları ve çocukları koruma program kapsamında da bir kadın yetkili oluyor. İlginç sorular geldi.”alt yapımızda göreve başladığında planın ne, nasıl bir katkı planın var”, “bir oyuncunun antrenmanda yüzünü asık gördün veya yüzünde bir şişlik gördün. Bununla alakalı nasıl bir yol izlersiniz?” gibi sorular geldi. Uygun görürlerse 2.aşama için iletişime tekrar maille geçiyorlar.Antrenman sınavı!
“Antrenmanın konusu bu.14 futbolcun olacak. Planlamanı rapor olarak paylaş ve uygulamanı izleyelim”. Sahada antrenman yaptırıyorsunuz. Bu aşamayı da geçerseniz hem sizden evraklarınızı hem de referanslarınızı istiyorlar. 2021’de başvurduğum kulüplerden Everton, ta 2010’da çalıştığım Fenerbahçe Kulübü’ne mail atmış referans için. Görevi neydi, neden ayrıldı, ücret skalası nasıldı, çocuklara karşı yaklaşımı etik seviyede miydi gibi sorular yöneltmişler. Bizim gibi yabancılar için sabıka kaydınızı da kapsamlı şekilde Büyükelçilikten araştırıyorlar. Bu aşamayı da geçerseniz ilk yardım sertifikası eğitimi aşamasına geçebiliyorsunuz. İngiltere’deki Coach Index denilen muazzam antrenör takip sistemine dahil oluyorsunuz böylelikle.

Murat Fevzi Tanırlı: Coach Index’in amacı nedir?
Alper Avcı: Bir nevi cv’niz, karneniz aslında. Her tür sertifikanızdan ırk, din, dil, cinsel tercihinize kadar verileriniz. Bazı kulüplerde örneğin siyahi bir antrenörün hiçbir kategoride çalışmadığını gözlemlediklerinde kulübü soruşturuyorlar. “Hiç siyahi başvuran olmadı mı?” gibi. Bir kulüp iş ilanı verdiğinde Coach Index’te sistemin size puanladığı sisteme göre o iş ile eşleşiyorsanız size uyarı geliyor. Bir kulüpte senin başvurabileceğin bir pozisyon var şeklinde.

Murat Fevzi Tanırlı: İngiltere’de edinmenin çok zor olduğu UEFA Pro Lisans ile Türkiye’den gittiniz, Coach Index’e girdiniz. Size nasıl tepki geldi ilk başlarda?
Alper Avcı: İlk gittiğimde İngilizce ile alakalı hiçbir problem olmadığını düşünüyordum. Çünkü birçok ülkeye gittim, çalıştığım antrenörlerin tercümanlığını yaptım, oyuncularla sürekli diyalogdaydım.Ama burada sahaya girdiğimde zamana ihtiyacım olduğunu farkettim. Çünkü kullandığımız terimlerden çok daha farklı terimler ve çok hızlı konuşma var. Hele bir de Manchester gibi kuzeye gidildikçe aksan daha da değişiyor. O yüzden öncelikli takım hedefimi alt yapı olarak karar verdim. Çünkü akademilerdeki antrenörlerle daha uzun süreli çalışıyorlar ve kendinizi geliştirme fırsatı buluyorsunuz Port Vale Division 2 takımı olmasına rağmen Man Utd, Man City, Liverpool’la aynı alt yapı grubunda olan ve bu kulüplerle temas halinde. Ben başvurduğum da tabii doğal olarak ilk sorulan soru “UEFA Pro lisansın var. Türkiye’de yaklaşık 20 yıla yakın tecrüben var. Ne arıyorsun burada?” Cevabım netti: Ben öğrenmek, gelişmek, geliştirmek istiyorum. Bu zamanı da Akademi seviyesinde bulacağıma inanıyorum dediğimde size samimi buluyorlar. Bir çok konuda İngiliz antrenörlerin ya da çalışanların desteğiin çok gördüm. Paylaşımcı yaklaştılar.Sahada yaptığınız antrenmandan oyuncuya yaklaşıma kadar saygı gösteriyorlar tecrübenize de.

