İsrail basınında yer alan ABD kaynaklı bir rapor, ülkede son yıllarda derinleşen siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlere ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler içerdi. Maariv gazetesinin, “Drop Site News” internet sitesine dayandırdığı habere göre, CIA tarafından hazırlandığı öne sürülen gizli raporda İsrail’in mevcut krizlerin devam etmesi halinde iç savaş veya siyasi çöküş riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtildi.
Raporda, Gazze, Lübnan ve İran’la yaşanan çatışmaların İsrail’deki mevcut ayrışmaları daha da derinleştirdiği iddia edildi. Uzun süren savaşların yalnızca güvenlik alanında değil, ülkenin ekonomisi, siyaseti ve toplumsal yapısı üzerinde de ciddi baskı oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
Savaşlar iç gerilimleri artırdı
Raporda yer alan değerlendirmelere göre İsrail, son yıllarda birbiri ardına yaşanan güvenlik krizlerinin etkisiyle önemli bir iç gerilim döneminden geçiyor.
Gazze’deki savaşın yanı sıra Lübnan ve İran’la yaşanan çatışmaların, toplumdaki siyasi ve sosyal kutuplaşmayı artırdığı öne sürüldü. Artan askeri harcamaların ekonomi üzerindeki yükü ağırlaştırdığı, uzun süre görev yapan askerlerin ise çatışmaların ardından ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabildiği ifade edildi.
Üç yıla yayılan çatışmaların toplum üzerindeki etkisinin giderek daha görünür hale geldiği belirtilen raporda, ekonomik baskıların ve siyasi bölünmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
Zorunlu askerlik tartışması büyüyor
CIA’ya ait olduğu öne sürülen raporda İsrail’in en önemli iç sorunlarından biri olarak zorunlu askerlik konusundaki anlaşmazlıklara da dikkat çekildi.
Özellikle seküler kesim ile Haredi olarak adlandırılan Ultra-Ortodoks Yahudiler arasındaki askerlik tartışmasının toplumdaki gerilimi artırdığı belirtildi. Haredi Yahudilerinin önemli bir bölümünün askerlik hizmetinden muaf tutulması, İsrail’de uzun süredir siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Raporda, savaş koşullarında ordunun personel ihtiyacının arttığı bir dönemde bu muafiyetlerin toplumdaki adalet tartışmalarını daha da sertleştirdiği değerlendirmesine yer verildi.
Bunun yanı sıra işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddet olaylarının da İsrail’in iç ve dış politikası üzerindeki baskıyı artıran unsurlardan biri olduğu iddia edildi.
Netanyahu’nun siyasi geleceği de raporda ele alındı
Raporda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun siyasi konumuna ilişkin değerlendirmeler de bulunduğu aktarıldı.
Netanyahu merkezli siyasi mücadelenin ülkedeki kutuplaşmayı artırdığı öne sürülürken, hükümet ile muhalefet arasındaki siyasi gerilimin toplumdaki mevcut ayrışmalarla birleştiği belirtildi.
Netanyahu, Aralık 2022’den bu yana İsrail’de sağ ağırlıklı koalisyon hükümetinin başında bulunuyor. Başbakanın siyasi geleceği, devam eden savaşlar, hükümet politikaları ve ülke içindeki tartışmalar nedeniyle İsrail siyasetinin en önemli gündem başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Ekonomik baskılar ve artan savunma harcamaları
İddiaya konu olan raporda İsrail ekonomisinin de savaşların oluşturduğu mali yük nedeniyle baskı altında olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Savunma harcamalarının yükselmesi, uzun süreli askeri seferberlik ve savaşların ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisinin ülke açısından önemli bir sorun oluşturduğu belirtildi.
Ekonomik sorunların siyasi ve toplumsal gerilimlerle birleşmesinin, ülkedeki istikrarsızlık riskini artırabileceği öne sürüldü.
İsrail’in uluslararası konumu da mercek altında
Raporda İsrail’in uluslararası alandaki konumuna ilişkin değerlendirmelerin de bulunduğu aktarıldı.
İsrail’e yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı, özellikle Gazze savaşı nedeniyle ülkenin diplomatik baskıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. ABD’deki İsrail desteğinin geleceğine ilişkin belirsizliklerin de Tel Aviv açısından stratejik risk oluşturabileceği öne sürüldü.
İsrail’in uluslararası alanda giderek daha fazla yalnızlaşmasının, ülke içindeki siyasi ve toplumsal kırılganlıkları daha görünür hale getirebileceği iddia edildi.
Seçimler yaklaşırken siyasi tablo belirsiz
İsrail’de yaklaşan genel seçimler öncesinde siyasi dengelerin de raporda değerlendirildiği bildirildi.
Kamuoyu araştırmalarında muhalefet blokunun öne çıktığı, ancak hükümet kurabilecek parlamenter çoğunluğu elde etme konusunda belirsizliklerin sürdüğü aktarılıyor.
Bu nedenle seçimlerin yalnızca hükümet değişikliği açısından değil, İsrail’deki mevcut siyasi bölünmenin geleceği açısından da kritik bir dönemeç olabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Öte yandan Netanyahu hakkındaki yolsuzluk davası da İsrail siyasetindeki tartışmaların önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Başbakan, kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor.
Gazze savaşı nedeniyle Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından verilen tutuklama emirleri de İsrail’in uluslararası hukuk ve diplomasi gündeminde önemli bir yer tutuyor.
“İç savaş veya siyasi çöküş” uyarısı
İsrail basınında aktarılan raporun en dikkat çekici bölümünü ise ülkede biriken siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunların gelecekte yaratabileceği risklere ilişkin değerlendirmeler oluşturuyor.
Raporda, mevcut krizlerin derinleşmesi halinde İsrail’in “iç savaş veya siyasi çöküş riskiyle” karşı karşıya kalabileceği öne sürüldü.
Söz konusu değerlendirmelerin, İsrail’in güvenlik politikalarının yanı sıra savaşların toplumsal ve ekonomik sonuçlarının da ülkenin geleceği açısından önemli bir risk alanı oluşturduğuna işaret ettiği aktarıldı.
Ancak raporun CIA tarafından hazırlandığı iddiası ve içeriğinin bağımsız olarak doğrulanıp doğrulanmadığı konusunda kamuya açık kesin bir teyit bulunmadığı da dikkate alınıyor. Bu nedenle raporda yer aldığı aktarılan değerlendirmelerin, doğrulanmış bir resmi CIA açıklaması olarak değil, İsrail basınında “ABD kaynaklı gizli rapor” iddiasına dayandırılan bilgiler olarak ele alınması gerekiyor.
