İran’da Ramazan ayı, bu yıl ülke genelinde hem dini vecibelerini yerine getirenler hem de rejime tepki olarak oruç tutmamayı tercih edenler arasında dikkat çeken bir tabloyla başladı. 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana kendisini “teokrasi” olarak tanımlayan ülkede, dindarlık oranlarının giderek azaldığına dair araştırmalar yayınlanıyor.
Oruç Tutmak Dini Bir Görev
Çoğu İranlı için Ramazan, dini bir vecibe ve manevi bir sorumluluk olarak kabul ediliyor. Örneğin, toptan süt ürünleri ticareti yapan 50 yaşındaki Hasan, “Yaklaşan savaş ya da ekonomik sıkıntılar ne olursa olsun, oruç tutmak dini görevimizdir.” diyerek Ramazan’ın kendileri için vazgeçilmez olduğunu dile getiriyor. Benzer şekilde, beyaz sakallı Azizullah da orucun, siyasi değil, kişisel bir mesele olduğunu belirterek, “İnancım gereği oruç tutuyorum, ayrıca sağlığım için de faydalı.” ifadelerini kullanıyor.
Oruç Tutmamak Protesto Anlamı Taşıyor
Ancak bazı İranlılar için oruç tutmak ya da tutmamak, rejime karşı açık bir protesto anlamı taşıyor. 27 yaşındaki Nazanin, iş yoğunluğu nedeniyle oruç tutmadığını belirtirken, “Son dönemde yaşanan olayların ardından ibadetlerimi bıraktım” dedi. Nazanin’in işaret ettiği olaylar, yıl başında gerçekleşen protestolara yönelik sert müdahaleleri kapsıyor; bu süreçte binlerce kişi hayatını kaybetmiş, birçok kişi gözaltına alınmıştı. Bu deneyimler, bazı kesimlerde dini pratiklerden uzaklaşma eğilimini güçlendirdi.
Rejim ve İnanç Arasındaki Mesafe
Protestolar sırasında ülke genelinde birçok teoloji kurumu ve camiye yönelik saldırılar gerçekleşti. Bazı saldırıların güvenlik güçlerini hedef aldığı ifade edilirken, gözlemciler bu durumun, rejimin dini araç olarak kullanılmasına karşı bir tepki olduğunu yorumluyor. Toplumun farklı kesimlerinde, inanç ile siyasal otorite arasındaki mesafe giderek açılıyor.
Ekonomik Zorluklar ve Bayram Beklentisi
Ramazan ayı boyunca ekonomik gerçekler de toplumsal yaşamı etkiliyor. Çiçekçi Mojtaba, bu yıl ekonomik şartların bayram kutlamalarını sınırlayacağını belirterek, “Bayramı ailelerimizle kutlayacağız ve yoksullara yardım etmeye çalışacağız. Ancak ekonomik durum her zamankinden daha kötü, tasarruf etmek zorundayız.” dedi.
Birçok İranlı için Ramazan, yalnızca dini bir görev değil; aynı zamanda ekonomik ve sosyal gerçeklerin, bireysel inançla kesiştiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Oruç tutmak ya da tutmamak, toplumda hem bireysel inancı hem de rejime karşı duruşu ifade eden bir simge hâline gelmiş durumda.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Açıklama
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ülkedeki duruma ilişkin yaptığı açıklamada, “Toplumumuz yaralı ve hassas bir süreçten geçiyor. Savaşmak istemiyoruz, barış ve huzur önceliğimiz olmalı” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, toplumun ekonomik ve sosyal olarak desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Toplumsal ve Siyasi Yansımalar
İran’daki bu tablo, inanç, protesto ve ekonomik koşulların iç içe geçtiği karmaşık bir toplumsal yapıyı gözler önüne seriyor. Gerek dini vecibelerini yerine getirenler, gerekse protesto amacıyla oruç tutmayanlar, hem kendi inançlarını hem de toplumsal ve siyasi duruşlarını sergiliyor.
Ramazan ayı, bu anlamıyla İran’da yalnızca dini bir dönem değil; aynı zamanda siyasal farkındalık, toplumsal protesto ve ekonomik zorlukların bir arada yaşandığı bir toplumsal deneyim olarak öne çıkıyor.