Murat Fevzi Tanırlı: Kariyerinizde Süper Lig’in büyük takımlarında çeşitli görevler var. Türkiye’de üst düzey kulüplerde halen yardımcı antrenör veya antrenör olarak, çalışma şansınız vardı. 40 yaşındasınız, bu yol nasıl açıldı yani? Nasıl karar verdiniz? Bizdeki futbol ortamının kaosu ve kısırlığının ne kadar etkisi var?
Alper Avcı: Şunu söyleyeyim önce, 40 yaş burası için geç bir zaman. 23 yaşında antrenörlüğe başladım.20 yaşına kadar İzmirspor’da ve Marmara Üniversitesi’nde okurken Anadoluhisarı’nda oynadım. Çok erken antrenörlüğe başladım ve pek çok kategoride görev yaptım. Son 5 sezonum teknik direktör olarak geçti Geldiğim noktada kendimi yenileme anlamında özeleştiri yaptım.Geliştirmem gereken yönleri gördüm. Ve aynı zamanda oyuncu yetiştirme tarafına da odaklandım. Alt yapı denilince gidilebilecek iki ülke var: İngiltere ve Almanya. İngilizcem ve dünya futbolunun kalbi olması nedeniyle İngiltere’yi seçtim.hala Türkiye’den gerek teknik direktörlük gerek de yardımcılık için davet edenler çok var sağolsunlar.1 senede çok şey kattım hazneme. dünya genelinde bir ağın sahibi oldum. Çok büyük bir artı oldu.

Murat Fevzi Tanırlı: Hayat açısından ne gibi artılar, eksiler söyleyebilirsiniz?
Alper Avcı: Özellikle Manchester tercih ettik. Daha sessiz, daha sakin Londra’ya kıyasla. Hayatının 20 yılını İzmir’de, sonra ağırlıklı olarak İstanbul’da geçiren bir insan olarak geldiğinizde bambaşka bir hayata merhaba diyorsunuz. Kaos yok, apartman yok, yeşil çok… İnsanlar çok saygılı, yaşam çok yavaş akıyor. Biz Türkiye’de kaosla yaşayan, beslenen insanlarız. Her yerde sorun.Burada en önemlisi plan yapabiliyorsunuz.Bunu yapabileceğiniz ve uygulayabilecğeiniz zamanınız var.Örneğin Mart ayı daha yeni bitiyor ama önümüzdeki senenin bir çok kulüpte antrenör ve oyuncu kadrosu ya da transfer listesi şu an hazır. Altyapıdaki antrenör kadroları belli oldu. Tabii bize çok uzak bir konu. Çünkü günlük yaşayan, günlük kararları alıp anında değiştirebilen bir ülkeyiz.

“Türkiye’de beni stada almadıklarını çok yaşadım”

Murat Fevzi Tanırlı: Maç izlemeye gidiyor musunuz sıkça?
Alper Avcı: Mesleğinize saygı çok burada. Kendinizi ifade ettiğinizde değer veriyorlar. Türkiye’den geldim, antrenörüm, Pro lisansı sahibiyim. sizin antrenmanı izlemek istiyorum ya da sizin maçınıza gitmek istiyorum. Hatta anlık bir stadın kapısına gittiniz. Bilet yok ya da alamadınız ama içeri girmek istiyorsanız mutlaka size yardımcı oluyorlar. Ben Türkiye’de kulüp yazım olduğu halde rakibi izlemeye gittiğimde beni stada almadıklarını çok yaşadım

Murat Fevzi Tanırlı: En büyük fark Organizasyon dediniz Aslında yaptığınız çalışmalardan sonra belki başka bir yere gitmek için ikna eden iyi bir adil, güvenilir organizasyon diyebiliriz.
Alper Avcı: Şu an çalıştıgım kulüplerden biri olan Port Vale kulübü, 2.Lig’de. İngiltere’de iyi seviyedeki bir alt yapı takımı. Şimdiden önümüzdeki sene ile alakalı “Mustafa Alper, kadromuzda nasıl planlama yapalım, oyuncu belirleyleim” gibi diyaloglar sizi güvende hissettiriyor. Ekonomik anlamda o özgürlüğe eriştiğinizde rahat hissediyorsunuz çünkü alım gücünüz çok yüksek. Asgari ücret alan bir insan dahi Manchester ve civarında çok rahat yaşayabilir. asgari ücretle çalışan bir insan çok cüzi bir taksitle lüks bir arabaya binebilir. O yüzden insanların özellikle güvenilir ya da adil olmaları biraz da sizin ile alakalı.

