Gözyaşı Enflasyonu: Her Kameraya Akan Yaş, Herkesi İkna Etmez

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de son yıllarda yeni bir alışkanlık edindik:
Kamerayı gören ağlıyor, mikrofonu gören mağdur oluyor.
Ama hayat öyle bir yer ki, gözyaşı her zaman gerçeği yıkamıyor.

Güzide Duran’ın boşanma davası çıkışında yaptığı açıklamalar da tam olarak bu tabloyu yeniden önümüze koydu. “Boşanmakta zorlanan kadınlar adına ağlıyorum” diyerek dökülen yaşlar, ne yazık ki birçok kadının gerçek mücadelesiyle örtüşmedi. Çünkü ortada ciddi bir çelişki var.

Henüz boşanma süreci tamamlanmamışken başka ilişkilerle magazin sayfalarında boy göstermek, tatil pozları vermek, kameralara kol kola gülümsemek… Sonra da mahkeme kapısında “tüm kadınlar adına” ağlamak.
İşte toplumun itirazı tam olarak burada başlıyor.

Çünkü bütün kadınlar Güzide Duran gibi değil.

Gerçekten boşanmakta zorlanan kadınlar, adliye koridorlarında değil; evlerinde, işsizlikle, ekonomik şiddetle, sosyal baskıyla mücadele ediyor. Medyaya poz verme lüksleri yok. Tatil planları yok. Aşk dedikodularıyla gündem olma şansları hiç yok.

Mahkemenin Okan Buruk ve Fikret Orman’ı tanık olarak dinleme kararı, davanın kişisel olmaktan çıkıp tam anlamıyla bir magazin sahnesine dönüşmesine neden oldu. Dava dosyasının içeriğinden çok, kimin kiminle anıldığı konuşuluyor. Bu da ister istemez şu soruyu doğuruyor:
Bu bir boşanma davası mı, yoksa kamuoyuna oynanan bir algı operasyonu mu?

Yakın çevresinden geldiği iddia edilen “sahte gözyaşları” yorumları ise toplumdaki güven erozyonunun göstergesi. İnsanlar artık ağlamaya değil, tutarlılığa bakıyor. Söylem ile yaşam arasındaki fark büyüdükçe, gözyaşının değeri düşüyor.

Ağlamak Yetmez, Değişmek Gerek

Bu tablo bize Şeyma Subaşı örneğini de hatırlatıyor.
Orada da önce inkâr, sonra gözyaşı, ardından “artık değişiyorum” söylemi vardı. Kamera önünde akan yaşlar, adli süreçlerle birleşince kamuoyunun sabrı iyice tükenmişti.

Toplum artık şunu çok net söylüyor:
Ağlamak bir savunma mekanizması değil.
Mağduriyet, Instagram filtreleriyle oluşturulmaz.
Samimiyet, kriz anında değil; hayatın tamamında belli olur.

Ünlü olmak, her hatayı gözyaşıyla sıfırlama hakkı tanımıyor. Tam tersine, daha büyük bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü söylenen her söz, gerçekten zor durumda olan binlerce insanın hikâyesine değiyor.

Son Söz

Kimse kimsenin özel hayatını yargılamak zorunda değil.
Ama kimse de kendi tercihlerini, “tüm kadınlar” adına yapılan bir mücadele gibi sunmamalı.

Çünkü gerçekten mücadele eden kadınlar,
kameraya değil hayata karşı direniyor.

Ve unutulmamalı:
Her gözyaşı gerçek değildir,
her sessizlik de suç değildir.
Ama tutarsızlık, her zaman fark edilir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter