“Bütün İş İnsanlarına Sesleniyorum: Gelin Anadolu’ya Yatırım Yapalım”
İş dünyasında yıllardır başarılarıyla, memleket sevdasıyla, yardımseverliğiyle ve halkın içinden gelen güçlü duruşuyla tanınan Yaşar Aktürk, namıdiğer Berber Yaşar, hayatını anlatan “Kilis’ten Dünyaya Uzanan Bir Vefa Hikâyesi” adlı kitabıyla bir kez daha gündeme geldi. İstanbul Laleli’de düzenlenen özel buluşmada dostları, sevenleri, iş insanları, kanaat önderleri ve eğitimine destek olduğu gençlerle bir araya gelen Aktürk, hem geçmişten bugüne uzanan hayat yolculuğunu anlattı hem de Türkiye’nin geleceğine dair dikkat çeken mesajlar verdi.
Kilis’in il olması sürecindeki katkıları, Kilis Üniversitesi’ne verdiği destek, öğrenci yurtları, vakıf çalışmaları ve Anadolu’ya yatırım çağrısıyla adından söz ettiren Yaşar Aktürk, bu özel gecede yalnızca bir iş insanı olarak değil; tecrübesiyle yol gösteren, sözü dinlenen, halkın içinden çıkmış bir kanaat önderi olarak öne çıktı. Onun hikâyesi, yalnızca bir başarı öyküsü değil; yokluktan varlığa, mücadeleden vefaya, kazançtan paylaşıma uzanan güçlü bir hayat dersi niteliği taşıyor.

Soru: Sayın Yaşar Aktürk, namıdiğer Berber Yaşar… Öncelikle hayatınızı anlatan “Kilis’ten Dünyaya Uzanan Bir Vefa Hikâyesi” adlı kitabınız hayırlı olsun. Bu kitap sizin için ne ifade ediyor?
Yaşar Aktürk:
Çok teşekkür ederim. Bu kitap benim sadece hayat hikâyem değil, aynı zamanda bir ömür boyunca biriktirdiğim tecrübelerin, dostlukların, mücadelelerin ve vefanın bir toplamıdır. Ben hayatı erken yaşta tanıdım. Çocuk yaşta çalışmaya başladım. Yokluğu da gördüm, emeğin ne kadar kıymetli olduğunu da gördüm. Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: İnsan sadece kazandığı parayla değil, dokunduğu hayatlarla, yetişmesine katkı verdiği gençlerle, memleketine yaptığı hizmetlerle anılmalı.
Bu kitabın gençler için bir başucu kitabı olmasını isterim. Çünkü içinde sadece benim hayatım yok; çalışmanın, pes etmemenin, mücadele etmenin, paylaşmanın ve insan kalabilmenin dersi var. Kilis’ten çıkıp dünyaya uzanan bir hikâye bu. Ama özü hep aynı kaldı: Vefa, emek, memleket sevgisi ve insanlık.
Soru: Kitabın ismi de çok anlamlı: “Kilis’ten Dünyaya Uzanan Bir Vefa Hikâyesi.” Kilis sizin hayatınızda nasıl bir yere sahip?
Yaşar Aktürk:
Kilis benim doğduğum toprak, çocukluğum, geçmişim, köküm, sevdamdır. İnsan nerelere giderse gitsin, doğduğu yerin kokusunu, insanını, sokağını, ekmeğini unutamaz. Ben Kilis’i hiç unutmadım. Kilis’in il olması sürecinde elimden gelen gayreti gösterdim. Bugün de Kilis Üniversitesi’nin büyümesi, gençlerin daha iyi şartlarda eğitim alması için destek olmaya çalışıyorum.
Ben şuna inanıyorum: Bir şehir, insanıyla büyür. Eğitimiyle büyür. Üretimiyle büyür. Gençlerine sahip çıkan şehirler geleceğe güçlü yürür. Kilis sadece benim memleketim değil, Türkiye’nin değerli şehirlerinden biridir. Oradaki gençler iyi eğitim alırsa, iş bulursa, üretirse hem Kilis kazanır hem Türkiye kazanır.
Soru: Sizi tanıyanlar yalnızca iş insanı kimliğinizden değil, aynı zamanda “halkın abisi” olmanızdan da söz ediyor. Bu güveni ve sevgiyi nasıl kazandınız?