Murat Fevzi Tanırlı: Ekonomiden bahsetmişken, Türkiye de tabii Premier Lig ve Süper Lig’i kıyaslamayacagım ama alt yapılardaki işin ekonomik boyutu Türkiye’deki altyapılara göre daha mı iyi sizler için
Alper Avcı: Aradaki fark aslında alım gücüyle alakalı. Türkiye’de iyi bir kulübün alt yapısında size verilen rakamla Türkiye’dkei yaşamınızla burada alt yapıda kazandığınız para ile yaşam biçiminiz arasında çok ciddi bir fark İngiltere lehine var. Çünkü alt yapıda Türkiye’de antrenörlere ödenen maaşlar en büyük problem. Çünkü alt yapı bizim nazarımızda ikinci planda kalıyor. Değersiz. BU nedenle de Türkiye’deki o sirkülasyon içine hiçbir antrenör girmez. İngiltere’deki bir antrenörün ortalama çalışma süresi 800 gün. En az 2 sene. Bizde ortalama yarım sezon bile değil.Burada akademide mutluysam, kazandığımla ailemle beraber mutlu hayat sürüyorsam, yetiştirdiğim oyuncu A takıma çıkıyorsa, kulübüm para kazanıyorsa, her sene yeni takımlar peşinde koşmuyorsun! Güvenli hissediyorsun. A takım ya da alt yapı fark etmez, ücretler sizi tatmin ediyor. Türkiye’de Süper Lig’de herhangi bir pozisyondaki bir antrenörün Süper Lig’deki bir galibiyet primi ile bir altyapı antrenörün bir yıllık maaşı aynı! Antrenör de doğal olarak karşılığını alamadığı ortamda kaçacak fırsat koluuyor. Alt yapı da kaderine terk ediliyor genelde İyileştirme şart..

Murat Fevzi Tanırlı: Bu düzene isyan edip yine de çalışanlar var mı idealist olarak?
Alper Avcı: Çok başarılı antrenörlerimiz var. Başakşehir’de Nedim Hoca, Göztepe’de Serdar Sabuncu var. Alt yapıyla özdeşleşmiş, emek veren anlayış var.Çözüm basit. “Alper Hoca gel, alt yapıda göreve başla, 5 senelik bir sözleşme veriyoruz. Maaş bu kadar.İddia ediyorum Süper Lig’de ya da TFF 1’deki teknik adamların birçoğuna dahi bunu teklif etseniz kabul ederler. Süper Lig teknik adamlarının yanında çalışıp birikim edinen çok antrenör var ama 3 maçlık sonuca bağlı vaktiniz var! Kim ne yapabilir.

Murat Fevzi Tanırlı: Nasıl bir antrenörlük yapısına sahip olmalıyız?
Alper Avcı: Akademisyen kökenli, bilime inanan, teknolojiye önem veren, işte ekibine önem veren antrenörlerin zamana ihtiyacı var. Antrenörün kendi mantalitesinde takım yaratmasına fırsat tanınmalı.Kendimden örnek vereyim. Altay’da çalıştığımda o oyuncu grubuyla bir antrenör takımı oluşturamadım.12. Haftada takım sıralaması olarak bekleneni vermiştim ama oyunu, mantalitemi futbolculara entegre edemedim. Iyi donanımlı bir antrenör ve çalışkan bir oyuncu grubuyla uzun vadede çok çok başarılı olabilirsiniz.

Murat Fevzi Tanırlı: 1922 konyaspor’dan 5 oyuncu kazandırmışsınız Ümit Milli Takım’a. Türkiye’de, böyle sonuçlar bekliyoruz aşağılarda ama altyapıya önem veren hoca bulmak lazım. sizler gibi insanlar artarsa bu tarz oyuncular çıkar.
ALPER AVCI: Asıl alt yapıyla A takımın bir arada olması gerekiyor. Bunu da kulüp yönetimleri sağlayabilir.Bu anlayışa sahip olmaları gerekiyor. Bugün Türkiye’deki birçok kulübün tek amacı şampiyon olmak. 12. sıradaki bile diyor ki play off’un içinde geçeceğiz. Değil yani senin kulübün bir anlayış olması gerekiyor. Şu andaki bütçe ve organizasyonla İlhan hocanın bence başarısı Konyaspor tarihin en büyük başarısı. Ama şampiyonluk lafı ağzınızdan çıktığı anda ikinci dahi olsanız başarısız oluyorsunuz!. Hani en büyük kısır mantalite Türk futbolunda bu!

Murat Fevzi Tanırlı: Geçen sene 21 takımda 34 teknik adam değişti. Bu sene keza çift hanelerdeyiz, 20’ye yaklaştık. Bu ortamda İlhan Palut’u bile başarısız sayarlar!
ALPER AVCI: Kulübün bir felsefesi olmalı. Her zaman şunu söyledim. Türkiye’de en kolay vazgeçilen seçenek teknik adam. Ama aslında sadece o değil.  Bir kulübe giden teknik adam yanında ciddi sayılarda yardımcıyla gidiyor. Birkaç ayda her şeyi değiştiriyor. Mutfak masasından, fitness salonundaki aletlerin dizaynına kadar. Sonra gönderiliyor, bu sefer yeni gelen de değiştiriyor. Gittiğim kulüplerde şunu önerdim:  Kulübün bir kaleci antrenörü, bir scout, bir atletik performans antrenörü, bir tane de yardımcı antrenörü sabit olmalı. Gelen teknik direktör, kendi ekibiyle en çok 2-3 kişiyle gelebilir. Çünkü sabit olanlar, kulübün her dönemi için oyuncu ve antrenman hafızasına sahip olacaklar.

Murat Fevzi Tanırlı: Mesela Mehmet Özdilek İngiltere’de 3 ay bir teknik direktörün yanına falan gibi. Mesela siz böyle premier takımları mesela, istediğiniz zaman gidebiliyor musunuz antrenmanlarına vesaire veya girip izleyebiliyor musunuz? Bir teknik direktör olarak veya İngiltere’deki herhangi teknik adam bu ilgiye sahip mi? Mesela Klopp’un antrenmanını izlemek istediğinizde gidip izleyebiliyor musunuz mesela? Öyle bir imkanlar var mı yani?

Bizdeki en önemli sorun kalite ve topun oyunda kalma süresi. En büyük kabahat kimin sizce? Hakemlerin teknik adamların mı, oyuncuların mı yoksa en tepeden organizasyonsuzluğun mu?

 

ALPER AVCI: 1-Teknik/taktik 2-Sosyal yönden değerlendirmek gerek.

teknik taktik olarak en büyük problem çok yavaş oynuyoruz. Pas ve top hızı, pas ve temas sayılarında çok gerideyiz. Süper Lig’de bir takımda 20 saniyede 5 oyuncu topa temas ediyorsa İngiltere’de 20 sn’de 12 oyuncuya temas ediyor. Sosyal yönden futbolcular haddinden fazla etik. Aldatmaya yönelik harekete tenezzül etmiyorlar. Oyunun şiddeti de çok farklı. Hiçbir oyuncu kasıtlı veya çok sert hareket olmadıktan sonra oyuna devam ediyor. Futbolcu bu zihniyette olunca hakemler de  sürekli oynatma mantalitesinde.

Murat Fevzi Tanırlı: Premier Lig ve Championship izliyorum ama alt liglerde de hakeme bakış aynı mı?
ALPER AVCI: Çok enteresan. Maç bittikten sonra kulüp yemek verir ve maçın hakemleri de gelir. Hakemler, rakibimiz, yöneticiler birlikte yer içeriz. Sohbet inanılmaz güzel. Pozsyonları tartışırız

Murat Fevzi Tanırlı: “Hocam katlettin bizi, üzerimize oyun oynadın” diyor musunuz? 😊
ALPER AVCI: Sosyal bir pozistif bakış var burada. Sahaya çıktığı zaman oyuncu da hakem de doğru ya da yanlış karar verebilir. Zaman zaman İngilizlerin kullandıkları argo tabiler var ama hakem umursamıyor. Hatta bazen aynı tarzda cevap veriyor, gülüp geçiyor.

