DOMATES, BİBER, PATLICAN… BU ARTIK BİR ŞARKI DEĞİL, BİR ÇIĞLIK!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Allah rahmet eylesin Barış Manço…
Bir zamanlar “Domates, Biber, Patlıcan” dediğinde yüzümüzde tebessüm oluşurdu.
Hayatın içinden, samimi, sıcak bir şarkıydı.

Bugün mü?

Bugün o şarkı artık bir eğlence değil…
Bir halkın geçim feryadı!

Çünkü artık bu ülkede pazara gitmek cesaret ister oldu.
Manava uğramak, cüzdanla değil yürekle yapılır hale geldi.

Domates 189 lira…
Biber 500 lira…
Patlıcan ateş pahası…

Pazar tezgâhları resmen yangın yeri!

En ucuz sebze 70-80 liradan başlıyor, ortalama fiyatlar 130-140 lira bandında.
Etin kilosu 1200 liraya dayanmış.

Soruyorum size:
Bu fiyatlarla kim nasıl beslenecek?

Bir emekli düşünün…
Ay sonunu getiremeyen, pazara çıkarken cebindeki parayı sayan bir insan…

Tezgâha yaklaşıyor, sesi kısık, bakışı utangaç:
“Abi… üç domates, iki biber… bir de patlıcan…”

Eskiden kilo kilo alınan ürünler, şimdi tane hesabına düştü!

Bu sadece bir ekonomik kriz değil…
Bu, insan onurunu zedeleyen bir tablodur!

Peki bu noktaya nasıl geldik?

Herkes konuşuyor ama kimse çözüm üretmiyor!

Esnaf diyor ki:
“Mazot 77 lira, benzin 65 lira… biz ne yapalım?”

Doğru… onların da maliyeti var.

Ama soruyorum:
Bu ülkede her maliyetin faturası neden sadece vatandaşa kesiliyor?

100 liraya alınan ürün nasıl 150 liraya, 200 liraya çıkıyor?
Bu zincirin ortasında kimler var?

Aracılar mı?
Denetimsizlik mi?
Yoksa “nasıl olsa alan alıyor” rahatlığı mı?

Gerçek şu:
Üretici kazanamıyor…
Tüketici alamıyor…

Ama birileri hâlâ kazanıyor!

Kim bunlar?

Neden kimse açık açık konuşmuyor?

Sürekli aynı bahaneler:
Dolar arttı…
Petrol yükseldi…
Savaş çıktı…

İyi de kardeşim!

Savaş yokken de bu fiyatlar yüksekti!
Dolar bu kadar artmamışken de pazar el yakıyordu!

Demek ki mesele sadece dış etkenler değil…

Asıl mesele içeride!

Denetim yok!
Kontrol yok!
Caydırıcılık yok!

Ve en acısı:
Alışmışlık var…

Halk artık zamları kabullenmiş durumda.
Ses çıkaran yok denecek kadar az.

Çünkü insanlar yorgun…
Çünkü insanlar umutsuz…

Bakın, çözüm aslında zor değil!

Devletin kamyonları var.
Belediyelerin imkânları var.

Neden doğrudan üreticiye gidilmiyor?

Neden aracıları ortadan kaldıracak bir sistem kurulmaz?

Tarladan alınan ürün, doğrudan şehre getirilse…
Üzerine sadece nakliye maliyeti konsa…
Semtlerde uygun fiyatlı satış noktaları açılsa…

Vatandaş rahat nefes almaz mı?

Elbette alır!

Ama yapılmıyor…

Neden yapılmıyor?

Çünkü bu bazılarına yarıyor!

Çünkü bu sistemden beslenenler var!

Ve ne yazık ki olan yine halka oluyor…

Bir zamanlar “Benim memurum işini bilir” denmişti…
Bugün gelinen noktada herkes kendi başının çaresine bakıyor.

Ve en tehlikelisi:
Halk artık susmayı öğrenmiş!

Ama bu suskunluk, bir kabulleniş değil…
Eğer bugün Barış Manço yaşasaydı…
O güzel şarkısını belki yine söylerdi.

Ama bu kez neşeyle değil…

Öfkeyle, isyanla söylerdi:

“Domates, biber, patlıcan…
Sofrada yok, cepte yok…
Artık sadece bir şarkı değil,
bir halkın çığlığı var!”

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter