featured

ÖNCE EDEP, SONRA SANATÇILIK

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

40 yıldır gazetecilik yapıyorum.

Bu meslekte kimleri gördüm, kimlerle konuştum, kimlerle röportaj yaptım… Ajda Pekkan’dan Sezen Aksu’ya kadar Türkiye’nin en büyük yıldızlarıyla çalıştım. Nice sanatçı geldi geçti, nice oyuncu bir gecede şöhret oldu, sonra unutuldu.

Ama değişmeyen bir şey var:

Şöhretten önce edep, sanatçılıktan önce terbiye gelir!

Bunu neden söylüyorum?

“Kavak Yelleri” dizisiyle yıllar önce milyonların tanıdığı Pelin Karahan’la bir röportaj yapmak istedim.

Kendisi bir süre sektörden uzak kaldı. Çocuklarıyla ilgilendi, güzel bir annelik dönemi yaşadı. Daha sonra yeniden ekranlarda, dergi çekimlerinde ve reklam projelerinde görünmeye başladı.

Ben de gazeteci olarak kendisiyle konuşmak ve röportaj yapmak istedim.

Arkadaşlarımdan telefonunu aldım ve aradım.

Aramaz olaydım!

Karşılaştığım tavır beni şaşkına çevirdi.

40 yıldır bu mesleğin içindeyim. Türkiye’nin en büyük starlarıyla görüştüm. Hiçbir zaman “Ben 40 yıllık gazeteciyim, bana özel davranacaksınız” demedim.

Ama karşılıklı saygı beklemek de her insanın hakkıdır.

Bir gazeteci sizi arıyorsa konuşmak istemeyebilirsiniz.

“Müsait değilim” dersiniz.

“Menajerimle görüşün” dersiniz.

“Röportaj vermiyorum” dersiniz.

Bunların hepsine saygı duyarım.

Ama tepeden bakan, küçümseyen veya karşısındaki insanı değersiz hissettiren bir tavrı kabul etmem.

MENAJERİNDEN GELEN NEZAKET

Daha sonra menajeri Ebru Demeröz’e ulaştım.

Kendisi son derece kibar davrandı.

Pelin Karahan’ın böyle bir tavır göstermesine şaşırdığını, belki kötü bir gününe denk gelmiş olabileceğimi söyledi ve yaşanan durumdan dolayı özür diledi.

Ben de kendisine açıkça söyledim:

“Belki tatilinde rahatsız ettim. Bunun için ben de kusura bakmasın derim. Ama bir gazeteciyle konuşurken daha düzgün bir üslup kullanılmalı.”

İşte profesyonellik budur.

İnsan konuşarak anlaşır.

ŞÖHRET KİMSEYE KRALİÇELİK TACINI TAKMAZ!

Bazı oyuncular birkaç dizi yaptıktan sonra kendilerini ulaşılmaz zannetmeye başlıyor.

İşte en büyük hata burada!

Bir dizinin jeneriğinde adınızın yazması sizi büyük sanatçı yapmaz.

Instagram’da milyonlarca takipçinizin olması sizi büyük sanatçı yapmaz.

Reklamlarda oynamanız, dergi kapaklarına çıkmanız da sizi büyük sanatçı yapmaz.

Önce insan olacaksınız.

Karşınızdaki gazeteciye, kameramana, set çalışanına, garsona, şoföre, hayranınıza nasıl davrandığınız sizin gerçek büyüklüğünüzü gösterir.

Çünkü şöhret karakteri gizlemez.

Şöhret çoğu zaman karakteri ortaya çıkarır.

AJDA PEKKAN’I, SEZEN AKSU’YU BÜYÜK YAPAN NE?

Yıllarca Ajda Pekkan gibi dev bir yıldızın haberini yaptım.

Sezen Aksu gibi Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sanatçılarla aynı meslek ortamlarında bulundum.

Bu insanların büyüklüğü sadece şarkılarından, sahnelerinden veya şöhretlerinden gelmiyor.

Yıllarca zirvede kalmanın bir kültürü vardır.

Meslek terbiyesi vardır.

İnsan ilişkisi vardır.

Çünkü gerçek star, karşısındaki insanı küçülterek büyümeye çalışmaz.

Zaten büyüktür!

BUGÜN VARSIN, YARIN YOKSUN!

Bazı oyunculara bunu özellikle hatırlatmak gerekiyor.

Bu sektörün hafızası acımasızdır.

Bugün başrolsünüzdür.

Yarın diziniz biter.

Bugün telefonlarınız susmaz.

Yarın kimse aramaz.

Bugün kırmızı halıda yürürsünüz.

Yarın sizi hatırlatmak için basının kapısını çalarsınız.

O yüzden kimse bulunduğu yeri sonsuza kadar kendisinin sanmasın.

Biz gazeteciler bunun yüzlerce örneğini gördük.

Bir zamanlar gazetecinin telefonuna çıkmayanların, yıllar sonra “Hakkımda neden haber yapmıyorsunuz?” diye aradıklarını da gördük.

HER OYUNCU SANATÇI DEĞİLDİR!

Pelin Karahan’ın kötü bir gününe denk gelmiş olabilirim.

Bunu özellikle yazıyorum.

Bir telefon konuşmasından hareketle bir insanın bütün karakterini yargılamak doğru olmaz.

Ama bana gösterilen tavrı da beğenmedim ve bunu söylemekten çekinmem.

Çünkü mesele sadece Pelin Karahan meselesi değil.

Bu, sektörde zaman zaman gördüğümüz “Ben ünlüyüm, istediğim gibi davranırım” hastalığıdır.

Hayır efendim!

Ünlü olabilirsiniz.

Oyuncu olabilirsiniz.

Çok para kazanabilirsiniz.

Milyonlar sizi tanıyabilir.

Ama bunların hiçbiri size karşınızdaki insanı küçümseme hakkı vermez.

Herkes oyuncu olabilir ama herkes sanatçı olamaz.

Çünkü sanatçılık yalnızca kamera önünde başlamaz.

Edep ister.
Terbiye ister.
Duruş ister.
Saygı ister.

Şöhretiniz bir gün bitebilir.

Diziniz final yapabilir.

Alkışlar kesilebilir.

Ama insanlara nasıl davrandığınız unutulmaz.

O nedenle son sözüm şudur:

Önce edep, önce terbiye… Sonra sanatçılık!

Yaşar Çakmak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter