Orta Doğu’da son dönemde tırmanan gerilim, bölgesel dengeleri sarsmaya devam ederken, The New York Times tarafından ortaya atılan çarpıcı bir iddia dikkat çekti. Habere göre, İsrail’in İran’a yönelik askeri stratejilerinden biri olan “Kürt isyanı planı”, başlangıçta ciddi şekilde değerlendirilmesine rağmen, ABD yönetimi tarafından rafa kaldırıldı. Bu kararın alınmasında ise Türkiye’nin sert uyarılarının belirleyici olduğu öne sürüldü.
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar, bölgede büyük bir krizin fitilini ateşledi. İran’ın hızlı ve sert misillemeleriyle birlikte özellikle Körfez bölgesindeki enerji altyapıları hedef alındı. Bu durum küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açarken, petrol fiyatları hızla yükseldi. Aynı zamanda stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ticaret ve lojistik açısından büyük bir tıkanma yarattı.
Ancak İsrail ve ABD’nin beklentilerinin aksine, İran içinde bir rejim değişikliği yaşanmadı. Tam tersine, İran toplumunun büyük ölçüde kenetlendiği ve dış müdahaleye karşı daha güçlü bir birlik sergilediği görüldü. Bu süreçte İsrail’in de yoğun balistik füze saldırıları altında kaldığı ifade ediliyor.
Savaşın ilk günlerinde İsrail’in en önemli stratejik hamlelerinden biri, İran’ın kuzeyinde ve Irak’ın kuzeyindeki Kürt grupları harekete geçirmek oldu. İsrail istihbarat servisi Mossad tarafından geliştirilen bu plan, İran’ın kuzey bölgelerinde bir ayaklanma başlatmayı ve böylece merkezi yönetimi zayıflatmayı hedefliyordu. Bu kapsamda İsrail savaş uçaklarının, Kürt grupların hareket alanını genişletmek amacıyla İran’ın kuzeybatısındaki askeri ve güvenlik noktalarını vurduğu da iddia edildi.
Söz konusu planın bir aşamasında, ABD yönetiminin de devreye girdiği belirtiliyor. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgedeki bazı Kürt liderlerle doğrudan temas kurduğu, ancak bu görüşmelerden beklenen sonucun çıkmadığı ifade edildi.
Habere göre, bu planın uygulanmasının önündeki en büyük engellerden biri Türkiye oldu. Türkiye’nin, bölgede herhangi bir Kürt silahlı hareketinin desteklenmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı yönünde Washington’a açık uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Bu uyarıların ardından ABD’nin, Kürt grupları “vekil güç” olarak kullanma fikrine mesafeli yaklaşmaya başladığı ve planın giderek gündemden düştüğü belirtildi.
Öte yandan İsrail tarafında ise bu gelişmelerin ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı ifade ediliyor. Haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, savaşın beklenen sonuçları vermemesinden dolayı endişe duyduğu vurgulandı. Mossad Başkanı David Barnea’nın ise İran içinde muhalif unsurları harekete geçirerek bir ayaklanma başlatılabileceğini ve bunun rejimin çöküşüne kadar gidebileceğini savunduğu aktarıldı.
Ancak sahadaki gelişmeler, bu stratejinin şu ana kadar başarılı olmadığını gösteriyor. Mossad operasyonlarının istenilen etkiyi yaratmadığı ve İran yönetiminin beklenenden daha dirençli çıktığı ifade ediliyor. Bu durum, İsrail’in savaş stratejisinde yeni arayışlara girmesine neden olurken, ABD’nin de daha temkinli bir yaklaşım benimsediği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Orta Doğu’da yaşanan bu kriz sadece askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve stratejik dengeleri de derinden etkiliyor. Türkiye’nin bölgedeki rolü ve müdahil olduğu konular, uluslararası aktörlerin planlarını doğrudan şekillendirebilecek bir etkiye sahip olmaya devam ediyor.
