Hayatta bazı karşılaşmalar vardır; bize sadece bir insanı değil, kendi iç dünyamızı yansıtır “bir insanla birlikteyken, zihninizi okuduğunuz sanrısı” gibi . Bazen bir ilişki, bazen de yaşadığımız kırılma noktaları aslında iç dünyamızdaki dönüşümü başlatacaktır.
Kelebek etkisi. Küçük gibi görünen bir etki, zaman içinde hayatımızın tamamını değiştirecek büyük bir tepki yaratır.
Bazen karşımızdaki insanlar kendi karanlıklarıyla yüzleşirler. Bizimle birlikte kendi yaralarını, korkularını ve eksiklerini görmeye başlarlar. Ancak herkes aynı derinlikte yüzleşmeye hazır değildir. Bazı insanlar karşısındaki kişinin değişimini, büyümesini veya gerçekliğini taşıyamaz.
Çünkü gerçek dönüşüm önce eski benlikle vedalaşmayı gerektirir.
O hissettiğiniz sanki büyü etkisindeymiş gibi düşündüren “ölüm” “panik atak” “anksiyete ” “depresif düşünceler ” “pskolojik rüyalar ” aslında bir etki değil; eski alışkanlıkların, kendimizi korumak için oluşturduğumuz duvarların ve bize artık hizmet etmeyen kimliklerin sona erdiğini gösteren belirtilerdir . Bunun adı dönüşümdür. Bunun adı farkındalıktır.
Bazen aynı döngülere tekrar tekrar geri döneriz. Aynı hikâyeyi farklı yüzlerle tekrar tekrar yaşarız.
Burada seçim yapmamız gereken şey ya geçmişin oluşturduğu hapishanede yaşamaya devam etmek ya da iç dünyamızda yaşanan her şeyi kendimize karşı dürüst bir şekilde kabul etmektir.
Buradan ; bir zamanlar her şeyi anlayan , kendini koşulsuz şartsız feda eden buna rağmen kendini ifade etmekte zorlanan şu an bunu gerçekten hatırlayan şifacı ruhlara sesleniyorum… Net olduğunuzu açıkça konuştuğunuz anlarda bile yanlış anlaşıldığınızı hatırlıyor musunuz ?Her şeye “tamam” diyen, sınırlarını koruyamayan, herkesi mutlu etmeye çalışan ,koşullar ve şartlar her ne olursa olsun kendini sürekli kurban eden bir tarafta olduğunuz zamanları…
Bu bir ilüzyondur ve sahte kimlikleri hayatınıza çeker ; gerçekliği büsbütün yaşayabilmek için , kendinize karşı daha nazik ve kendinize karşı daha çok dürüst olmalısınız.
Evet , eski benliğiniz ölmeden önce yaralı bir şifacıydınız. Evet , kendi yaralarınıza rağmen başkalarına ışık olmaya çalışıyordunuz.
Sevgili şifacı ruhlar ; sahte ilüzyonlar ile yüzleştikçe , içinizdeki gücü yeniden keşfediyordunuz.
Ruhunuzu neden sürekli bir hapishaneye kapatıyordunuz ? Onu korumak için mi?
Kurban pskolojisi içinde; ilüzyonların yarattığı sahte benliklerle dolu sahte kimlikler ; ve türevlerine ait bütün sahte varsayımlar, “Narsist ” olarak nitelendirdiğiniz kişiler ; hapishaneye kapattığınız ruhunuzun anahtarını açıp sadece onu serbest bırakan kişidir. Evren , size bunu sınırlarınızı ihlal ederek yapmak zorundaydı ; gerçek şu ki nefes alıp nefes veriyorsunuz. Evrende her şey zıttı ile mümkünken siz ruhunuzu o hapishanede sonsuza dek tutamazdınız ; sizi çok iyi tanıyan bir ruh ilk başta sizi iyi hissettirecek ; sonra aniden hayal kırıklığına uğratıp gidecekti ; siz kendinize her zaman bunu yaptınız. Bir gün ruhunuza yaşattığınız gerçeklikle yüzleşmek zorundaydınız. Kendinize yaptığınız haksızlıklarla , yıllarca yaşadığınız kurban psikolojisinden çıkmanız için ; kendi değerinizin artık farkında olup sınırlarınızın net bir şekilde gerçekliğinizin bir parçası haline geldiğini kabul etmeniz gerekiyordu.
Siz kendinize karşı haksızlık ettiğiniz için narsist olarak nitelendirdiğiniz; bencillikle itham ettiğiniz hatta egolu , kibirli veya gururlu olarak benimsediğiniz insanları hayatınıza dahil ettiğiniz için kendinizi suçlamayı artık bırakın.
Dünyanın sizin gerçekliğinize ihtiyacı var, sizden kimseyi kurtarmanızı değil , kendinize karşı daha nazik ve daha anlayışlı olmanızı istiyor sadece.
Ve gerçek benlik doğar.
Gerçek dönüşüm, hayatınızdaki kırılma noktaları ile birlikte ortaya çıkacak, maskenin arkasına hapsettiğiniz ruhunuz tarafından sizi savunmasız bırakacaktır.
İlüzyonlar ve bütün varsayımlara sorar mısınız?
“Ben gerçekten ne istiyorum.”
Farkındalık tam olarak burada başlar.
Simay Ohara / Enerji terapisti
