YAŞLANMA KADER DEĞİL, ALGILAMA BİYOLOJİK SAATİ BELİRLER

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hücrelerimiz Hayatı Nasıl Algıladığımızı Kaydediyor
Stres Sizi Yaşlandırmaz. Ona Nasıl Tepki Verdiğiniz Yaşlandırır.
Uzun yıllar boyunca yaşlanmayı zamana bağladık. Takvim yapraklarına, doğum tarihlerine, genetik mirasa…
Oysa bilim bize şunu söylüyor: İnsan zamandan değil, maruz kaldığı durumdan yaşlanıyor.
Hücrelerimizin içinde, kromozomların uçlarında “telomer” adı verilen yapılar bulunur. Bunu ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik koruyucular gibi düşünebilirsiniz. Ne kadar sağlamsa, bağcık o kadar uzun süre dayanır.
Her hücre bölünmesinde telomerler kısalır. Çok kısaldıklarında hücre işlevini kaybeder, hatta ölür. Yani telomerler, bedenimizin biyolojik saatidir.
Buraya kadar mesele basit gibi görünüyor. Asıl kritik nokta şu:
Telomerlerin ne hızla kısaldığını sadece zaman belirlemez.
Araştırmalar, kronik stresin bu süreci ciddi biçimde hızlandırdığını gösteriyor. Ama daha çarpıcı olan şu: Stresin kendisi değil, strese verdiğimiz zihinsel ve duygusal tepki, biyolojik yaşlanmayı belirliyor.
Telomerleri onaran telomeraz enziminin keşfiyle Nobel Ödülü alan Elizabeth Blackburn, yıllar boyunca bu enzimin yalnızca kök hücrelerde aktif olduğunu düşünmüştü. Yanıldıklarını bizzat kendisi söyledi.
Zihinsel ve duygusal durumumuz, telomeraz aktivitesini doğrudan etkiliyordu.
Yani beden, yaşadıklarımızı değil; yaşadıklarımızı nasıl anlamlandırdığımızı kaydediyordu.
Bu yüzden iki insan aynı şartlarda yaşar ama biri çöker, diğeri güçlenir. Biri erken yaşlanır, diğeri direncini korur.
Sorun yoğunluk değildir. Sorun sürekli alarm hâlinde yaşamaktır.
Sürekli tetikte olmak… Hiç durmadan düşünmek… Her şeyi kontrol etmeye çalışmak… Bastırmak, yutmak, “idare etmek”…
Beden için bunların hepsi aynıdır: Tehlike sinyali.
Ve beden, tehlike algısı altında onarım yapmaz. Sadece hayatta kalmaya çalışır.
İşte bu yüzden bazı insanlar “hiç durmadan koştururken” yaşlanır. Bazılarıysa aynı tempoda daha az yıpranır.
Çünkü mesele stres değildir. Mesele, zihnin bedene ne anlattığıdır.
Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Ben gerçekten zor bir hayat mı yaşıyorum, yoksa hayatı sürekli zorlayıcı bir yerden mi algılıyorum?
Bilim artık çok net konuşuyor: Yaşlanma kader değildir. Ama bilinçsiz yaşamak, biyolojik bir bedel ödetir.
Simay Ohara / Enerji terapisti

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter