Pazar sabahları… Bir zamanlar kahvemi alır, televizyonun karşısına geçer, magazin programlarını izlerdim. Şimdi kumandaya dokunmak bile istemiyorum. Çünkü karşıma çıkan şey magazin değil; aklımızla alay eden, kopyala-yapıştır bir düzen.
Açık konuşalım: Türkiye’de magazin artık habercilik yapmıyor. Rol yapıyor.
Bütün kanallar aynı görüntülerle yayında. Aynı kareler, aynı insanlar, aynı cümleler…
Cihangir, Bebek, Beyoğlu… Arka sokaklar adeta bir “açık plato”. Gece aynı masalar, aynı yüzler, aynı yapay samimiyetler. Elinde bira tutanlar, kaldırıma çökenler, “doğal” görüntü vermeye çalışanlar…
Kimse kusura bakmasın: Bu doğal değil. Bu planlı.
Bir de o meşhur havalimanı sahneleri…
Hande Erçel ve Serenay Sarıkaya Avrupa’dan dönüyor. Sanki Türkiye’de tek bir muhabir var. Hep aynı kişi, hep aynı sorular:
“Nasıl geçti tatil?”
“Çok güzelsiniz…”
“Tatil yaramış…”
Bu kadar mı tesadüf olur? Olmaz.
Bu, tesadüf değil; kurgu.
Basın danışmanları farklı olabilir ama sonuç aynıysa, ortada bir koordinasyon vardır. Magazin muhabiri gazeteci olmaktan çıkıp “karşılama görevlisi”ne dönüştüyse, burada ciddi bir problem var demektir.
Şimdi gelelim meselenin özüne…
Eskiden bu iş böyle değildi.
Bizim dönemimizde gece muhabirliği yürek isterdi. Soğukta beklersin, saatlerce iz sürersin, kimsenin ulaşamadığı bilgiye ulaşırsın. “Haber atlatmak” diye bir kavram vardı. Emek vardı, rekabet vardı, gurur vardı.
Bugün ne var?
Bir fotoğraf.
İki poz.
Üç başlık.
Ve ertesi gün “oyuncu” diye pazarlanan isimler.
Kimse kusura bakmasın:
İki bikinili fotoğrafla oyuncu olunmaz.
Bu kadar net.
Geçtiğimiz günlerde Şükrü Avşar ile yaptığım bir sohbet, bu çöküşün fotoğrafını net şekilde ortaya koydu. Yılların yapımcısı açık açık söylüyor: Sektör zor durumda. Televizyon kanalları reklam bulamıyor, diziler maliyetini karşılamıyor. Yapımlar ancak yurt dışına satılırsa ayakta kalabiliyor.
Peki buna rağmen ne oluyor?
Bazı oyuncular hâlâ astronomik ücretler talep ediyor.
Ama karşılığında ne veriyorlar? Tartışılır.
Daha da vahimi var…
Son dönemde bazı oyuncuların adının karıştığı uyuşturucu iddiaları, sektörün güvenilirliğini yerle bir etti. Kulislerde konuşulanlara göre, yakında oyuncular için test zorunluluğu bile gündeme gelebilir.
Bu noktaya nasıl gelindi?
Çünkü yıllarca yetenek değil, görüntü parlatıldı.
Çünkü magazin, başarıyı değil skandalı besledi.
Çünkü kolay şöhret, emek verenin önüne geçti.
Ama o devir kapandı.
Bugün izleyici değişti.
Artık kim kiminle birlikte, kim nerede görüntülendi… Bunlar eski cazibesini kaybetti. İnsanlar artık ekrana baktığında oyunculuk görmek istiyor, karakter görmek istiyor, emek görmek istiyor.
Yazın “gündem olayım” diye servis edilen bikinili fotoğraflarla bir yere kadar gelinir.
Sonrası? Sessizlik.
Bugün o isimlerin birçoğu evinde oturuyor.
Neden?
Çünkü gerçek yetenekle rekabet edemediler.
Magazin basını da kendine çeki düzen vermek zorunda.
Bu bir tercih değil, zorunluluk.
Ya gerçek habercilik yapacak,
Ya da izleyici tarafından tamamen yok sayılacak.
Artık şunu anlamak gerekiyor:
Bu halk aptal değil.
Kimin gerçekten başarılı olduğunu da görüyor,
kimin “parlatıldığını” da.
Eğer bu çark böyle dönmeye devam ederse, kaybeden sadece magazin olmaz.
Sektörün tamamı çöker.
Ve o zaman kimse çıkıp “neden izlenmiyoruz?” diye sormasın.
Çünkü cevap çok net:
İnsanlara gerçek yerine senaryo izlettiniz
