Ertuğrul Özkök, gazetecilik anlayışı üzerine yaptığı değerlendirmelerde, uzun süredir tartışılan “iyi gazeteci muhalif olur” görüşüne açık bir şekilde karşı çıkıyor. Ona göre bu düşünce, gerçekliği yansıtmayan bir genelleme ve hatta bir “hurafe”.
Özkök, gazeteciliğin tek bir kalıba sığdırılamayacağını vurgulayarak, bir gazetecinin kaliteli olmasının illa ki iktidara karşı durmasıyla ölçülemeyeceğini ifade ediyor. Kendi meslek hayatını da örnek göstererek gençlik yıllarında daha muhalif bir çizgide olduğunu, ancak zamanla daha dengeli bir bakış açısı geliştirdiğini söylüyor. Bu nedenle bugün kendisini “iktidara yakın” olarak tanımlamaktan çekinmediğini belirtiyor.
Açıklamalarında özellikle şu noktaya dikkat çekiyor: Gazetecilik sadece eleştirmekten ibaret değildir. Ona göre bir gazeteci, yanlışları dile getirdiği kadar doğru yapılan işleri de görmeli ve bunları kamuoyuna aktarmalıdır. Siyasi görüş farkı gözetmeksizin, yapılan iyi işlerin takdir edilmesi gerektiğini savunuyor. Aksi halde bunun objektiflikten uzak, önyargılı bir yaklaşım olacağını düşünüyor.
Özkök ayrıca toplumdaki kutuplaşmaya da değiniyor. Farklı görüşlere sahip insanların birbirleriyle iletişim kurmasının önemine dikkat çekerek, “karşı mahalle” olarak görülen kesimlerde de iyi ve doğru işler yapan insanların bulunduğunu söylüyor. İnsanların birbirini tanıdıkça daha adil değerlendirmeler yapabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’de yapılan büyük altyapı projeleri, yollar, köprüler ve çeşitli kalkınma adımları gibi somut gelişmelerin tamamen yok sayılmasını da eleştiriyor. Ona göre bu tür gelişmeleri görmezden gelmek gerçekçi bir yaklaşım değil. Bu noktada, sırf muhalif olmak adına her şeyi kötülemek yerine, olumlu ve olumsuz yönleri birlikte değerlendiren bir bakış açısının daha doğru olacağını savunuyor.
Sonuç olarak Özkök, gazeteciliğin temelinde denge, objektiflik ve hakkaniyet olması gerektiğini vurguluyor. Ne tamamen iktidar yanlısı bir körlük ne de her şeyi reddeden bir muhaliflik anlayışının doğru olduğunu düşünüyor. Ona göre iyi gazetecilik; eleştiriyle birlikte takdiri de içeren, gerçeklere dayalı ve çok yönlü bir yaklaşım gerektirir.
