featured

Milyonları İlgilendiren Gerçek! Eşiniz Sandığınız Gibi Tek Mirasçı Olmayabilir

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de miras hukukuyla ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biri, çocuğu olmayan evli çiftlerde eşlerden birinin vefatı halinde tüm mal varlığının otomatik olarak hayatta kalan eşe kaldığı düşüncesi. Ancak Türk Medeni Kanunu’ndaki yasal miras hükümleri, bu algının her durumda doğru olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle vasiyetname bulunmayan ailelerde miras paylaşımının kanunun belirlediği oranlara göre yapıldığını hatırlatarak, birçok kişinin bu konuda önemli hak kayıpları yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.

Miras hukuku alanında değerlendirmelerde bulunan Avukat Turan Gündönmez, toplumda yaygın olarak bilinen “Çocuğumuz yoksa eşim öldüğünde bütün mal bana kalır.” düşüncesinin hukuken doğru olmadığını belirtti. Gündönmez’e göre vasiyetname düzenlenmediği sürece miras paylaşımı tamamen Türk Medeni Kanunu’nda yer alan yasal mirasçılık hükümlerine göre gerçekleştiriliyor.

Kanuna göre çocuğu bulunmayan evli bir kişinin hayatını kaybetmesi halinde, sağ kalan eş tek başına mirasçı olmuyor. Mirasın paylaşımı, ölen kişinin altsoyu, anne ve babası ile diğer yasal mirasçılarına göre şekilleniyor. Bu nedenle birçok kişinin beklemediği sonuçlarla karşılaşması mümkün olabiliyor.

Eğer vefat eden kişinin anne ve babası hayattaysa, hayatta kalan eş mirasın yalnızca yarısını alabiliyor. Kalan yüzde 50’lik bölüm ise anne ve baba arasında eşit şekilde paylaştırılıyor. Böylece ev, arsa, banka hesapları veya diğer mal varlıkları üzerinde anne ve babanın da yasal miras hakkı doğuyor.

Anne ve babanın daha önce hayatını kaybetmiş olması halinde ise miras paylaşımı farklı bir şekilde gerçekleşiyor. Bu durumda sağ kalan eş yine terekenin yarısını alırken, kalan yarısı ölen kişinin kardeşlerine geçiyor. Dolayısıyla çocuğu bulunmayan bir evlilikte, herhangi bir vasiyetname düzenlenmemişse mal varlığının önemli bir bölümü kardeşlere intikal edebiliyor.

Avukat Turan Gündönmez, bu durumun birçok aile tarafından bilinmediğini ve miras işlemleri sırasında ciddi şaşkınlıklara neden olduğunu belirtti. Özellikle yıllarca birlikte edinilmiş mal varlıklarının tamamının otomatik olarak eşe kalacağı yönündeki yaygın düşüncenin hukuki karşılığının bulunmadığını ifade eden Gündönmez, vatandaşların bu konuda bilinçli hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Uzmanlara göre yasal miras paylaşımından farklı bir sonuç isteniyorsa bunun en etkili yolu geçerli bir vasiyetname hazırlanması. Türk hukukunda kardeşlerin saklı pay hakkı bulunmadığı için, yasal şartlara uygun şekilde hazırlanmış bir vasiyetname ile belirli durumlarda mirasın tamamının eşe bırakılması mümkün olabiliyor.

Geçerli bir vasiyetname; noter huzurunda resmi şekilde, kişinin kendi el yazısıyla ya da kanunda belirtilen olağanüstü durumlarda sözlü olarak düzenlenebiliyor. Ancak hazırlanacak vasiyetnamenin hukuki geçerlilik şartlarını taşıması büyük önem taşıyor. Aksi halde miras yine yasal paylaşım hükümlerine göre dağıtılıyor.

Gündönmez, konuyu somut bir örnekle de açıkladı. Toplam değeri 1 milyon lira olan bir mirasın vasiyetname bulunmaksızın paylaşılması halinde, sağ kalan eş yalnızca 500 bin liralık pay alırken, kalan 500 bin lira ölen kişinin kardeşlerine veya anne-babasına geçebiliyor. Buna karşılık geçerli bir vasiyetname düzenlenmiş olması halinde, kanundaki diğer şartlar da dikkate alınarak mirasın tamamının eşe bırakılması mümkün olabiliyor.

Hukukçular, özellikle çocuğu bulunmayan evli çiftlerin miras planlamasını önceden yapmalarının ileride yaşanabilecek aile içi uyuşmazlıkların önüne geçebileceğini belirtiyor. Miras paylaşımına ilişkin hukuki işlemler konusunda profesyonel destek alınmasının ve kişisel durumun uzman bir hukukçu tarafından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiliyor.

Uzmanlar ayrıca her miras dosyasının kendine özgü özellikler taşıdığını, vasiyetnamenin geçerliliği ve miras paylarının kişisel aile yapısına göre değişebileceğini vurguluyor. Bu nedenle miras konusunda işlem yapılmadan önce hukuki danışmanlık alınmasının hak kayıplarını önlemek açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter