İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsviçre’nin Cenevre kentinde ABD ile yapılacak nükleer müzakereler öncesinde önemli açıklamalarda bulundu. Arakçi, tüm seçeneklerin masada olduğunu vurgulayarak, “Hem savaşa hem de barışa tamamen hazırız” ifadelerini kullandı. İran-ABD arasındaki müzakerelerin üçüncü turuna, Umman’ın arabuluculuğu ile yapılacak görüşmeler çerçevesinde Tahran yönetimi, sürecin adil ve dengeli bir anlaşmayla sonuçlanabileceği mesajını verdi.
Müzakere heyetleri ve önemi
Arakçi’nin başkanlık ettiği İran heyetinde yüksek düzeyli diplomatlar yer alırken, ABD heyetinde Başkan Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner bulunuyor. Taraflar, önceki turlarda bir tür karşılıklı anlayış geliştirdiklerini belirterek, bu zeminde adil, dengeli ve hakkaniyetli bir anlaşma inşa edilebileceğini öngörüyor. Müzakerelerde yaptırımların kaldırılması, İran’ın nükleer programı, zenginleştirilmiş uranyum stoğu ve doğrulama mekanizmaları başlıca gündem maddelerini oluşturuyor.
Askeri hazırlık ve caydırıcılık
Arakçi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin herhangi bir çatışmaya hazır olduğunu belirterek, “Kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz ve bunu geçmişte de ortaya koyduk. Hazır olmak savaş arayışında olduğumuz anlamına gelmez, aksine savaşın önüne geçmenin en etkili yoludur” dedi. İran’ın nükleer programı için askeri müdahale ihtimalini reddeden Arakçi, barışçıl nükleer teknoloji hakkından vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
ABD’nin İran’a yönelik füze iddialarına da yanıt veren Arakçi, İran’ın menzilini bilinçli olarak 2 bin kilometreyle sınırlandırdığını, sistemlerin tamamen savunma amaçlı olduğunu ve Haziran 2025’teki çatışmalarda yalnızca kendilerini savunduklarını söyledi. Bölgedeki ABD üslerinin olası bir saldırı durumunda meşru hedef olacağını da net biçimde ifade etti.
İsrail ve bölgesel gerilim
Arakçi, İsrail’i bölgedeki gerilimin başlıca sorumlusu olarak gösterdi ve ABD’yi İran ile bir savaşa sürüklemeye çalışmakla suçladı. İsrail’in tek başına bu çabayı yürütemediğini, Washington’dan destek talep ettiğini söyledi. Bu açıklamalar, Orta Doğu’daki güç dengeleri ve bölgesel güvenlik kaygıları bağlamında dikkat çekici bulundu.
Liderlik ve kurumsal süreçler
İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınması senaryolarına ilişkin soruya da yanıt veren Arakçi, İran sisteminin kişilere bağlı olmadığını vurguladı. Süreçlerin kurumsal işleyişe dayandığını ve herhangi bir boşluk veya kriz yaşanmayacağını belirtti. Gerektiğinde yeni lideri seçmekle görevli Uzmanlar Meclisi’nin devreye gireceğini ve geçmişte Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin vefatından sonra aynı sürecin işletildiğini hatırlattı.
Barış ve diplomasi mesajı
Arakçi, tüm açıklamalarında diplomasiye ve müzakerelere öncelik verdiklerini belirtti. “Ben bir diplomasi insanıyım ve yürüttüğümüz sürecin bu sorunun çözümü için en doğru zemin olduğuna inanıyorum” diyen Arakçi, muhtemel bir savaşın yıkıcı olacağını, hiçbir tarafın zafer kazanamayacağını ifade etti. Ayrıca, çevredeki bazı ülkelerde ABD üslerinin bulunmasına rağmen bu ülkelerin topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyeceklerini belirtti.
Müzakere sürecinin önemi
İran-ABD nükleer müzakereleri, Haziran 2025’te İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğramıştı. Daha sonra başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri ve Umman’ın arabuluculuğu ile süreç yeniden başlatılmıştı. Üçüncü tur, önceki temaslarda ele alınan başlıkların netleştirilmesi ve tarafların karşılıklı güven oluşturması açısından kritik öneme sahip.
Arakçi’nin açıklamaları, hem İran’ın diplomatik kararlılığını hem de caydırıcılık stratejisini açık biçimde ortaya koyması açısından dikkat çekti. Müzakerelerin adil ve dengeli bir anlaşma ile sonuçlanması, bölgedeki gerilimin azaltılması ve olası askeri senaryoların önlenmesi açısından belirleyici olacak.
