Tutunmak mı, Bırakmak mı? Bilincin İnce Dengesi

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan hayatı boyunca iki temel refleks arasında gidip gelir: tutunmak ve bırakmak.
Tutunmak çoğu zaman güven arayışıdır; bırakmak ise cesaret. Ama bu ikisini birbirinin zıttı gibi görmek, bilincin en sık düştüğü tuzaklardan biridir.

Çünkü bazı şeylere tutunmak bizi hayatta tutarken, bazılarına tutunmak enerjimizi tüketir.

Tutunmak, bazen geçmişe yapışmak demektir. Alışkanlıklara, tanıdık acılara, artık büyümemize hizmet etmeyen ilişkilere… Bilinç, konfor alanını “güven” zanneder. Oysa enerji alanı çok net konuşur:
Beden sıkışıyorsa, ruh daralıyorsa, kalp ağırlaşıyorsa orada fazlalık vardır.

Bırakmak ise çoğu insanın sandığı gibi vazgeçmek değildir.
Bırakmak; yükü, fazlalığı, seni senden uzaklaştıranı teslim etmektir. Enerjisel olarak baktığımızda bırakmak, alan açmaktır. Yeni bir frekansın hayatına girebilmesi için eskisinin tamamlanmasına izin vermektir.

Burada kilit kavram bilinç farkındalığıdır.
Bilinçsiz tutunma, “ya kaybedersem” korkusundan beslenir.
Bilinçli bırakma ise “kendime güveniyorum” cümlesinden doğar.

Özsevgi tam da bu noktada devreye girer.
Kendini gerçekten seven biri, kendine zarar veren hiçbir şeye sonsuza kadar tutunmaz. Özsevgi; sınır çizebilme, “buraya kadar” diyebilme ve kendi iç sesini ciddiye alma becerisidir.

Ama özsevgi tek başına yetmez. Yanına özşefkati eklemediğinde bırakmak sertleşir, hatta kendini suçlamaya dönüşür.
Özşefkat, “Ben elimden geleni yaptım” diyebilmektir.
Geçmişteki seçimlerini bugünkü bilincinle yargılamamaktır.

Enerji alanında suçluluk en ağır yüklerden biridir.
O yüzden bırakırken kendini affetmeyen biri, aslında tam olarak bırakamaz. Sadece nesne değiştirir, yük aynı kalır.

Bilinçli bir bırakış şunu fısıldar:
“Ben değersiz olduğum için değil, değerli olduğum için bırakıyorum.”

Ve bazen en büyük tutunma şekli, kendine tutunmaktır.
Kalbine, sezgine, bedeninin verdiği sinyallere…
Çünkü insan kendine tutunduğunda, dışarıda hiçbir şeye körü körüne yapışmak zorunda kalmaz.

Hayat bir denge oyunudur.
Ne her şeyi bırakmak bilgeliktir,
ne de her şeye tutunmak sadakat.

Gerçek olgunluk;
neyin seni büyüttüğünü fark edebilmek
ve büyümeyenle vedalaşabilme cesaretidir.

Simay ohara / Enerji terapisti

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter