PARMAKLIKLAR KALBİMİZİ AYIRAMAZ

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgililer Günü… Vitrinler kırmızıya boyanmış, çiçekçiler güllerle dolup taşmış, kafelerde mum ışıkları titriyor. Herkesin elinde bir hediye paketi, bir telaş, bir heyecan. Oysa bu şehrin bir köşesinde, demir kapıların ardında sayılan günlerin gölgesinde yaşanan bir sevda var. Gürültüsüz, gösterişsiz ama dimdik.

Bugün onun sevgilisi hapiste.

Ve o, elinde çiçek yerine bir mektup tutuyor.

Sevdiği adam – ya da kadın – memleketi için, inandığı değerler için bedel ödemekte. Belki bir düşüncenin, belki bir sözün, belki de haksızlığa karşı yükseltilmiş bir sesin bedeli… Dışarıda kalan için Sevgililer Günü; beklemek demek. Takvim yapraklarına değil, açık görüş günlerine bakarak yaşamak demek. Bir sarılmanın hayalini aylarca kalbinde taşımak demek.

Ama bu aşk eksik değil.

Aksine, belki de en tamam hali.

Çünkü onların sevgisi, pahalı restoran masalarında değil; cezaevi camının ardından birbirine değmeye çalışan iki avuçta saklı. Onların “iyi ki varsın”ı, süslü kartların içinde değil; titrek el yazısıyla yazılmış dört sayfalık mektuplarda. Bir parfüm kokusu yerine, zarftan çıkan kâğıdın kokusunu içine çekerek avunmak… İşte onların romantizmi bu.

Sevdiği içerideyken, o dışarıda dimdik duruyor. Çünkü sevdiği insan yalnızca kalbinin değil, vicdanının da yoldaşı. Gurur ile özlem arasında ince bir çizgide yürüyor her gün. Gözleri doluyor belki, ama başı eğilmiyor.

Bugün belki el ele değiller. Aynı sofrada oturmuyorlar. Fotoğraf çekip paylaşmıyorlar. Ama birbirlerine duydukları sevgi, en yüksek duvarlardan bile daha güçlü. Çünkü onların aşkı, yalnızca iki kalbin değil; bir inancın, bir duruşun, bir “birlikte dayanma” sözünün aşkı.

Sevmenin en zor hali bu belki de: Sabretmek.

Ama en onurlu hali de bu.

Sevgililer Günü’nde herkes hediyesini açarken, o belki zarfı dikkatle yırtacak. İçinden çıkan satırları defalarca okuyacak. “Az kaldı” cümlesine tutunacak. Ve bilecek ki bazı aşklar mesafeyle küçülmez; aksine büyür, kök salar, güçlenir.

Bugün onun kalbi demir kapıların ardında atıyor. Ama sevgisi özgür.

Ve bazen en büyük romantizm, vazgeçmemektir.

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter