İBRAHİM BEY. ARMUT DİBİNE DÜŞER DERLER!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yıllardır aynı filmi izliyoruz. Başrolde yine İbrahim Tatlıses, yan rollerde çocukları, eski eşleri ve bitmek bilmeyen kavgalar. Televizyon programları, magazin sayfaları, sosyal medya yayınları… Her yerde aynı tartışma. Bir gün barış, ertesi gün kavga. Bir açıklama, ardından karşı açıklama. Peki sonuç? Koca bir hiç.

Şanlıurfa’dan çıkıp İstanbul’a gelen, sesiyle milyonları peşinden sürükleyen bir adamdan söz ediyoruz. Allah vergisi bir ses… Buna kimsenin itirazı yok. “İmparator” lakabı öyle kolay alınmadı. Yıllarca gazinolarda sahne aldı, kasetleri milyonlar sattı, servet kazandı. Ama insan sadece sesiyle büyük olmaz. Büyüklük biraz da karakterle, duruşla, sorumlulukla ölçülür.

Şöhret bazen insanı büyütmez, aksine küçültür. Eğer geldiğin yeri unutursan, sana uzanan elleri hor görürsen, gücünü insanları ezmek için kullanırsan, işte o zaman sahip olduklarının kıymetini bilmemiş olursun.

İbrahim Tatlıses’in hayatına baktığımızda, başarı kadar kontrolsüzlük de görüyoruz. Özel hayatı sürekli göz önündeydi. İlişkiler, ayrılıklar, kavgalar… Perihan Savaş’la yaşananlar, Derya Tuna ile yıllarca süren birliktelik, sonrasında gelen çalkantılı ilişkiler… Hepsi kamuoyunun önünde yaşandı. Kim kazandı? Hiç kimse.

Daha da önemlisi, aile içi meselelerin sürekli ekranlara taşınması. Çocuklarıyla yaşadığı sorunları kamuoyu önünde konuşmak hangi akla hizmettir? Bir baba, evladıyla yaşadığı kırgınlığı televizyon ekranlarında tartışır mı? “Kol kırılır yen içinde kalır” sözü bu toprakların kültürüdür. Ama belli ki artık reyting, aile mahremiyetinden daha değerli.

2011’de uğradığı silahlı saldırı hepimize bir gerçeği hatırlattı: Hayat pamuk ipliğine bağlı. O gün Türkiye tek yürek oldu. Seveni de sevmeyeni de dua etti. Herkes “Artık değişir” dedi. “Artık daha sakin, daha olgun bir hayat başlar” diye düşündü. Ama görüyoruz ki bazı insanlar ölümün kıyısından dönse de ders almıyor.

Bugün gelinen noktada, çocuklarıyla mahkemelik olan, televizyonlarda karşılıklı açıklamalar yapan bir tablo var karşımızda. Özellikle oğlu Ahmet Tatlıses ile yaşanan gerilim haftalarca konuşuldu. Aile içinde çözülmesi gereken meseleler ekranlarda tartışıldı. Bir baba için bundan daha acı bir görüntü olabilir mi?

Evlatlar babaya saygı duymalıdır, doğru. Ama saygı tek taraflı işlemez. Saygı görmek isteyen önce saygı göstermeyi bilecek. Çocuklarının annelerine yönelik kırıcı sözler sarf etmek, geçmişte yaşananları sürekli gündeme taşımak, aileyi kamuoyu önünde tartışma malzemesi yapmak kimseye kazanç sağlamaz.

Dünya malı dünyada kalır. Servet, şöhret, alkış… Hepsi bir gün biter. Geriye ne kalır? İyi bir isim ya da kırık dökük bir miras. Büyük sanatçı olmak başka bir şeydir, büyük insan olmak başka bir şey. Sanatçı kimliği hâlâ güçlü olabilir; şarkıları hâlâ dillerde dolaşabilir. Ama özel hayatındaki dağınıklık, bu başarıların gölgesini büyütür.

Bir insan düşünün: Zirveyi görmüş, dipleri yaşamış, ölümden dönmüş. Böyle bir hayat herkese nasip olmaz. Ama bu kadar tecrübeye rağmen hâlâ aynı kısır döngünün içinde olmak düşündürücüdür. Sürekli kavga, sürekli açıklama, sürekli restleşme…

Bu ülke artık yeni bir kavga izlemek istemiyor. İnsanlar bir babanın evlatlarıyla barışmasını görmek istiyor. Gücün değil, olgunluğun konuştuğu bir tablo görmek istiyor. Çünkü gerçek büyüklük, affedebilmekte ve susabilmektedir.

İbrahim Tatlıses büyük bir ses olabilir. Ama artık mesele ses değil. Mesele, geride nasıl bir aile bırakılacağı. Evlatların hafızasında nasıl bir baba kalacağı.

Sahnede “İmparator” olmak kolaydır. Asıl mesele, evinde baba olabilmektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter