Haber Konseyi | Doğru Tarafsız Gazetecilik

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları
7 views
25 Nisan 2022 - 9:26

Geçen perşembe günü Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a Ukrayna’daki savaşın Karadeniz’e sonuçları çerçevesinde şu soruyu yönelttim. “Savaşa taraf olmayan ilgisiz bir ülke Karadeniz’e girmek isterse ne olur?” Bakan “Girmesinin uygun olmayacağını değerlendiriyoruz” diye yanıtladı. Bakan’ın bu yanıtı, Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşın Karadeniz’e sıçramaması, Karadeniz’in bir gerilim bölgesine dönüşmemesi için izlediği sessiz politikaya dönük önemli ipuçları taşıyor. Bunu biraz açalım ve NATO ülkeleri açısından da değerlendirelim.

KARADENİZ REKABET ALANINA DÖNÜŞMESİN

Akar’la geçen perşembe günü Ege’de “Mavi Vatan” tatbikatını izlemek üzere yaptığı gezi sırasındaki sohbetimizde, Ukrayna’daki savaşın Karadeniz açısından yarattığı durum ve Türkiye’nin bu başlıkta izlediği tutuma ilişkin bir dizi soru yöneltme imkânı bulduk.

Kendisinin yanıtları, Türkiye’nin özellikle NATO müttefiklerine savaş sürdüğü sırada Karadeniz’e savaş gemileriyle girmemeleri yönünde bir dizi telkinde bulunduklarını ortaya koyuyor. Bakan, NATO müttefiklerine, üçüncü ülkelere savaş sırasında Karadeniz’e girmemelerinin “isabetli olacağı” beklentisinin iletildiğini gizlemeyerek, şöyle konuşuyor:

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları: Karadeniz’in dışında kalınırsa isabet olur
Milli Savunma Bakanı Akar, ‘Mavi Vatan’ tatbikatının sancak gemisi ‘TCG Kemalreis’ fırkateyninde Sedat Ergin’e konuştu. Fotoğraf: Arif Akdoğan

Bunu ifade ediyoruz, söylüyoruz, telkinde bulunuyoruz. Bölgesel sahiplik ilkesi, kıyısı olan ülkelerin duruma hâkim olması kapsamında burada dengenin bozulmamasını istiyoruz. Burada denge bozulursa olayların kontrolden çıkma olasılığı çok yüksekKaradeniz’i bir rekabet ortamına dönüştürmeyelim. Bizim açıkça söylediğimiz şey bu.”

Bakan “Savaş sürdüğü müddetçe gelinmemesini ihsas ediyoruz, nezaketle telkin ediyoruz… Bunu Montrö Sözleşmesi’ne gerek kalmadan söylüyoruz” diye ekliyor.

‘TAHRİK OLARAK ALGILANABİLECEK EYLEMLERDEN UZAK DURALIM’

Türkiye, Montrö Sözleşmesi’nin 19’uncu maddesi çerçevesinde “Savaşan Taraf” oldukları gerekçesiyle savaşın başından itibaren Boğazlar’ı Rusya ve Ukrayna’ya kapatmış bulunuyor. Bununla birlikte, NATO da bu savaşta Ukrayna’yı destekliyor.

Akar, bu tespitin ardından “Hal böyle olunca NATO müttefiklerinin Karadeniz’e giriş çıkışları da hassasiyet oluşturacaktır. Karadeniz’de istikrarın sürdürülmesi açısından bazı telkinlerimiz olmaktadır. Bizim verdiğimiz mesajlar: Heyecan yapmayın, panik yapmayın, karşı tarafta da panik olabilir. Yanlış enformasyonlar yanlış anlamalara yol açabilir. Ukrayna’nın sınırlarına, egemenliğine saygı duyalım, diğer taraftan da herhangi bir yanlış anlaşılmaya, tahrik olarak algılanabilecek bir eyleme sebebiyet vermeyelim. Hangi niyetle yaparsanız yapın öbür taraf bunu tahrik olarak görür diyoruz.”

Sohbet sırasında Akar’a ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in geçen yıl NATO’nun Karadeniz’de Rusya’ya karşı bir keşif görev gücü kurulması yolunda yaptığı öneriyi de hatırlattım. Bu öneri, Türkiye ile birlikte Karadeniz’e sahildar NATO ülkeleri Romanya ve Bulgaristan’ı özellikle ilgilendiriyor.

Milli Savunma Bakanı, verdiği yanıtta diplomatik bir dille Türkiye’nin bu öneriye sıcak bakmadığını hissettirerek, “Romanya ve Bulgaristan’a da teenni ile hareket etmelerini söylüyoruz” diye konuştu.

