Enerjini Nereye Odaklıyorsun?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan çoğu zaman bir ilişkinin bittiğini kabul etmek istemez. Çünkü biten şey yalnızca bir insan değildir; birlikte kurulan hayaller, geleceğe dair planlar, verilen emekler ve zihinde oluşturulan hikâyeler de sona erer.

Oysa hayatın en büyük bilgeliği, her şeyin sonsuza kadar sürmek zorunda olmadığını anlayabilmektir.

Bir ilişkinin gerçekten bittiği nasıl anlaşılır?

Bazen kavgalarla değil…

Bazen aldatmalarla değil…

Bazen büyük olaylarla da değil…

İki insanın artık birbirinin hayatında büyüyemediği noktada ilişki sessizce sona ermeye başlar.

Konuşmalar azalır.

Anlaşılmak yerine savunulmak gerekir.

Sevgi yerini haklı çıkma çabasına bırakır.

Birbirini iyileştirmesi gereken iki insan, farkında olmadan birbirinin yaralarını tetiklemeye başlar.

Ve en önemlisi…

İlişkiyi yaşamak yerine ilişkiyi kurtarmaya çalışmak günlük bir uğraşa dönüşür.

İşte o noktada kişi kendine şu soruyu sormalıdır:

“Ben bu ilişkiyi sevdiğim için mi sürdürüyorum, yoksa kaybetmekten korktuğum için mi?”

Çünkü sevgi ile korku aynı yerde yaşayamaz.

Enerji çalışmalarında sıkça karşılaştığımız bir durum vardır. İnsanlar çoğu zaman geçmişi bırakmak istemezler çünkü geçmişin içinde cevap ararlar. Oysa bazı hikâyelerin cevabı yoktur. Bazı kapılar neden kapandığını anlatmaz. Bazı insanlar neden gittiklerini açıklamaz.

Ve bazen en büyük şifa, cevabı bulmak değil, cevabı aramaktan vazgeçmektir.

Bir ilişki sona erdiğinde yapılabilecek en değerli şey, onu sürekli zihinde yeniden yaşatmak yerine olduğu yerde bırakabilmektir.

Belki de bugün kendinize sormanız gereken tek soru şudur:

“İçimde yıllardır susturduğum hangi duygu, artık duyulmak istiyor?”

İkinci adım ise duygularla savaşmayı bırakmaktır. Acıyı, öfkeyi, korkuyu ya da hayal kırıklığını düşman gibi görmek yerine onların bize anlatmak istediği mesajı dinlemek gerekir. Her duygu aslında iç dünyamızdan gelen bir habercidir.

Çünkü sürekli geçmişe dönmek, kapanmış bir yarayı her gün yeniden açmaya benzer.

Bırakmak unutmak değildir.

Bırakmak yaşananları inkâr etmek değildir.

Bırakmak değer vermemek de değildir.

Bırakmak; yaşanan her şeyi olduğu gibi kabul edip hayatın akışına güvenebilmektir.

Hayat bazen bize bir insanı değil, o insan aracılığıyla kendimizi öğretir.

Belki bir ilişki sonsuza kadar sürmedi.

Belki beklediğimiz gibi olmadı.

Belki yarım kaldığını düşündük.

Ama her deneyim kendi hediyesiyle gelir.

Kimi bize sevgiyi öğretir.

Kimi sınır koymayı…

Kimi öz değerimizi…

Kimi de gitmesi gereken şeylere tutunmamayı…

Gerçek özgürlük ise geçmişi değiştirmeye çalışmayı bıraktığımız anda başlar.

Çünkü bazı hikâyeler devam etmek için değil, tamamlanmak için hayatımıza girer.

Bir ilişki sona erdiğinde yapılabilecek en değerli şey, onu sürekli zihinde yeniden yaşatmak yerine olduğu yerde bırakabilmektir.

Ve tamamlanan her şey, sevgiyle uğurlandığında yerini yeni başlangıçlara bırakır.

Simay Ohara / Enerji terapisti

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter