Bir dönem ödül geceleri gerçekten anlam taşırdı.
Sanatçının emeği alkışlanır, yıllarını veren oyuncular, şarkıcılar, yönetmenler sahnede hak
ettiği değeri görürdü. İnsanlar televizyon başına geçer, “Bu yıl kim kazanacak?” diye merak
ederdi. Çünkü ortada emek vardı, kalite vardı, ciddiyet vardı.
Şimdi ne var?
Parayı verenin kupayı aldığı, kimsenin tanımadığı insanların birbirine ödül dağıttığı garip bir
sektör oluştu. İstanbul’un her köşesinde neredeyse her hafta bir “en iyiler gecesi”, “zirvedeki
markalar ödülü”, “başarı ödülleri”, “modellik ödülleri”, “iş dünyası ödülleri”, “sinema başarı
gecesi” adı altında organizasyonlar düzenleniyor.
İyi de kim bunlar?
Kim seçiyor bu “en iyileri”?
Hangi jüri karar veriyor?
Hangi başarı ölçülüyor?
Hangi sanat konuşuluyor?
Cevap yok.
Ama para var!
Lüks otellerin balo salonları kiralanıyor. Kırmızı halılar seriliyor. Üç tane flaş patlayınca
herkes kendini Oscar töreninde sanıyor. Davetlilerin yarısı birbirini tanımıyor, kalan yarısı da
neden orada olduğunu bilmiyor.
Eskiden ödül gecesi dediğin zaman insanların aklına gerçek organizasyonlar gelirdi. Hürriyet
Kelebek ödülleri vardı, televizyon kanallarının büyük müzik geceleri vardı. Sanat dünyasının
en önemli isimleri aynı salonda buluşurdu. O gecelerin bir ağırlığı, bir itibarı vardı.
Şimdi ise Bayrampaşa’da, Bağcılar’da, apartman düğün salonuna benzeyen yerlerde
“uluslararası başarı ödülü” dağıtılıyor!
Geçtiğimiz günlerde ünlü yapımcı Şükrü Avşar bir ödül gecesi için çağrıldığını anlatıyordu.
Gittiği yerde tanıdığı kimse yokmuş. Sözde sinema ödül töreni yapılmış ama ortada ne sinema
var ne sanat dünyası. Mahalle düğün salonunu andıran bir mekâna girip birkaç dakika sonra
çıkmış.
İnsan şimdi sormadan edemiyor:
Bu geceleri kim organize ediyor?
Bu paralar nasıl dönüyor?
Bu sözde ödüller hangi kriterle dağıtılıyor?
Çünkü artık mesele sanat değil, ticaret olmuş durumda.
İddialara göre ödül fiyatları 15 bin liradan başlayıp 50 bin liraya kadar çıkıyor. Yani paran
varsa “yılın en başarılı iş insanı” da oluyorsun, “yılın en iyi markası” da… Hatta biraz daha
verirsen “uluslararası başarı ödülü” bile alırsın!
Rezaletin boyutuna bakar mısınız?
Ortada ne denetim var ne şeffaflık. Sürekli aynı isimlerin farklı gecelerde ödül dağıttığı bir
düzen kurulmuş. Toplasanız 30-40 kişi sürekli organizasyon yapıyor. Her hafta başka bir
otelde, başka bir salonda sahne kurup ödül pazarlıyorlar.
Bu iş artık magazin olmaktan çıktı.
Bu iş ciddi şekilde incelenmesi gereken bir düzene dönüştü.
Maliye bu organizasyonları denetliyor mu?
Bu şirketlerin gelirleri inceleniyor mu?
Kimden ne kadar para alınıyor?
Vergileri düzgün ödeniyor mu?
Bu ödül adı altında dönen para trafiği kontrol ediliyor mu?
Bunların araştırılması gerekiyor.
Çünkü ortada ciddi bir sektör oluşmuş durumda. İnsanların egolarını okşayıp ceplerini
boşaltan bir “sahte prestij” piyasası kurulmuş. Sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaşınca
herkes kendini yılın sanatçısı, yılın girişimcisi, yılın modeli ilan ediyor.
İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?
Gerçek başarıların değeri düşüyor.
Yıllarca emek veren sanatçılarla, parayla ödül satın alan insanların aynı sahnede gösterilmesi
gerçek emeğe hakarettir. Başarı bu kadar ucuz olmamalı.
Ama belli ki bazıları ödüle doymuyor!
Her ay başka bir kupa, her hafta başka bir plaket…
Yakında “haftanın en başarılı insanı” ödülü verirlerse kimse şaşırmasın.
Çünkü bu düzende artık başarı değil, gösteriş alkışlanıyor.