Akar’ın bütün bu açıklamaları, savaş sürerken Türkiye’nin Karadeniz bölgesinin Rusya ile NATO ve ABD arasında bir rekabete, çekişmeye, gerginliğe sahne olması ihtimalini önlemeye dönük bir çaba içinde olduğunu gösteriyor. Türkiye, burada Montrö’nün çerçevesi dışında diplomasi yoluyla yaptığı telkinlerle NATO müttefiklerini Karadeniz’den uzak tutmaya çalışıyor.

Sohbetin bu bölümünün sonunda Akar’a “Şu an Karadeniz’de buraya sahildar olmayan herhangi bir ülkenin savaş gemisi var mı?” diye sorduğumda, “Hayır, yok” karşılığını aldım.

Bu sonuca baktığımızda karşımızda beliren tablo, Karadeniz’in şu an itibarıyla Türkiye tarafından NATO ülkeleri de dahil olmak üzere bütün üçüncü ülkelere “nezaketle” kapatıldığı gerçeğidir.

LİBYA’DA ‘MEŞRU HÜKÜMETE DESTEK’ VE ‘TÜM AKTÖRLERE EŞİT MESAFE’ BİR ARADA

 Son iki aydır bütün dikkatler Ukrayna savaşına çevrilmişken, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir cephede Libya’da da kritik gelişmeler yaşanıyor. Libya’daki krizin temeli, birbirine meydan okuyan iki hükümetin yarattığı bir, çok başlılığın ortaya çıkmış olması.

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları: Karadeniz’in dışında kalınırsa isabet olur

Bir tarafta, ülkenin batısında geçen yıl şubat ayında BM gözetimindeki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda başbakanlığa seçilen Abdülhamid Dibeybe’nin bulunduğu Trablus’taki geçici ulusal uzlaşı hükümeti görev yapıyor. Seçimler BM’nin yol haritası çerçevesinde geçen aralık ayı sonunda yapılabilmiş olsaydı, Dibeybe yerini sandıktan çıkacak yeni hükümete bırakacaktı. Ancak seçimler çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle iptal edildi. Dibeybe de başbakanlığına devam ediyor. BM, Dibeybe hükümetini tanıyor.

Ülkenin doğusunda ise Tobruk’taki Temsilciler Meclisi Dibeybe’nin başbakanlığının geçen yıl sonunda bittiği tezinden hareket ederek, şubat ayında Fethi Başağa’yı başbakanlığa atadı. Başağa’nın hükümeti de geçen mart ayı başında bu Meclis’ten güvenoyu aldı. Ülkenin doğusunda sahaya Halife Hafter’in güçleri hâkim.

Bu arada, Ukrayna savaşı uluslararası petrol piyasasını altüst ederken Libya’nın petrol üretiminin bu anlaşmazlıkların da bir sonucu olarak ciddi miktarda düşmesi işleri daha da büyük bir krizin içine soktu. İşin Libya’daki ittifakların değişmesinden kaynaklanan şöyle bir püf noktası da var. Yakın zamana kadar Trablus cephesinde olan, hatta 2019 yılı sonunda Türkiye ile deniz yetki anlaşmalarını imzalayan Fayiz es-Sarrac’ın kabinesinde İçişleri Bakanı olarak görev yapmış olan Fethi Başağa Türkiye’ye olan yakınlığıyla tanınan bir isim. Örneğin, daha önce�Akar ile Ankara ve Trablus’ta bir araya gelmiş bir isim. Türkiye de ayrıca son dönemde doğu cephesiyle de buzları belli ölçülerde eritmiş bulunuyor.

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları: Karadeniz’in dışında kalınırsa isabet olur

İşte bu tablonun belirdiği Libya’daki iki başlılığı Akar’a sorduğumda, “Libya’nın meşru hükümetini destekliyoruz, tüm aktörlerle eşit mesafedeyiz. Tabii, meşruiyet önemli bizim için. Temaslarımızı kesmiyoruz. Libya’nın birliğini savunuyoruz. Tek Libya, tek ordu diyoruz” karşılığını verdi.

Akar, Trablus’taki “meşru hükümeti”desteklemekle birlikte “ikisine aynı mesafede” olduğunu da vurgulama ihtiyacı duyuyor, “Bizim ne kadar müttefikimiz varsa onlar üzerindeki itibarımız iç işlerine karışmamaktan geliyor” diye konuşuyor.

Peki Türkiye, çatışan taraflara ne öneriyor?

Akar, şu yanıtı veriyor: “Biz herhangi bir harekat tarzı empoze etmeden Libya’nın birliğini, beraberliğini, tek
Libya’yı destekliyoruz. ‘Kendi probleminizi kendiniz çözün’ diyoruz.

Libya’daki gelişmelerin seyri, hem Türkiye’nin bu ülkeyle imzaladığı anlaşmaların geleceği hem de sahada önemli bir askeri varlık bulundurması bakımından önem taşıyor.

Akar, “Bizim orada eğitim merkezlerimiz var. Eğitim merkezlerimizde çalışmalarımız aksaksız eksiksiz devam ediyor. Libya’nın silahlı kuvvetlerinin kuruluşu, yeniden yapılandırılması, modernizasyonu, subay astsubay eğitimi konularında çalışmalarımız sürüyor. Biz bunun için çalışıyoruz. Siyasi anlamda herhangi bir tarafla normal dışı bir ilişkimiz yok” diye konuşuyor.

Akar’ın açıklamalarından çıkardığım sonuç şu: Ankara, yakın ilişki içinde olduğu Dibeybe’yi resmi hükümet olarak muhatap alırken, yine yakından tanıdığı Başağa’yı da karşısına almıyor, onunla da kanallarını açık tutuyor. Açıkça söylenmese de taraflar arasında iktidar paylaşımına ilişkin bir uzlaşı bulunması için perde arkasından yoğun diplomatik çaba yürütüldüğünü tahmin etmek güç değil.

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları: Karadeniz’in dışında kalınırsa isabet olur

‘PKK KARŞINDA NİHAİ AŞAMA: KANDİL İSE KANDİL…’

 Milli Savunma Bakanı Akar, Kuzey Irak’ta başlatılan “Pençe-Kilit” operasyonunun uzun bir hazırlık aşamasında gerekli kurum, kuruluş ve kuvvetlerle yapılan koordinasyon sürecine dayanan bir planlamaya dayandığını anlatıyor.

Irak’ın kuzeyindeki “Pençe-Kilit Bölgesi”nde çok sayıda mağara, barınak, sığınak ve sözde karargâh bulunduğunu anlatan Akar, gerçekleştirilen operasyonla “Birinci safhanın tamamlandığını” anlatıyor.

Akar, “Arkadaşlarımız varması gereken yerlere, kontrol edecekleri araziye karadan ve havadan ulaştılar, orada hedefleri ele geçirdiler. Altını çizmek gerekiyor, ele geçirilen hedefler bu safhanın ilk aşamasıdır. Daha sonra bu faaliyet tek tek bütün inlerine, mağaralarına, barınaklarına, sığınaklarına girmek suretiyle devam edecek ve sonuna kadar teröristler etkisiz hale getirilinceye kadar sürecek” diye konuşuyor.

Milli Savunma Bakanı, bundan sonraki aşamayı da şöyle anlatıyor:

Bizim nihai aşamamız, Irak’ın kuzeyinden herhangi bir şekilde bize bir terör tehdidi olmayıncaya kadar, bu; Kandil ise Kandil, Asos ise Asos yani bunu mutlaka biz bitireceğiz ve milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Dolayısıyla, bizim tek hedefimiz var, teröristler… Teröristler neredeyse biz oradayız. Orası bizim hedefimiz. Dolayısıyla çalışmalarımız bu yöndedir. Arkadaşlarımızın büyük kahramanlığı, büyük fedakârlığıyla gerçekten büyük bir gayretle, azimle bu işin üzerinde duruyorlar ve biz inşallah bu terör belasının üstesinden geleceğiz.”

ABD’YE MESAJLAR: ‘ABD, YPG SEVDASINDAN VAZGEÇMİYOR’

Savunma Bakanı Akar’dan NATO’ya hassas Karadeniz mesajları: Karadeniz’in dışında kalınırsa isabet olur

 Akar, ABD ile ilişkiler söz konusu olduğunda her seferinde aynı temayı vurguluyor. S-400, F-35 gibi konuları iki ülke arasında pekala çözüme kavuşturulabilecek sorunlar kategorisinde görüyor. Ama YPG meselesini bu gruptan ayırarak, “Türkiye ile ABD arasındaki en önemli problem YPG’nin terörist olduğunun kabul edilmemesidir” diye konuşuyor. Akar, “Biz PKK eşittir YPG diyoruz. YPG’nin PKK’dan farklı olduğunu söylemek bizim aklımızla alay etmek anlamına gelir. Tırlarla tonlarca yardım gitti teröristlere. Bunlar müttefiklik ruhuna uymuyor. Olacak şey değil. ABD, YPG sevdasından maalesef vazgeçemiyor” diye konuşuyor.

