Türkiye’de sebze, meyve ve kırmızı et fiyatlarının son dönemde rekor seviyelere ulaşması, tüketicinin cebini yakarken üreticiyi de zor durumda bırakıyor. Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Derneği (TÜRKYED) Başkanı Nihat Çelik, gıda zincirindeki fiyat artışlarının perde arkasındaki çarpıcı iddiaları kamuoyuna açıkladı. Çelik, özellikle tarladan market rafına kadar uzanan süreçte “müstahsil makbuzu” üzerinden ciddi bir vurgun yapıldığını öne sürdü.
Makbuzla Gizlenen Fahiş Fiyatlar
Sözcü’den Erdoğan Süzer’in aktardığına göre Çelik, bazı aracı ve toptancıların, üreticiden aldıkları ürünleri makbuzda olduğundan çok daha yüksek göstererek satıcıya ve nihai tüketiciye haksız kazanç sağladığını belirtti. Örneğin, üreticiden 10 liraya alınan bir ürün, müstahsil makbuzunda 35 lira olarak yazılıyor ve marketlerde 50-60 liradan tüketiciye sunuluyor. Çelik, bu yöntemin hem çiftçiyi zarara uğrattığını hem de tüketiciye fahiş fiyat olarak yansıdığını söyledi.
“Bir ürün kaç liradan satılmak istenirse müstahsil makbuzuna ona göre fiyat yazılıyor. Domates fabrikada üretilen çikolata değil ki her yerde aynı fiyat olsun. Bu kişiler aralarında anlaşarak makbuza yaklaşık aynı fiyatları yazıyor. Parayı çiftçiye elden ödedikleri için de kontrol veya takip mümkün olmuyor,” dedi.
Lobiler ve Şeffaf Olmayan Zincir
Başkan Çelik, sebze ve meyve piyasasında fiyatları şişirip haksız kazanç sağlayan bir “gizli lobi” olduğuna dikkat çekti. Çelik, “Bunlar çiftçiden 1 liraya aldığı ürünü 30 liraya halka satıyor. Fahiş fiyat ve Rekabet Kurumu denetiminden kurtulmanın yolunu da müstahsil makbuzu ile bulmuşlar. 1 liralık ürünü 30 liraya sattıkları anlaşılmasın diye makbuzda yüksek fiyat yazıyorlar,” ifadelerini kullandı.
Bu yöntem, zincirdeki tüm aktörlerin denetimden kaçmasını sağlarken, fiyat şeffaflığını ortadan kaldırıyor ve tüketici ile üretici arasındaki adil fiyat mekanizmasını bozuyor.
Kırmızı Et Fiyatları da Şeffaf Değil
Makbuzlu vurgun yalnızca sebze ve meyvede değil, kırmızı ette de görülüyor. Çelik, üreticiden kilogramı 470-500 liraya alınan kuzu etinin, kasap ve marketlerde 1000 lirayı aşacak şekilde satıldığını belirtti. “Ben kuzu etini 500 liradan satıyorsam, kasap da en fazla 700 liradan halka satmalı. Ama piyasa bunu aşacak şekilde şişiriliyor. Bu da üreticiyi ve tüketiciyi mağdur ediyor,” dedi.
Krizler Gıdaya Zam Olarak Yansıyor
Çelik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının enerji ve lojistik maliyetlerini artırarak gıda fiyatlarına yansıyabileceğini vurguladı. “Uzayan her kriz tarlada ve sofrada hissedilir. Yem, mazot ve lojistik maliyetlerindeki artışın bedelini millet öder,” dedi. Çelik’in açıklamaları, küresel ve bölgesel krizlerin doğrudan gıda fiyatlarını etkileyebileceğini ortaya koyuyor.
Üretici ve Tüketici Arasında Denge Kayboluyor
TÜRKYED Başkanı, makbuzlu vurgunun çiftçinin emeğini görmezden geldiğini ve tüketicinin cebini yaktığını ifade etti. Çiftçi, emeğinin karşılığını alamazken, tüketici ise fahiş fiyatlarla gıda satın almak zorunda kalıyor. Çelik, “Üretici ile tüketici arasında dengeyi sağlayacak şeffaf ve takip edilebilir sistemler kurulmalı. Aksi takdirde fiyatlar tamamen spekülatif bir hale geliyor,” dedi.
Denetim ve Şeffaflık İhtiyacı
Uzmanlar, gıda zincirinde makbuz üzerinden yapılan fiyat şişirmelerin önüne geçmek için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Çelik, zincirdeki tüm aktörlerin kayıt altına alınması ve müstahsil makbuzlarının gerçek satış fiyatlarını yansıtmasının şart olduğunu vurguladı. Ayrıca, üreticilerin ve tüketicilerin korunması için Rekabet Kurumu ve Tarım Bakanlığı tarafından etkin denetim yapılması gerektiğini söyledi.
Sonuç: Fahiş Fiyat ve Vurgun Zinciri
Nihat Çelik’in açıklamaları, Türkiye’de gıda fiyatlarındaki fahiş artışların sadece arz-talep kaynaklı olmadığını, zincir boyunca uygulanan şeffaf olmayan işlemlerin ve makbuzlu vurgunun etkili olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, hem üretici hem de tüketici açısından acil çözüm bekleyen bir sorun olarak gündemde duruyor.
