Bir hayalle başlayan yolculuk, yıllara meydan okuyan dostluklar ve
şimdi yeni bir heyecan: MAGAZİN KONSEYİ
Yaşar Çakmak yazdı…
İnsan bazen geriye dönüp baktığında yılların nasıl geçtiğine
inanamıyor. Daha dün gibi hatırladığınız bir sohbetin üzerinden yıllar
geçmiş, bir masa etrafında kurduğunuz hayaller kocaman bir hikâyeye
dönüşmüş. O günlerde heyecanla başladığınız bir iş, zamanla
hayatınızın ayrılmaz bir parçası olmuş.
Benim için Haber Konseyi tam da böyle bir hikâye…
İçinde dostluk var, emek var, heyecan var, fedakârlık var. Zaman zaman
kırgınlıklar, ayrılıklar, zorluklar da var elbette. Ama bütün bunların
üzerinde, yıllar geçse de insanın içinden eksilmeyen o gazetecilik
sevdası var.
Bugün sizlerle hem Haber Konseyi’nin kuruluş hikâyesini paylaşmak hem
de uzun zamandır içimde büyüttüğüm yeni bir heyecanın müjdesini vermek
istiyorum.
Çünkü Haber Konseyi ailesine bir kardeş daha geliyor!
Ama önce biraz geçmişe dönelim…
HER ŞEY MALTEPE’DE BİR OTEL OFİSİNDE BAŞLADI
Bundan 20 yılı aşkın bir süre önce, Maltepe’de bir otelin ofisinde
sevgili arkadaşlarımla bir araya gelmiştik.
Uğur Onur Orhan, Ali Eyüboğlu, Dursun Karadağ, Uğur Güner ve ben…
Hepimizin medya dünyasında kendine göre birikimi, tecrübesi ve
hayalleri vardı. Ortak düşüncemiz ise farklı, kaliteli ve sektörde ses
getirecek bir yayın oluşturmaktı.
O günlerde internet gazeteciliği bugünkü kadar yaygın değildi. Sosyal
medya henüz hayatımızın merkezine yerleşmemişti. Basılı yayınlar,
dergiler ve gazeteler medya dünyasındaki ağırlığını koruyordu.
Bizim de ilk düşüncemiz sinema, televizyon ve dizi dünyasına ağırlık
veren bir dergi çıkarmaktı.
Hayallerimizi konuşuyor, nasıl bir yayın hazırlayacağımızı tartışıyor,
içerikleri planlıyor, kimlerle röportaj yapabileceğimizi düşünüyorduk.
Hepimiz son derece hevesliydik.
Bir derginin kapağından içeriğine, yayın politikasından okur kitlesine
kadar pek çok konuda fikir yürütüyorduk.
Ancak önemli bir karar vermeden önce sektörü yakından tanıyan,
deneyimlerine güvendiğimiz dostlarımızın görüşlerini almanın doğru
olacağını düşündük.
İyi ki de öyle yapmışız!
Çünkü o günlerde gerçekleştirdiğimiz iki ziyaret, bugün hâlâ yayın
hayatını sürdüren Haber Konseyi’nin kaderini belirledi.
FATİH AKSOY’UN O GÜNKÜ TAVSİYESİNİ HİÇ UNUTMADIM
Sevgili Uğur abiyle birlikte, uzun yıllardır dostluğumuz bulunan
MEDYAPIM’ın sahibi Fatih Aksoy’u ziyarete gittik.
Kendisine düşündüğümüz projeyi anlattık. Sinema ve televizyon
dünyasına yönelik, özellikle dizileri, oyuncuları ve sektörün perde
arkasını ele alan bir dergi hazırlamak istediğimizi söyledik.
Fatih Aksoy bizi dikkatle dinledi.
Ardından hiç dolandırmadan düşüncesini paylaştı.
Dergi fikrine pek sıcak bakmıyordu.
Piyasada zaten çok sayıda dergi bulunduğunu, basılı yayıncılığın
giderek zorlaşacağını ve dijital dünyanın gelecekte çok daha önemli
bir yere sahip olacağını anlattı.
Söylediği sözleri bugün bile hatırlıyorum:
“Sosyal medya gelişiyor. Dergiler çok fazla. Dergi yapmayın, satmaz!”
Açıkçası o günlerde bu sözlerin ne kadar önemli bir öngörü olduğunu
tam olarak kavradığımızı söyleyemem.
Bizim aklımızda hâlâ çıkarmak istediğimiz dergi vardı. Ancak Fatih
Aksoy’un tavsiyesi de bir kenarda duruyordu.
Daha sonra rahmetli M. Ali Yılmaz’a danışmaya karar verdik.
Kendisine projemizden söz ettik, nasıl bir yayın yapmak istediğimizi anlattık.
O da bize internet medyasının gelişmekte olduğunu, geleceğin dijital
yayıncılıkta bulunduğunu söyleyerek bir haber sitesi kurmamızı tavsiye
etti.
İşte o görüşmeden sonra kafamızdaki düşünceler değişmeye başladı.
Bir tarafta Fatih Aksoy’un sözleri, diğer tarafta rahmetli M. Ali
Yılmaz’ın tavsiyesi…
İki deneyimli ismin de aynı noktaya dikkat çekmesi tesadüf olamazdı.
Sonunda dergi fikrinden vazgeçerek internet gazeteciliğine yönelmeye
karar verdik.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o iki sohbetin Haber Konseyi’nin
kuruluşunda ne kadar önemli olduğunu çok daha iyi anlıyorum.
Bu vesileyle sevgili Fatih Aksoy’a bir kez daha teşekkür ediyor,
rahmetli M. Ali Yılmaz’ı da sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.
BİR HEVESLE BAŞLADIK, KOCAMAN BİR HİKÂYEYE DÖNÜŞTÜ
Kararımızı vermiştik.
Artık bir haber sitesi kuracaktık.
Hep birlikte kolları sıvadık. Kimimiz içerik konusunda fikir üretti,
kimimiz sitenin nasıl olması gerektiği üzerinde çalıştı. Herkes
elinden geldiğince katkıda bulundu.
İlk günlerdeki heyecanımızı anlatmak gerçekten zor.
Yeni bir şey ortaya çıkarmanın, kendi yayınınızı oluşturmanın,
yıllardır içinde bulunduğunuz medya dünyasında bağımsız bir mecra
kurmanın insana verdiği mutluluk bambaşka.
Üstelik o dönemlerde internet haberciliği bugünkü kadar kolay değildi.
Teknolojik imkânlar sınırlıydı. Dijital yayıncılığın bugünkü
alışkanlıkları henüz oluşmamıştı. Bir haber sitesini ayakta tutmak,
sürekli güncel tutmak ve okuyucuyla buluşturmak ciddi bir emek
gerektiriyordu.
Ama biz hevesliydik.
Belki de en büyük sermayemiz buydu.
Derken Haber Konseyi yayın hayatına başladı.
İlk haberlerimizi yayımladık. İlk okuyucularımızla buluştuk. Zaman
içinde sitemizin adı duyulmaya, haberlerimiz takip edilmeye başladı.
Günler ayları, aylar yılları kovaladı.
Hayatın kendi akışı içinde hepimizin işleri, sorumlulukları ve
öncelikleri değişti.
Başlangıçta aynı heyecanla yola çıktığımız arkadaşlarım, zaman içinde
farklı nedenlerle projeden ayrılma kararı aldılar.
Kimi kendi işlerine yoğunlaştı, kimi başka alanlara yöneldi. Bir
noktadan sonra yollarımız ayrıldı.
Onlar için Haber Konseyi yolculuğu sona ermişti.
Ama benim için henüz bitmemişti.
Buradan, o günlerde benimle aynı masaya oturup bu hayali paylaşan
bütün arkadaşlarıma gönülden teşekkür etmek istiyorum.
Uğur Onur Orhan’a, Ali Eyüboğlu’na, Dursun Karadağ’a ve Uğur Güner’e…
İyi ki o gün o masanın etrafında buluşmuşuz.
İyi ki birlikte böyle bir işe kalkışmışız.
Çünkü Haber Konseyi’nin temelinde hepimizin emeği, dostluğu ve heyecanı var.
Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, başlangıçta verilen emekleri
unutmak mümkün değil.
HERKES AYRILDI, BEN HABER KONSEYİ’NDEN VAZGEÇEMEDİM
Bir süre sonra kendimi bu yolculuğun başında tek başıma buldum.
Doğrusunu söylemek gerekirse kolay olmadı.
Dışarıdan bakıldığında bir haber sitesini yönetmek, haberleri
yayımlamak ve yayın hayatını sürdürmek basit görünebilir. Ancak işin
mutfağında olanlar bunun ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiğini
çok iyi bilir.
Hele ki gazeteciliği yalnızca bir meslek olarak değil, hayatının
önemli bir parçası olarak görüyorsanız…
Bazen yorulursunuz.
Bazen emeklerinizin yeterince karşılık bulmadığını düşünürsünüz.
Bazen de kendi kendinize, “Acaba artık bırakmalı mıyım?” diye sorarsınız.
Ama sonra dönüp geride bıraktığınız yıllara bakarsınız.
Yayımladığınız haberleri, kurduğunuz dostlukları, yaşadığınız
heyecanları hatırlarsınız.
İşte o zaman kolay kolay vazgeçemiyorsunuz.
Ben de vazgeçemedim.
Çünkü Haber Konseyi, benim için artık sadece bir internet sitesi değildi.
Kendi ellerimizle kurduğumuz, büyütmeye çalıştığımız, yıllarımızı
verdiğimiz bir emekti.
Bir bakıma evladımız gibiydi.
Bugün 20 yılı aşkın bir geçmişten, çeyrek asra yaklaşan bir
yolculuktan söz edebilmek benim için büyük bir mutluluk.
Elbette bu süreçte yalnız değildim.
Yanımda olan, desteğini hiçbir zaman esirgemeyen çok kıymetli dostlarım vardı.
Onlardan birinin hakkını özellikle teslim etmek istiyorum.
SEVGİLİ SAVAŞ KALAFAT, İYİ Kİ VARSIN!
Meslek hayatı boyunca insan çok sayıda kişiyle tanışıyor.
Birlikte çalıştığınız, aynı habere koştuğunuz, aynı masayı
paylaştığınız, zaman zaman dertleştiğiniz pek çok meslektaşınız
oluyor.
Ancak bazı dostluklar vardır ki yıllar geçtikçe daha da kıymetlenir.
Benim için sevgili meslektaşım Savaş Kalafat da böyle bir dosttur.
Haber Konseyi’nin uzun yolculuğunda bana destek oldu, olmaya da devam ediyor.
Zor zamanlarda yanımda durdu. Gerektiğinde elini taşın altına koydu.
Dostluğunu ve meslektaş dayanışmasını hiçbir zaman eksik etmedi.
Bazen insanın yoluna devam etmesi için büyük imkânlara değil, yanında
olduğunu hissettiren birkaç gerçek dosta ihtiyacı vardır.
Savaş da benim için o dostlardan biri.
Sevgili Savaş, bugüne kadar verdiğin bütün destekler için sana bir kez
daha teşekkür ediyorum.
İyi ki varsın!
Bunun yanında Haber Konseyi’ne yıllar boyunca haberleriyle,
fikirleriyle, dostluklarıyla ve iyi dilekleriyle katkıda bulunan
herkese de ayrı ayrı teşekkür borçluyum.
Bir yayın organının yaşaması sadece onu kuran kişinin emeğiyle mümkün
olmuyor. Görünen ve görünmeyen pek çok insanın katkısı bulunuyor.
Ben bu katkıların hiçbirini unutmadım.
MAGAZİN GAZETECİLİĞİ BENİM İÇİN HEP AYRI BİR YERDEYDİ
Beni uzun yıllardır tanıyanlar bilir.
Magazin gazeteciliği, meslek hayatımın en önemli parçalarından biridir.
Bu mesleğin içinde çok şey yaşadım. Sayısız habere gittim, birbirinden
değerli sanatçılarla, oyuncularla, yapımcılarla, televizyoncularla
tanıştım.
Kimi zaman bir film setinde, kimi zaman bir gala gecesinde, kimi zaman
bir televizyon kulisinde, kimi zaman da sabahın ilk ışıklarına kadar
süren haber takiplerinde bulundum.
Gazeteciliğin en güzel taraflarından biri de budur zaten.
Her gün başka bir hikâyenin içine girersiniz.
Bugün manşet olan bir olay, yarın yerini başka bir gelişmeye bırakır.
Ama geriye meslek hayatınız boyunca biriktirdiğiniz anılar ve
dostluklar kalır.
Benim için magazin gazeteciliği hiçbir zaman yalnızca ünlülerin özel
hayatlarını takip etmekten ibaret olmadı.
Magazin; aynı zamanda televizyonun, sinemanın, müziğin, tiyatronun ve
eğlence dünyasının da hafızasıdır.
Bir oyuncunun yıllar süren emeği, bir sanatçının sahne arkasındaki
mücadelesi, bir dizinin ortaya çıkış hikâyesi, bir yapımcının
hayalleri, bir yönetmenin başarısı…
Bunların hepsi doğru anlatılmayı hak eden hikâyelerdir.
Üstelik magazin gazeteciliğinin kendine özgü bir kültürü de vardır.
Meslektaşlar arasında kurulan dostluklar, haber peşinde geçirilen uzun
geceler, unutulmaz röportajlar, kimi zaman yaşanan tatlı rekabetler…
Bugün geriye dönüp baktığımda bütün bunların ne kadar kıymetli
olduğunu daha iyi anlıyorum.
İşte uzun zamandır aklımda olan yeni proje de biraz bu duygulardan doğdu.
Haber Konseyi yoluna devam ederken, neden onun yanında magazin
dünyasına özel bir yayın daha olmasın diye düşündüm.
Neden yıllardır içinde bulunduğum bu sektörün birikimini yeni bir
platforma taşımayayım?
Ve sonunda kararımı verdim.
HABER KONSEYİ’NİN KARDEŞİ GELİYOR: MAGAZİN KONSEYİ!
Evet sevgili dostlar…
Şimdi sizlere yeni heyecanımın müjdesini vermek istiyorum.
Haber Konseyi ailesine yeni bir kardeş katılıyor. Adı da MAGAZİN KONSEYİ!
Uzun zamandır düşündüğüm bu projeyi artık hayata geçirmeye hazırlanıyorum.
Magazin Konseyi’ni yalnızca haberlerin art arda sıralandığı sıradan
bir magazin sitesi olarak düşünmüyorum.
Hayalim; televizyon, sinema, dizi, müzik, tiyatro ve sanat dünyasının
nabzını tutan, sektörün hem görünen yüzünü hem de perde arkasını
okuyucuyla buluşturan bir yayın oluşturmak.
Güncel magazin haberlerinin yanı sıra özel röportajlara, kulis
bilgilerine, köşe yazılarına, sektörel değerlendirmelere ve yılların
birikimiyle ortaya çıkan farklı içeriklere de yer vermek istiyorum.
Elbette haberin merkezinde yine gazetecilik olacak.
Doğruluğu araştırılmış, emeğe saygı duyan, insanları gereksiz yere
incitmeden de güçlü haberler yapılabileceğini gösteren bir yayın
anlayışını benimsiyoruz.
Çünkü bir haberin dikkat çekici olması için mutlaka birilerini
kırması, yıpratması ya da özel hayatını gereksiz yere hedef alması
gerekmiyor.
Magazin dünyasında anlatılmayı bekleyen o kadar güzel hikâye var ki…
Yeter ki doğru yerden bakalım.
SEVGİLİ MAGAZİNCİ DOSTLARIM, BU YOLCULUKTA SİZLERİ DE YANIMDA GÖRMEK İSTİYORUM
Bu yeni projeyle ilgili en büyük dileklerimden biri de yıllardır aynı
mesleği paylaştığım gazeteci arkadaşlarımla yeniden bir araya gelmek.
Magazin basınında uzun yıllardır görev yapan, aynı haberlerin peşinden
koştuğumuz, birlikte nice organizasyona katıldığımız, zaman zaman
rakip olduğumuz ama dostluğumuzu hiç kaybetmediğimiz çok değerli
meslektaşlarım var.
Hepsine buradan açık bir davette bulunuyorum.
Gelin, Magazin Konseyi’ni birlikte büyütelim.
Haberlerimizle, röportajlarımızla, köşe yazılarımızla, fikirlerimizle
yeni ve güzel bir yayın ortaya çıkaralım.
Bu mesleğin gençlerine de alan açalım. Tecrübelerimizi paylaşalım.
Yıllardır biriktirdiğimiz anıları ve mesleki değerleri gelecek
kuşaklara aktaralım.
Çünkü gazetecilik yalnızca bir kişinin başarısıyla değil, birlikte
üreten insanların emeğiyle güçlenir.
Ben yıllar önce Haber Konseyi’ni kurarken de böyle düşünüyordum.
Bugün Magazin Konseyi için de aynı heyecanı taşıyorum.
Kapımız da gönlümüz de bütün meslektaşlarımıza açık.
BAZI HAYALLERİN EMEKLİLİĞİ OLMAZ!
Yıllar insana çok şey öğretiyor.
Gençlikte büyük bir heyecanla başladığınız işlere, zaman geçtikçe daha
farklı bakıyorsunuz. Nelerin gerçekten önemli olduğunu, hangi
dostlukların kalıcı olduğunu, hangi mücadelelerin verilmeye değer
olduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz.
Benim için bu yolculuğun en önemli tarafı, bütün zorluklara rağmen ilk
günkü heyecanımı tamamen kaybetmemiş olmak.
Maltepe’deki o otel ofisinde arkadaşlarımla bir araya gelip dergi
çıkarmayı konuştuğumuz günleri düşündüğümde hâlâ yüzümde bir tebessüm
oluşuyor.
O günlerde bir hayalimiz vardı.
Şimdi ise arkamızda yılların emeğini taşıyan Haber Konseyi, önümüzde
de hayata geçirmek istediğimiz yepyeni bir proje bulunuyor.
Belki şartlar değişti. Belki gazetecilik değişti. Belki medya dünyası
bambaşka bir noktaya geldi.
Ama benim içimdeki haber yapma, üretme ve yeni bir şeyler ortaya koyma
isteği değişmedi.
Hatta Magazin Konseyi ile bu heyecanın yeniden büyüdüğünü hissediyorum.
Bu yeni başlangıcın bana ayrı bir mutluluk verdiğini de itiraf etmeliyim.
İnsan yıllar sonra yeniden bir yayın hazırlamanın heyecanını
duyabiliyorsa, demek ki mesleğine olan sevgisinden hiçbir şey
kaybetmemiş.
Ben de hâlâ o ilk günkü hevesle çalışmak, üretmek ve siz değerli
okuyucularımızla buluşmak istiyorum.
Bu vesileyle, Haber Konseyi’nin kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen
bütün arkadaşlarıma, desteklerini esirgemeyen dostlarıma ve bizi
yıllardır takip eden okuyucularımıza gönülden teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız.
Şimdi ailemiz biraz daha büyüyor.
Bir zamanlar bir otel ofisinde başlayan hikâyemize yeni bir sayfa ekleniyor.
O sayfanın başlığını da şimdiden büyük bir mutlulukla yazıyorum:
MAGAZİN KONSEYİ ÇOK YAKINDA YAYIN HAYATINDA!
İnşallah beğenirsiniz.
İnşallah yine güzel dostluklara, güzel haberlere ve uzun yıllar
sürecek bir yolculuğa birlikte imza atarız.
Çünkü benim için Haber Konseyi de Magazin Konseyi de yalnızca bir
yayın adı değil; yılların emeğiyle, dostluklarıyla ve gazetecilik
sevdasıyla büyüyen bir ailenin parçaları.
Ve biliyorum ki insanın içinde hâlâ anlatacak hikâyeleri,
gerçekleştirecek hayalleri varsa yeni başlangıçlar için hiçbir zaman
geç değildir.
Haber Konseyi’nin bir kardeşi daha oluyor.
Ailemize hoş geldin MAGAZİN KONSEYİ!
Sevgiyle, dostlukla ve bitmeyen gazetecilik heyecanıyla…
Yaşar Çakmak