‘ABD S-400’LERDE TÜRKİYE İLE HİNDİSTAN’A FARKLI DAVRANIYOR’

Bir soru üzerine ABD’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alımı konusunda Türkiye ile Hindistan karşısında farklı politikalar uyguladığına dikkat çekiyor Hulusi Akar. Yapılan 5.2 milyar dolarlık anlaşma, Hindistan’ın Rusya’dan beş batarya S-400 almasını öngörüyor. İlk bataryanın teslimi geçen yıl sonunda yapıldı. Türkiye’ye S-400’ler gelince CAATSA yaptırımlarını devreye sokan ABD, Hindistan’ın alımı karşısında benzer yaptırımlara başvurmayarak bu ülkeye istisna getirmeye hazırlanıyor. Akar, ABD’nin bu alıma tepki göstermemesi konusunda “ABD’li müttefiklerimiz bu konuda farklı bir politika uyguluyor. ABD, Türkiye’nin gerçek dostluğunu, gücünü, müttefikliğini görse her şey kolaylaşacak” diyor.

F-16’LAR KONUSUNDA İYİMSER AMA İHTİYATLI OLMAK LAZIM

Akar’ın yanıtları, ABD’den yeni parti F-16’ların alımı konusundaki çalışmaların daha bir süre devam edeceğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kongre’nin bir sorusu üzerine gönderdiği mektubun “bazı olumlu unsurlar taşıdığını” belirtmekle birlikte “İhtiyatlı olmak lazım. Bu uzun bir süreç, temennimiz olumlu sonuçlanması” diye konuşuyor Akar. ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin başvurusunu geçen eylül ayında yapmış olmasına karşılık henüz onayını verip Kongre’ye bildirimde bulunmuş değil. Akar şöyle diyor: “Bir takım prosedürleri var. İki tarafın da üzerinde çalışması gerekiyor. Bizim de Kongre üzerinde çalışma yapmamız gerekiyor. Onlara (yönetime) da söylüyoruz, Kongre’nin S-400 meselesini bahane olarak kullanmasına müsaade etmeyin diye.”

‘SİLAH AMBARGOSU İNGİLTERE’DE ÇÖZÜLDÜ, ALMANYA’YI BEKLİYORUZ’

m Ukrayna savaşının patlak vermesi Batı ülkeleri tarafından muhtelif kategorilerde Türkiye’ye uygulanan silah ambargolarının, kısıtlamaların gevşemesine yol açtı mı? Akar, “Maalesef devam ediyor” diye yanıtlıyor. Bununla birlikte, İngiltere ile “büyük ölçüde rahatlama olduğunu” belirtiyor. “Almanya cephesinde de gelişme bekliyoruz” diyor. Bu yanıttan Almanya cephesindeki sorunların henüz aşılamadığı anlaşılıyor. Akar, “Bunun müttefiklik ruhuna uygun olmadığını da açık net bir şekilde her platformda söylüyoruz” diye ekliyor.

‘HEM S-400 HEM AVRUPA YAPIMI SAMP-T AYNI ANDA OLABİLİR’

Türkiye, İtalya ve Fransa arasında ortaklaşa üretilmesi tasarlanan SAMP-T hava savunma sistemleri konusunda Fransa’daki seçimin geride kalmasıyla birlikte bir hareketlenme bekleniyor. Seçim sonrasında öncelikle Türkiye, Fransa ve İtalya savunma bakanlarının üçlü bir görüşme yapmaları tasarlanıyor. Akar, “Fransa’daki seçim süreci bittikten sonra temennimiz beraber görüşerek daha önce başlayan sürecin olumlu şekilde sürmesini bağlamak” şeklinde konuşuyor. Bakan, “Türkiye hem S-400 hem de SAMP-T hava savunma sistemlerini aynı anda kullanabilir mi?” sorusunu “Her ikisi de olabilir” diye yanıtlıyor.

FİNLANDİYA’NIN NATO ÜYELİĞİ KONUSUNDA YORUM YOK

m Savunma Bakanı Akar, Ukrayna savaşının gidişatı konusunda kaygılı görünüyor. “Savaşın nerede duracağı belli değil. Savaşın nereye evrileceği öngörülemez. En kısa zamanda barış istiyoruz” diyor. Bu arada, savaşın uzaması halinde Avrupa ülkelerinde de sosyal, ekonomik sıkıntıların ortaya çıkacağını, bu durumun halka yansıyacağını anlatıyor.

Akar, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliğini destekleyip desteklemediği sorusu karşısında “Olayları yakından takip ediyoruz” diyerek tutum belirtmekten kaçınıyor.

“Ukrayna’daki gelişmelerin ardından İdlib’de bir sıkıntı çıktı mı?” sorusuna ise “Ciddi bir farklılık olmadı diyebiliriz” yanıtını veriyor.

Hayatın Her Alanına Dair Haberler Hakkında Tarafsızca Doğru Bilgiye Ulaşmanın Yolu ! Bizi Okuyun Haberiniz Olsun !