Gazeteci Ertuğrul Özkök, İzzet Çapa’nın programında Türkiye’de gazeteciliğin dönüşümünden kendi kariyerine kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özkök, “yandaş gazetecilik” tartışmasına ilişkin sözleriyle gündem olurken, kendisine yöneltilen “dönek” ve “omurgasız” eleştirilerine de dikkat çeken bir yanıt verdi.
Gazeteci Ertuğrul Özkök, İzzet Çapa’nın “Paşa Paşa Muhabbetler” programına konuk oldu. Hürriyet gazetesindeki genel yayın yönetmenliği döneminden Türkiye’de basının durumuna, gazetecilik anlayışından geçmişte birlikte çalıştığı isimlere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Özkök, özellikle “yandaşlık” tartışmasına ilişkin açıklamalarıyla öne çıktı.
“YANDAŞ GAZETE YAPMAK AYIP DEĞİL”
Türkiye’de gazetecilikte sıkça kullanılan “yandaş” ve “muhalif” kavramlarını değerlendiren Özkök, kendisini hiçbir zaman “muhalif gazeteci” olarak tanımlamadığını söyledi.
Özkök, “Yandaş gazete yapmak ayıp bir şey değil ki. Dünyada bir sürü gazeteci var yandaş, çok da başarılı işler yapıyorlar. Önemli olan insanlık açısından belli bir çizginin altına girmeden, yandaşlığı tetikçilik hâline getirmeden bu işi yapmaktır” ifadelerini kullandı.
Kendisinin de kariyeri boyunca iktidara yakın bir gazeteci olduğunu belirten Özkök, siyasi kimliğiyle ilgili olarak ise “Bütün hayatımı ben iktidara yakın bir gazeteci olarak kariyerimi yaptım ben. Zaten çocukluğumdan beri solcuyum. Solculuk yeter bana artık” dedi.
“MUHALİF GAZETECİ DEMEDİM”
Gazetecilik hayatı boyunca kendisini “muhalif” olarak tanımlamadığını vurgulayan Özkök, 79 yaşında olduğunu hatırlatarak hayatına dair farklı bir değerlendirme yaptı.
Özkök, “Neden yeter? Yeter, ne yapayım, 79 yaşındayım ya! Ölümden kalan hayatı sayıyorum artık” sözleriyle dikkat çekti.
HÜRRİYET’TEKİ İSİMLERİ DEĞERLENDİRDİ
Ertuğrul Özkök, 2009 yılında Hürriyet Genel Yayın Yönetmenliği görevinden ayrılmasının ardından görevi devralan gazeteciler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Özkök, Enis Berberoğlu için “komplo teorisyeni”, Sedat Ergin için ise “sıkıcı ve gri bir adam” ifadelerini kullandı. Ancak Ergin’in gazeteciliğine yönelik olumlu değerlendirmelerde bulunan Özkök, onu Türkiye’nin en iyi Anglo-Sakson tarzı gazetecilerinden biri olarak nitelendirdi.
Özkök, Sedat Ergin’in iyi bir gazeteci olduğunu belirterek, onun bazı gazetelerde başarılı bir genel yayın yönetmenliği yapabileceğini ancak Hürriyet’in yapısının farklı olduğunu savundu.
“EN HAYRAN OLDUĞUM GENEL YAYIN YÖNETMENİ HASAN CEMAL’Dİ”
Özkök, Türkiye’de başarılı genel yayın yönetmenleri konusunda ise Hasan Cemal ve Rahmi Turan isimlerini öne çıkardı.
Hasan Cemal’in Cumhuriyet dönemindeki gazeteciliğinden etkilendiğini belirten Özkök, “Mükemmel bir gazete yapıyordu ve beni çok etkiledi” dedi. Özkök, 12 Eylül döneminde Rahmi Turan’ın çıkardığı gazeteyi de beğendiğini ifade etti.
“DÖNEK VE OMURGASIZ DENDİĞİNDE ALINMIYORUM”
Özkök, kariyeri boyunca kendisine yöneltilen sert eleştirilere de değindi. Özellikle “dönek” ve “omurgasız” ifadelerinin kendisine söylendiğinde alınmadığını belirten gazeteci, bu kavramlara farklı bir açıdan yaklaştığını söyledi.
Özkök, “Bana söylendiğinde alınmadığım iki laf var: Dönek ve omurgasız” dedi.
“Omurgasız” eleştirisine de farklı bir yorum getiren Özkök, omurganın yalnızca dik durmak anlamına gelmediğini savundu.
“Ben omurgalıyım ama herkes omurgayı dik durmak için yaratılmış bir organ zannediyor. Omurganın asıl görevi eğilip bükülüp hareket etmektir. Dimdik bir organ olsa ölürsün” ifadelerini kullanan Özkök, sözleriyle gazetecilik anlayışını ve değişime bakışını anlattı.