Yaşar Aktürk:
Ben insanları hiçbir zaman makamına, parasına, gücüne göre değerlendirmedim. Fakirin de kapısını çaldım, zenginin de sofrasına oturdum. Garibin derdiyle dertlendim, öğrencinin ihtiyacıyla ilgilendim, memleketimin meselesini kendi meselem bildim. İnsanlar bunu görünce zaten size gönül veriyor.
Ben iş dünyasında mücadele ettim, kazandım, kaybettim, yeniden başladım. Ama hiçbir zaman insanlığımı kaybetmemeye çalıştım. Çünkü para gelir geçer. Makam gelir geçer. Ama insanın arkasından edilen dua kalır. Benim için en büyük zenginlik budur.
Rahmetli Sakıp Sabancı ile güzel dostluğumuz vardı. Bana takılırdı, “Yaşar, ikimizin de boyu aynı ama cüzdanlarımızın boyu farklı” derdi. Ben de ona gülerek, “Sen büyük iş insanısın ama ben hem iş adamıyım hem de mahalle abisiyim. İkisini bir arada yürütmek zordur” derdim. Çünkü mahalle abiliği başka bir sorumluluktur. İnsanların derdini dinleyeceksin, haksızlığa sessiz kalmayacaksın, elinden geleni yapacaksın.
Soru: Kitabınızda da öne çıkan en güçlü kavramlardan biri vefa. Sizce vefa neden bu kadar önemli?
Yaşar Aktürk:
Vefa insanın mayasıdır. Vefası olmayan insanın parası olsa ne olur, makamı olsa ne olur? Ben bugünlere gelirken bana destek olanları, bana yol gösterenleri, benimle ekmeğini paylaşanları hiçbir zaman unutmadım. İnsan geçmişini unutursa geleceğini de sağlam kuramaz.
Bu kitapta özellikle bunu anlatmak istedim. Bir insan nereden geldiğini bilecek. Hangi zorluklardan geçtiğini bilecek. Kendisine uzanan elleri unutmayacak. Benim hayatımda vefa her zaman en önde geldi. Dostluğa vefa, memlekete vefa, aileye vefa, emeğe vefa… Bunlar insanı insan yapan değerlerdir.
Soru: Gecede en duygusal anlardan biri, vakıf desteğiyle okuyan gençlerin gelip sizin elinizi öpmesiydi. O an neler hissettiniz?
Yaşar Aktürk:
İnanın o anı kelimelerle anlatmak kolay değil. Bir insan yıllarca çalışır, kazanır, yatırım yapar ama bir gencin gelip “Allah razı olsun, sizin sayenizde okudum” demesi bambaşka bir duygudur. İşte gerçek zenginlik odur.
Ben her zaman söylüyorum: Kefenin cebi yoktur. Allah bize verdiyse biz de paylaşacağız. Bir kız öğrenci yurdu yaptırdık, bir erkek öğrenci yurdu yaptırdık. Daha fazlasını yapmak isterim. Çünkü gençler bizim geleceğimiz. Bir gencin okumasına vesile olmak, bir ailenin kaderini değiştirmek demektir. Eğitime yapılan yatırım, en büyük yatırımdır.
Soru: Bugün Türkiye’nin gündeminde ekonomi, üretim, istihdam ve göç meselesi var. Siz bu konuda çok net bir çağrı yaptınız. “Bütün iş insanlarına sesleniyorum: Gelin Anadolu’ya yatırım yapalım” dediniz. Bu çağrıyı biraz açar mısınız?
Yaşar Aktürk:
Evet, bugün buradan bir kez daha söylüyorum: Bütün iş insanlarına sesleniyorum; gelin Anadolu’ya yatırım yapalım. Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret değil. Anadolu’nun her köşesinde büyük bir potansiyel var. Hakkâri’de, Van’da, Erzurum’da, Diyarbakır’da, Kilis’te, Şanlıurfa’da, Mardin’de, Gaziantep’te çalışmak isteyen gençlerimiz var. Toprağımız var, insanımız var, emeğimiz var. Eksik olan şey yatırım ve cesaret.
İstanbul artık büyük bir göç yükü taşıyor. İnsanlar memleketlerinde iş bulamadığı için büyükşehirlere geliyor. Oysa biz fabrikaları Anadolu’ya kursak, tarımı ayağa kaldırsak, gençlere iş imkânı sağlasak göç azalır. İnsan doğduğu yerde doyar, memleketinde üretir, ailesinin yanında yaşar. Bu hem sosyal dengeyi sağlar hem de Türkiye’nin ekonomisini güçlendirir.


Soru: Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yatırım yapılması gerektiğini vurguluyorsunuz. Neden bu bölgeler sizin için öncelikli?
Yaşar Aktürk:
Çünkü orada büyük bir cevher var. O bölgelerin insanı çalışkandır, vefalıdır, üretkendir. Yeter ki imkân verilsin. Terör büyük ölçüde bitti, artık yatırım zamanı. Hakkâri’ye fabrika kuralım, Van’da üretim yapalım, Diyarbakır’da sanayiyi büyütelim, Kilis’te gençlere iş alanı açalım. Bu bölgeler kalkınırsa Türkiye kalkınır.
Bugün biz hâlâ pirinci, buğdayı, nohudu dışarıdan alıyorsak burada düşünmemiz lazım. Bu topraklar dünyanın en bereketli toprakları. Çukurova var, Konya Ovası var, Güneydoğu’nun verimli arazileri var. Biz kendi toprağımızı ekip biçmeliyiz. Çiftçiyi desteklemeliyiz. Sanayiciyi Anadolu’ya yönlendirmeliyiz. Üretim olmadan kalkınma olmaz.
Soru: Devletin bu süreçte nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Yaşar Aktürk:
Devlet ile iş dünyası el ele vermeli. Eğer yatırımcıya doğru destek verilirse, Anadolu’da çok büyük işler yapılır. Mesela yatırımcıya ilk yıllarda vergi kolaylığı sağlanabilir. Fabrika kurmak isteyen insana arsa desteği, enerji desteği, kredi kolaylığı verilebilir. Çiftçiye mazot desteği artırılabilir. Tarım, tekstil, sanayi ve hayvancılık birlikte düşünülmeli.
Ben şunu söylüyorum: İş insanı kazanırsa işçi de kazanır, şehir de kazanır, devlet de kazanır. Ama bunun yolu üretimden geçer. Üretmeden güçlü ekonomi olmaz. Sadece tüketerek bir ülke büyüyemez.
Soru: Sizin hayat hikâyeniz aslında çalışmanın ve mücadele etmenin somut bir örneği. 13 yaşında başlayan bir emek yolculuğunuz var. O günleri nasıl hatırlıyorsunuz?
Yaşar Aktürk:
Ben 13 yaşında çalışmaya başladım. Çocuk yaşta hayatın ne olduğunu öğrendim. Hırslıydım, çalışkandım, öğrenmeye açıktım. Kolay olmadı. Zorluk çektim, yoruldum, kimi zaman yalnız kaldım ama hiçbir zaman pes etmedim. Yurt dışına gittim, çalıştım, para kazanmayı öğrendim. Sonra iş kurdum, mücadele ettim, büyüdüm.
Ama şunu hiç unutmadım: Alın teriyle kazanılan para bereketlidir. Emekle kazanılan ekmek değerlidir. Ben gençlere hep bunu söylüyorum. Kısa yoldan başarı olmaz. Sabır olacak, çalışma olacak, dürüstlük olacak. İnsan önce kendine inanacak.
Soru: “Berber Yaşar” lakabı da yıllardır sizinle anılıyor. Bu lakap size ne hissettiriyor?
Yaşar Aktürk:
O lakap benim geçmişimin bir parçası. Ben ondan hiçbir zaman rahatsız olmadım. Çünkü insan geçmişinden utanmamalı. Berberlik de emektir, alın teridir. İnsanların içine girdiğiniz, sohbet ettiğiniz, hayatı dinlediğiniz bir meslektir. Belki de insanları bu kadar iyi anlamamda o yılların büyük payı vardır.
Berber Yaşar denildiğinde insanlar samimiyet görüyor, halktan biri görüyor, içlerinden çıkan bir adam görüyor. Ben bundan gurur duyarım. Çünkü ben hiçbir zaman halktan kopmadım. Nerede olursam olayım, hangi masada oturursam oturayım, kalbim hep insanımızla birlikte oldu.
Soru: Sizi anlatan bu kitap, yalnızca biyografik bir eser değil; aynı zamanda gençler için bir yol haritası gibi duruyor. Gençler bu kitaptan ne öğrenmeli?
Yaşar Aktürk:
Gençler şunu öğrensin isterim: Hayatta hiçbir başarı tesadüf değildir. Çalışacaksın, düşeceksin, kalkacaksın, yeniden yürüyeceksin. Kimseye kin tutmadan, kimsenin hakkını yemeden, kendi yolunu çizeceksin. Ben sıfırdan geldim. Çok zorluk gördüm ama inandım ve çalıştım.
Bu kitapta gençler sadece benim hayatımı değil, bir dönemin ruhunu da görecek. Yokluğu, mücadeleyi, dostluğu, memleket sevgisini, paylaşmanın değerini görecek. Ben isterim ki her genç kendi hayatının kahramanı olsun. Ama bunu yaparken de ailesini, memleketini, milletini unutmasın.
Soru: Türkiye’nin bugün en çok neye ihtiyacı var?
Yaşar Aktürk:
Birliğe, üretime ve güvene ihtiyacı var. Biz birbirimize güvenirsek, birlikte hareket edersek, üretime yönelirsek aşamayacağımız hiçbir sorun yok. Türkiye büyük bir ülke. Genç nüfusu var, güçlü insan kaynağı var, stratejik konumu var, bereketli toprakları var. Ama bunları doğru değerlendirmemiz lazım.
Bizim dostumuz az, düşmanımız çok. O yüzden içeride güçlü olacağız. Kavga ederek değil, üreterek büyüyeceğiz. Birbirimizi ayrıştırarak değil, birbirimize destek olarak güçleneceğiz. Ben her zaman dayanışmadan yanayım.
Soru: İş insanlarına son mesajınız ne olur?
Yaşar Aktürk:
Ben bütün iş insanlarına tekrar sesleniyorum: Gelin Anadolu’ya yatırım yapalım. Gelin gençlere iş verelim. Gelin fabrikalar kuralım. Gelin tarımı, sanayiyi, üretimi büyütelim. Bugün kazandığımızı bu ülkeye, bu millete borçluyuz. O zaman bu ülkeye geri vermesini de bileceğiz.
Ben hazırım. Elimi taşın altına koymaya hazırım. Yeter ki birlikte hareket edelim. Türkiye için, Anadolu için, gençlerimiz için, memleketimiz için çalışalım.
Soru: Son olarak sizi sevenlere, kitabınızı okuyacaklara ve gençlere ne söylemek istersiniz?
Yaşar Aktürk:
Ben herkese şunu söylemek isterim: Hayatta en büyük miras, iyi bir isim bırakmaktır. Mal mülk kalır, para kalır ama insanın ardından edilen dua en büyük servettir. Gençler çalışsın, okusun, mücadele etsin. İş insanları paylaşmayı bilsin. Devlet, millet, iş dünyası el ele versin.
“Kilis’ten Dünyaya Uzanan Bir Vefa Hikâyesi” benim hayatımın kitabı ama aynı zamanda bu ülkenin evlatlarına bırakmak istediğim bir tecrübe mirasıdır. Ben yaşadım, gördüm, öğrendim. Şimdi bunları anlatmak, gençlere aktarmak, memleketime faydalı olmak istiyorum.
Bugün yine aynı sözü söylüyorum:
Bütün iş insanlarına sesleniyorum; gelin Anadolu’ya yatırım yapalım. Üretelim, paylaşalım, gençlerimize sahip çıkalım. Çünkü Türkiye’nin geleceği Anadolu’nun kalkınmasından geçiyor.
#YasarAkturk, #BerberYasar, #KilistenDunyaya, #VefaHikayesi, #AnadoluyaYatirim, #IsInsanlari, #UretimVeIstihdam, #Kilis, #KilisUniversitesi, #EgitimeDestek, #GenclereDestek, #MemleketSevdasi, #HayatHikayesi, #BasariHikayesi, #KanaatOnderi, #HalkinAbisi, #Vefa, #Uretim, #Anadolu, #TurkiyeEkonomisi