Murat Fevzi Tanırlı: “Sahada size ne zorluyor kural olarak? Neye alışamadınız?
ALPER AVCI:Türkiye’de gerilimli bir yedek kulübesi alışkanlığınız var. Burada iki kulübe 2 metre mesafede. Hemen yanınızda rakip antrenör.Kulübeden başka biri daha kalktığında bizim ülkede hemen 4.hakemin uyarısı var. Burada özellikle alt yapıda, bazen teknik adam bilerek tribüne çıkıyor, yardımcısı aşağıda kulübede ve istişare var.Ayrıca maçlarda refleks olarak “hocam faullll” diye bağırıyorum. Hemen 2 metre mesafedeki rakip teknik adam gelip ”pozisyonda müdahale şöyle oldu” diye izah ediyor. 4.hakem görüşünü söylüyor.Akıl almaz bir seviye.30 saniye sonra herkes yerinde ve oyun devam ediyor.

Murat Fevzi Tanırlı: “Klopp’un taç antrenörü gibi alt yapılarda da ilginç yöntemler deneyen teknik adamlar var mı?
ALPER AVCI:İngiltere’de duran oyun gerçekten çok hızlı başlıyor. Özellikle geçiş oyunu. Arsenal menajeri Arteta’nın resmen gol olan atağı başlatışı konuşulsa da alt yapıda da bu tarz teknik adam çok. Herkes oyunun içinde. Zaman geçireyim, sakatlık olsun yerde yatayım gibi basitlikler yok. Süper Lig’de uzun yıllar yardımcı hakemlik yapan Timur Direkler ile sık görüşüyoruz ve geçen hafta Crewe-Wycombe maçına gittik. Timur Direkler bir pozisyonda dedi ki, “Hocam 3-4 oyuncu birbirine fiziksel temas etti, vurma darbeleri de var hafiften ne diyorsunuz?”. Dedim ki “10 saniye görüntüyü geri alalım, muhtemelen Türkiye’de 4 defa düdük çalmışlardı”

Murat Fevzi Tanırlı: Kulüplerin, takımların ağzında federasyon kelimesi çıkıyor mu? Veya MHK’nın varlığı hissediliyor mu? Yönetime isyan var mı?
ALPER AVCI: Daha ötesini söyleyeyim, federasyon seçimi oldu, ruhumuz duymadı. Burada federasyon nerede aklınıza geliyor biliyor musunuz? Mükemmel bir denetlenme mekanizması.

Maçtan sonra maça dair bilgileri sisteme giriyoruz lakin asıl güzellik şu: Deplasmanda oynadıysanız, rakip sahanın zemini, soyunma odaları,hakem yönetimi gibi konularda kulüp olarak değerlendirme yapma zorunluluğunuz var! Ayrıca yorum yazmanızı istiyorlar. Bu sistemi yaratan vizyonu kutlamak gerek. TV’deki programlarda bile hiçbir antrenörün ya da futbolcunun hakemle ilgili konuştuğunu neredeyse duymadım. En çok Mourinho yapıyordu zaten. Yaparsanız da ciddi yaptırım var. İşte otorite gücü. Bakıyorsunuz gibi aşmışlar artık yani.

Murat Fevzi Tanırlı: Tabii canım acayip. Bir de hem aşmışlar hem de otorite konuşturmuyor. Konuşursa cezayı kesiyor. İşine bak diyor.
ALPER AVCI:Hani biraz önce söylediğim gibi siz eğer gerçekten hakeme, organizasyona bir saygısızlık yaptığınızda size çok ciddi yaptırımları var.

MFT’den EN’LER SORULARI

En beğendiniz teknik adam: Thomas Tuchel

En beğendiniz lig: Premier

Hangi takımı çalıştırmak isterdim derdiniz: Liverpool.

Sabır ve savunma mı? Adrenalin ve hücum mu?: Sabır ve savunma 😊

Murat Fevzi Tanırlı: Sabır ve savunma Aykut Hoca’dan mı etkilenme mi?
Alper Avcı: Biraz evet. Ama gerçekten size inanan, güvenen, istikrardan yana bir kulüpte çalışıyorsanız o zaman da adrenalin ve coşkudan yana olmak taraftarıyım.

Murat Fevzi Tanırlı: Bir de Türkiye’de en çok hangi takım döneminde çok keyif aldınız?
Alper Avcı:Hem oyun olarak hem de çalışma olarak Akhisar’da Süper Lig’de çalıştığımız sene çok keyif almıştım. Başakşehir’de TFF 1.Lİg’de puan rekoru kırdığımız

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P

Hayatın Her Alanına Dair Haberler Hakkında Tarafsızca Doğru Bilgiye Ulaşmanın Yolu ! Bizi Okuyun Haberiniz Olsun !