1. Haberler
  2. KÖŞE YAZISI
  3. SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜNE KARŞI BİR TEPKİ: ARTIK YETER!

SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜNE KARŞI BİR TEPKİ: ARTIK YETER!

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu ülkenin ne hale geldiğine bir bakın! Gözümüzün önünde bir çöküş yaşanıyor ve herkes ellerini ovuşturup izliyor. Halk aç, okullar temiz değil, sokaklar güvensiz, insanlar geçinemiyor. Şimdi bir de canlılara yönelik korkunç zulümler eklenmiş durumda. Nereye bakarsak bakalım, bir bozulma, bir çürüme görüyoruz. Ne oldu bize? Ne oldu bu ülkeye?

Seren Serengil’in açıklamaları basit bir şikâyet değil, toplumun derinlerinden gelen bir çığlık! İnsanlar ekmek bulamıyor. Hayvanlar sokak ortasında vahşice katlediliyor. Belediyeler ortada yok, sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Bu nasıl bir düzen? Seren Serengil’in söylediği gibi, yeter artık! Bu halk daha ne kadar sabredecek? Sokakta yaşayan kedi ve köpeklerin canını alan bu sistem, insanları da açlığa, sefaletin kucağına atmış durumda. İnsanlar çocuklarına ekmek götüremezken, iktidar gözlerini başka yöne çevirip “her şey yolunda” masalını anlatıyor.

Sokak Hayvanlarına Yapılan Zulüm: Toplumun Aynası

Hayvanlara yönelik zulüm, aslında bir toplumun ne kadar çöktüğünün aynasıdır. Bir toplum sokaklarındaki masum hayvanlara bile sahip çıkamıyorsa, orada insanlık çoktan yitirilmiştir. Her gün sosyal medyada karşımıza çıkan vahşet görüntüleri artık dayanılmaz hale geldi. Sokak hayvanları taşlanıyor, zehirleniyor, yakılıyor. Peki sorumlular nerede? Belediye başkanları, kamu görevlileri, bu olaylar karşısında ne yapıyor? Sadece laf

Cenazede show yaptılar

Geçtiğimiz aylarda Türk sinemasının parlayan yıldızlarından Ahu Tuğba’nın vefatının ardından düzenlenen cenaze töreni, sadece kaybedilen bir sanatçının acısını değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin ne hale geldiğini gözler önüne serdi. Teşvikiye Camii’nde gerçekleşen bu son yolculukta, Ahu Tuğba’nın arkasından saygı duruşunda bulunmak için gelenlerin sayısı, ne yazık ki çok azdı. İki önemli isim, Serpil Çakmaklı ve Nuri Alço, orada yer alarak, kaybın acısını paylaşmak için ellerinden geleni yaptılar. Ancak, bu durum diğer sanatçılar ve arkadaşlarının neredeyse tamamen ortada olmamasıyla, kaybın ciddiyetini sorgulatacak bir hâl aldı.

Ahu Tuğba, yıllar boyunca Türkiye’nin gözbebeği olmuş bir sanatçıydı. Yiğit, cesur ve kalbi geniş bir insandı. Onu tanıyan herkes, bu değerli insanın sadece sinemadaki başarısıyla değil, dostluğu ve yardımseverliğiyle de tanındığını bilir. Ancak cenaze gününde, onun anısına saygı göstermeyenlerin varlığı, topluma derin bir mesaj gönderiyor. Artık, insanlar kaybın acısını yaşamak yerine, sosyal medyada daha fazla görünme ve dikkat çekme peşine mi düştü?

Cenaze sırasında, geçmişteki mankenlerden Meriç Erkan ve Yaşar Alpetekin’in orada bulunması ve “şov” yapma çabaları, gerçekten de içler acısıydı. Ahu Tuğba’nın arkasından yapılan bu gösteri, sadece onun hatırasına saygısızlık değil, aynı zamanda toplumsal değerlerimizin de ne kadar sarsıldığını ortaya koyuyor. Bir cenazede, insanlık duygularının yanı sıra çıkar hesapları ve şovmenlik ön planda olmamalı. Herkesin elini taşın altına koyması ve kaybın acısını içten bir şekilde yaşaması gerekirken, bazıları bu durumu bir şova dönüştürmeyi seçti.

Cenaze merasimi, sadece bir kaybın yasını tutmak için değil, aynı zamanda insanlığımızı hatırlamak için bir fırsattır. Ahu Tuğba’nın arkasından yapılan bu tür şovlar, toplum olarak nereye gittiğimizi sorgulamamıza neden olmalı. Bu tür davranışlar, toplumsal bağlarımızı zayıflatmakta ve insanları birbirine yabancılaştırmaktadır.

