Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanarak resmileşen Savunma İttifakı, İsrail basınında geniş yankı uyandırdı. Üç ülkeyi ortak bir güvenlik çatısı altında buluşturan anlaşmanın ardından gözler şimdi Suriye’ye çevrildi.
Şam yönetiminin de söz konusu güvenlik hattına dahil olma ihtimali, İsrail’de yeni bir güvenlik senaryosunun tartışılmasına neden oldu. İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Suriye’nin ittifaka katılması halinde bölgedeki askeri ve stratejik dengelerin Tel Aviv açısından daha da zorlayıcı hale gelebileceği öne sürüldü.
Mekke’de Yeni Güvenlik Hattı Kuruldu
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Mekke’de 7 Ağustos’ta resmileştirilen Savunma İttifakı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı aynı güvenlik mekanizması içerisinde bir araya getirdi.
Anlaşmanın en dikkat çeken unsurlarından biri ise taraflardan herhangi birine yönelik gerçekleştirilecek saldırının diğer ülkeler tarafından da ortak bir tehdit olarak değerlendirilmesini öngören madde oldu.
Üç ülke tarafından yapılan açıklamalarda ise anlaşmanın herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı, temel amacın savunma ve caydırıcılık olduğu vurgulandı.
Ancak İsrail medyasında yapılan değerlendirmelerde, anlaşmanın Ortadoğu’daki mevcut güvenlik dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
İsrail Basınında “Sonraki Gün” Hesapları
İsrail medyası, anlaşmanın bölgedeki sıcak çatışmaların ardından gündeme gelmesine özellikle dikkat çekti.
Haberde, bölgedeki aktörlerin yalnızca mevcut çatışmaları değil, çatışmalar sonrasındaki siyasi ve askeri tabloyu da değerlendirdiği ifade edildi. Bu kapsamda Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında oluşturulan güvenlik mekanizmasının geleceğe yönelik stratejik bir hamle olduğu yorumları yapıldı.
İttifakın ilerleyen dönemde başka ülkeleri de kapsayıp kapsamayacağı ise bölgedeki en önemli soru işaretlerinden biri olarak öne çıktı.
Tel Aviv’in En Büyük Endişesi: Suriye
İsrail basınında yayımlanan değerlendirmelerde özellikle Suriye ihtimali üzerinde duruldu.
Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin 19 Ağustos’ta Pakistan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamalar, Tel Aviv’de yakından takip edildi. Şeybani, ülkesinin anlaşmaya katılma ihtimalini değerlendirdiğini ve konuyu incelediklerini belirtmişti.
Bu açıklama İsrail’de yeni bir güvenlik tartışmasını beraberinde getirdi.
İsrail güvenlik makamlarının, Suriye’nin ittifaka dahil olması halinde ortaya çıkabilecek olası senaryolar üzerinde çalıştığı aktarılırken, böyle bir gelişmenin Tel Aviv açısından önemli bir stratejik değişiklik anlamına gelebileceği değerlendirildi.
Suriye’nin Katılımı Dengeleri Değiştirebilir
İsrail basınında yer alan analizlerde, Suriye’nin ittifaka katılması halinde Şam yönetiminin bölgesel güvenlik kapasitesinin ve caydırıcılığının artabileceği ifade edildi.
Özellikle İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılar ve bölgedeki mevcut askeri durum dikkate alındığında, Suriye’nin Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile aynı savunma mekanizmasında yer almasının yeni bir tablo ortaya çıkarabileceği belirtildi.
Böyle bir senaryoda Suriye’nin yalnızca kendi askeri imkanlarına dayanmak yerine, ittifakın oluşturacağı siyasi ve stratejik desteğin de arkasında olabileceği değerlendiriliyor.
Suriyeli Uzmanlardan İttifaka Destek
İsrail basınındaki değerlendirmelerde Suriyeli uzmanların görüşlerine de yer verildi.
Bazı Suriyeli uzmanların, ülkelerinin söz konusu savunma mekanizmasına katılmasını desteklediği ve böyle bir adımın Suriye’ye güçlü bir askeri destek sağlayabileceğini düşündüğü aktarıldı.
Bu değerlendirmelere göre Suriye’nin ittifaka dahil olması, Şam yönetiminin bölgesel tehditlere karşı daha güçlü bir caydırıcılık oluşturmasına katkı sağlayabilir.
İttifaka Suriye’nin katılması halinde ortaya çıkacak tablonun yalnızca Şam ile Tel Aviv arasındaki ilişkilere değil, Ortadoğu’daki daha geniş güç dengelerine de etki edebileceği ifade edildi.
“Kaybeden İsrail Olabilir” Yorumu
İsrail basınında dikkat çeken değerlendirmelerden biri de Suriye’nin anlaşmaya katılması halinde oluşabilecek kazanç ve kayıplara ilişkin oldu.
Suriye’nin ittifaka dahil olması durumunda İsrail’in bölgedeki hareket alanının daha fazla baskı altında kalabileceği öne sürülürken, Türkiye’nin de bu süreçte önemli bir konum kazanacağı yorumları yapıldı.
Özellikle Türkiye’nin hem Suriye hem de bölgedeki diğer aktörlerle ilişkileri nedeniyle ittifakın geleceğinde belirleyici ülkelerden biri olabileceği belirtildi.
Türkiye’nin Tutumu Kritik Öneme Sahip
Suriye’nin olası katılımında Türkiye’nin tutumu da kritik başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.
İttifakın üç kurucu ülkesinden biri olan Türkiye’nin Suriye ile yakın temas içerisinde olması, Şam yönetiminin anlaşmaya dahil edilmesi ihtimalinde Ankara’nın görüşünü önemli hale getiriyor.
İsrail basınındaki değerlendirmelerde Türkiye’nin tutumunun, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yaklaşımı kadar hatta bazı açılardan daha belirleyici olabileceği ifade edildi.
Tel Aviv’e “Gerilimi Tırmandırmayın” Uyarısı
İsrail basınında yer alan analizlerin sonunda Tel Aviv yönetimine dikkat çeken bir uyarı da yapıldı.
Bölgedeki gelişmelerin hassas bir dönemde yaşandığı belirtilirken, özellikle Türkiye ile İsrail arasında artan gerilim göz önüne alınarak yeni gerilimlere neden olabilecek adımlardan kaçınılması gerektiği savunuldu.
Suriye’nin ittifaka katılması ihtimalinin henüz kesinleşmediği belirtilse de böyle bir gelişmenin gerçekleşmesi halinde Ortadoğu’daki güvenlik dengelerinin önemli ölçüde değişebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Gözler Şam’ın Vereceği Kararda
Mekke’de oluşturulan Savunma İttifakı’nın önümüzdeki dönemde genişleyip genişlemeyeceği ve Suriye’nin bu yapıya dahil olup olmayacağı bölgedeki en önemli başlıklardan biri haline geldi.
Şam yönetiminin vereceği kararın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma iş birliğinin geleceği kadar İsrail’in bölgedeki güvenlik hesaplarını da etkileyebileceği belirtiliyor.
Suriye’nin ittifaka katılması halinde ortaya çıkacak yeni tablonun, Ortadoğu’daki güç dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor.
