Haber Konseyi | Doğru Tarafsız Gazetecilik

Bazı siyasetçileri tebrik etme

Bazı siyasetçileri tebrik etme
Demet Söz
Demet Söz( demet.soz@haberkonseyi.com )
83 views
23 Ocak 2023 - 14:11

Bazı siyasetçileri tebrik etmek istedim…cidden…cesaretlerin den! O cesaretin “cahil cesareti” olmaması daha tercihim olurdu ama maalesef elimizdeki bu. Biz millet olarak alıştık böyle vasat ,averaj zekalara. Bu tiplerin ortak özelliği, yüksek ölçüde kendini beğenmişlik…!Daha da cömert davranmak istiyorum….narsist olmaları.
Narsisizm, bazı bireylerin yükseltilmiş özgüven ile kendilerini diğer insanlardan üstün görmesiyle ortaya çıkan bir kişilik bozukluğudur. Genelde benmerkezci ve empati yoksunudurlar. Son derece manipülatif olurlar…devamlı onaylanmak isterler. Toplumun bir parçası olduklarını söylerler ama özel muameleyi hak ettiklerini düşünürler! Yani, söyledikleri ve yaptıkları birbirini tutmaz! Hep başkaları üzerinden “var” olmaya çalışırlar.
Örnek vereyim; çöp adam çizemez ama bir ressamın tekniğini eleştirir…çivi çakamaz ama çakabileni beğenmez…..gibi. Tüm beceriksizliklerinin ve yetersizliklerinin sorumlusu olarak ta” başarılı ” insanları görürler. Bu yüzdendir ki; her şeye dokunurlar! Ama bu dokunuş daha iyisini yapma, düzeltme dokunuşu değil…daha çok yapılanı yok etme üzerine kurulu bir dokunuştur. Amiyane tabirle, ya onundur, yada toprağın. Nasıl? Size de tanıdık geldi mi semptomlar?
Millet olarak bizim günahımız ne? Bizim çilemiz ne zaman dolacak? Tıbbi tedaviye ihtiyacı olan insanlarla, neden bu millet muhatap olmak zorunda? Üstelik parti kurdurup, bir de vergilerimizden onlara ödenek veriyoruz.” Paramızla rezil oluyoruz” denilen bu olsa gerek.! Buradaki tek sorunumuz, bu “kişilik bozukluğu” meselesi değil tabi ki. Bu arkadaşların, üzerlerinden “var” olmaya çalıştıkları kişiler ve statüleri! O küresel “gri adamlara” bir sözüm yok. İşlerini, yani yapmaları gerektiğini düşündükleri şeyi yapıyorlar. Eskiden işlerini daha iyi yaparlardı. Seçtikleri kişiler…ne bileyim…daha bir “klası” olan tipler olurdu. Şimdi bakıyorum, çıtayı baya bir düşürmüşler….yani bu kadar avam ve bayağı olmak zorunda değil seçtikleri kişiler. Ukrayna’daki oyuncuları  şimdilik idare ediyor gibi  ama Türkiye için daha fazlasına ihtiyaçları var. Son elemanlar Erdoğan’ı devirme planları için yeterince iyi değil..
Bu arada, TSK’ya iftira atan bir kadın vardı.. O da serbest kalmış.! Bu ülkede, demokratik hak ve özgürlükler, Türk Halkı dışında herkes için işe yarıyor anladığım kadarıyla. PKK’dan FETÖ’cüsüne hepsinin demokratik hak ve özgürlükleri sanki önceliğimiz olmalıymış gibi davranıyorlar. Nedense ,bu haklar, bir tek bu milleti ve ülkesini seven vatandaşlar için yok. Enteresan! Bu “körler sağırlar” yine birbirlerini ağırlayıp, “geçmiş olsun” dileklerini iletmişler karşılıklı. Bütün çocuk katilleri zamanla sevgi pıtırcıkları haline geldi memlekette. Şimdi ben ne olduğunu anlamadım. Bu kadın TSK’dan özür diledi mi? Kadın tek kurşun atmadan, sadece başında bulunduğu kurumun silahıyla hepimizi sırtımızdan vurdu ya… Bu durumu düzeltecek bir hamlede bulundu mu? TSK’nın itibarına ne oldu? Ona “geçmiş olsun” diyen zatlar, neye “geçmiş olsun “dedi? Bu işin akıbetini anlayan varsa, lütfen bir salağa anlatır gibi anlatsın bana.! Bir de belgeli bir şekilde kanıtlıdır ki; rahmetli Özal’ın vefatından sonra yapılan otopsinin başında da bu kadın varmış. Raporda imzası var. Bildiğim kadarıyla, yıllar sonra rahmetlinin mezarı açılıp, yeniden otopsi yapıldığında, 4 farklı zehir bulunmuştu. Bu bilgi bile, tek başına. Tekrar bir soruşturma açılması için yeterli değil mi?
Özal’dan söz açılmışken, geçenlerde bir röportajda Ahmet Özal’ı izledim. Zamanında aileyle olan dostluğumu bilenlere ancak şunu söyleyebilirim…yazdıklarım birer tespit! Semra Hanım Ahmet Bey’i yetiştirirken iyi iş çıkardığı belli. Eminim tecrübelerini de oğluyla paylaşıyordur. Ya da ben, “olması gereken” bir muhalefeti görmeyeli çok olduğu için. Olması gerekeni unutmuşum. Abartıyorum. Bir siyasetçinin olması gereken ciddiyete sahip, esprili, akıcı ve kolay anlaşılır bir üslup. Babadan miras vizyon, kendine güvenen ama asla kibirli olmayan bir portre gördüm ekranda. İçimden, neden olmasın? Neden aday değil? diye düşünürken, sorumun cevabını, ayakları yere basan bir ifadeyle, kendisi; ” devlet yönetmek, güvenilir, donanımlı bir ekip kurmadan ve, iktidara bu ekiple hazırlanılmadan altından kalka bilinecek bir iş değil” diyerek yanıtladı. Sırf bunu söylemesi bile, henüz erken olduğunu düşündüğü adaylığı ne kadar ciddiye aldığının bir göstergesi değil mi?
Ama gerekli şartları oluşturduğunda, aday olabileceğini de söyledi…ve olmalı da. Şu an, Cumhurbaşkanının adaylığı karşısında, maalesef eşit ciddiyette ve önceliği millet olan bir muhalefet görünmüyor. Bir parti başkanının bir röportajda, eksikliklerini bilip, bu eksikleri nasıl tamamlayacağını, kafasındaki projeleri anlatması ancak kendine güvenen  bir liderin sahip olabileceği bir özellik değil midir sizce de? Bana sorarsanız…bugün adayım diye çıksa, muhalefetten daha fazla oy alır.

 

Hayatın Her Alanına Dair Haberler Hakkında Tarafsızca Doğru Bilgiye Ulaşmanın Yolu ! Bizi Okuyun Haberiniz Olsun !