Sonuç olarak, Ahu Tuğba’nın anısını yaşatmak için gereken saygıyı gösteremeyenler, sadece kendilerini değil, tüm toplumu utandıran bir duruma yol açıyorlar. Cenazeler, sevdiklerimizi uğurlamak için bir araya geldiğimiz yerlerdir; bunları bir şova dönüştürmek, sadece cehaletle açıklanabilir. Umarım bu olay, toplumsal değerlerimizi yeniden sorgulamamıza ve insanlığımızı hatırlamamıza vesile olur.

Çapkın oyuncu

Melisa Döngel, son zamanlarda özellikle futbolcularla ilişkilendirilmesiyle dikkat çeken bir isim. Medyada sıkça aşk dedikodularıyla yer alması, bazı takipçilerinin aklında soru işaretleri bırakıyor. Ancak onun oyunculuk kariyeri ve projeleri hakkında pek fazla haber çıkmaması ilginç bir durum. Bu tür durumlar, bazı isimlerin medyada daha fazla ön plana çıkmasına ve gündem olmasına neden olabilir. Oyunculuk ajanslarına dair baskılar, sektördeki rekabetin ve ilişkilerin karmaşıklığını yansıtıyor olabilir. Melisa’nın hangi projelerde yer aldığına ve kariyerine dair daha fazla bilgi arayışında olan biri olarak, sosyal medya platformlarını veya oyunculuk ajanslarının duyurularını takip edebilirsin. Bu durumlar, sektör içindeki dinamiklerin ve ilişkilerin de bir yansıması.

Ajanslara baskın

Rekabet Kurumu müfettişleri eş zamanlı baskınlarla yapım şirketleri, dağıtımcılar, dijital pazarlama şirketleri dâhil olmak üzere pek çok şirketin bilgisayarlarına telefonlarına el koydu. Bu şirketlerin her birine soru setleri gönderildi ve kendilerinden eksiksiz, doğru yanıtlar vermeleri istendi. Bu arada 2019 ve 2024 yılları arasında yaptıkları tüm yurtdışı satışların sözleşmeleri, faturaları ve oyuncu kontratları da talep edildi. Ayrıca oyuncu ajanslarına ve menajerlik firmalarına da operasyonlar düzenlendi. Bilgisayarlarda anahtar kelimelerle aramalar yapıldı. Yapılan baskınların ve incelemenin sebebi, dizi sektöründeki yapım şirketleriyle oyunculuk ajanslarının ve menajerlik firmalarının, Rekabet Kanunu’nun 4 ve 6 Maddelerini ihlâl ederek, kartelleşmeleri ve piyasadaki hâkimiyetlerini kötüye kullanmakla suçlanmaları. Neden baskınlar yaptı ama. Tabiki bir çok ünlü isimlerin menejerliğini yapan firmaların dosyaları tek tek incelenip bir çoğuna bayağı para cezaları geldi.

Rekabet Kurumu’nun yaptığı bu eş zamanlı baskınlar, dizi sektöründeki yapım şirketleri, dağıtımcılar ve dijital pazarlama firmaları gibi birçok kuruluşun, Rekabet Kanunu’nun ihlali iddiaları nedeniyle gerçekleştirilmiştir. Bu baskınlar, sektördeki kartelleşme ve piyasa hâkimiyetinin kötüye kullanılması şüphesini doğrulamak amacıyla yapılmıştır. Yapım şirketleri ve oyuncu ajansları arasındaki ilişkilerin sorgulanması, sektördeki adil rekabetin sağlanması adına önemlidir.

Baskınlar sırasında bu şirketlerin bilgisayarlarına ve telefonlarına el konulması, gerekli belgelerin toplanması ve anahtar kelimelerle arama yapılması, detaylı bir inceleme sürecinin parçasıdır. Bu tür önlemler, Rekabet Kurumu’nun, piyasada haksız rekabet ve monopol oluşumlarını önlemek için yürüttüğü sıkı denetim ve izleme faaliyetlerinin bir örneğidir.

Elde edilen verilerle, özellikle 2019-2024 yılları arasında yurtdışında yapılan satışların sözleşmeleri, faturaları ve oyuncu kontratları gibi belgelerin incelenmesi, bu ihlallerin boyutunu ortaya koymak için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, oyuncu ajansları ve menajerlik firmalarınayönelik yapılan operasyonlar, bu süreçteki olası şüpheli faaliyetlerin açığa çıkarılması açısından önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, Rekabet Kurumu’nun bu operasyonları, sektördeki etik olmayan rekabeti ortadan kaldırmak ve adil bir pazar ortamı sağlamak için atılan önemli bir adımdır. Bu süreçte birçok ünlü ismin menajerliğini yapan firmaların dosyalarının incelenmesi ve olası cezaların uygulanması da, sektörün şeffaflığı ve rekabetin adilliği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜNE KARŞI BİR TEPKİ: ARTIK YETER!
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Konseyi | Doğru Tarafsız Gazetecilik ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin