featured

Avrupa’nın 100 Milyar Euroluk Savaş Uçağı Hayali Çöktü!

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Avrupa’nın geleceğin savaş uçağını geliştirme hedefi büyük bir krizle sarsıldı. Fransa ve Almanya’nın uzun süredir ortaklaşa yürüttüğü Geleceğin Muharebe Hava Sistemi (FCAS) projesi, iki ülke arasındaki liderlik mücadelesi, teknik anlaşmazlıklar ve savaş uçağının tasarımına ilişkin farklı beklentiler nedeniyle sona erdi.

Avrupa’nın ABD ve Çin karşısında savunma alanında daha bağımsız bir güç oluşturma hedefi açısından kritik öneme sahip olan yaklaşık 100 milyar euroluk proje, yıllardır süren anlaşmazlıkların ardından çıkmaza girdi. Fransa yoluna kendi savaş uçağı projesiyle devam etmeye hazırlanırken, Almanya’nın ise İngiltere, İtalya ve Japonya tarafından geliştirilen rakip GCAP programına katılması gündeme geldi.

FRANSA VE ALMANYA ORTAK PROJEDE ANLAŞAMADI

2017’de duyurulan FCAS programının temel amacı, Fransa’nın Rafale savaş uçakları ile Almanya ve İspanya’nın kullandığı Eurofighter Typhoon’un yerini alabilecek yeni nesil bir hava muharebe sistemi geliştirmekti.

Program yalnızca yeni bir savaş uçağından ibaret değildi. Projenin merkezinde, savaş uçaklarıyla birlikte görev yapabilecek insansız hava araçları ve farklı platformların gerçek zamanlı veri paylaşımını sağlayacak gelişmiş bir muharebe ağı da bulunuyordu.

Ancak yıllar içerisinde ortaklar arasında özellikle uçağın tasarımı, görev ihtiyaçları, teknolojik yetkinliklerin paylaşımı ve projenin liderliği konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

Sonunda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Almanya Başbakanı Friedrich Merz, projeye dahil şirketlerin ortak bir çalışma modeli üzerinde anlaşamayacağı değerlendirmesinde bulundu. Böylece Avrupa’nın en iddialı ortak savunma projelerinden biri fiilen sona ermiş oldu.

KRİZİN MERKEZİNDE DASSAULT VE AIRBUS VARDI

FCAS krizinin en önemli nedenlerinden biri, Fransız Dassault Aviation ile Almanya merkezli Airbus’ın projenin savaş uçağı bölümündeki liderlik mücadelesiydi.

Dassault, savaş uçağının geliştirilmesinde lider rolü üstlenmek isterken Airbus daha dengeli bir ortaklık modeli talep etti. Teknoloji paylaşımı ve fikri mülkiyet konuları da taraflar arasındaki anlaşmazlığı daha da derinleştirdi.

Fransız şirketi, Rafale gibi başarılı bir savaş uçağını sıfırdan geliştirme konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip olması nedeniyle projede daha fazla kontrol sahibi olmak istedi.

Airbus tarafı ise Almanya ve İspanya’nın da projede önemli bir ağırlığa sahip olmasını savundu.

Bu anlaşmazlıklar, Avrupa’nın ortak savaş uçağı geliştirme hedefinin önündeki en büyük engellerden biri haline geldi.

UÇAĞIN NASIL OLMASI GEREKTİĞİ DE KRİZ YARATTI

Sorun yalnızca şirketler arasındaki yetki paylaşımıyla sınırlı kalmadı.

Fransa ile Almanya’nın askeri ihtiyaçlarının birbirinden farklı olması, geliştirilecek savaş uçağının özellikleri konusunda da anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Fransa, nükleer silah taşıyabilen ve uçak gemilerinden kalkış yapabilecek özelliklere sahip bir savaş uçağı isterken Almanya’nın ihtiyaçları aynı doğrultuda değildi.

Fransız Deniz Kuvvetleri’nin uçak gemilerine sahip olması, Paris’in daha farklı bir tasarım beklentisine sahip olmasına yol açtı. Almanya’nın ise uçak gemisi operasyonları gibi bir gereksinimi bulunmuyor.

Bu farklılıklar, tek bir savaş uçağının iki ülkenin ihtiyaçlarını aynı anda karşılamasını zorlaştırdı.

FRANSA TEK BAŞINA DEVAM EDECEK

FCAS’ın dağılmasının ardından Fransa’nın projeden tamamen vazgeçmek yerine yeni nesil savaş uçağını kendi imkanlarıyla geliştirmesi bekleniyor.

Dassault Aviation, savaş uçağının geliştirilmesinde tek başına ilerleyebileceği mesajını verirken, ilk gösterim uçağının 2031’e kadar havalanması hedefleniyor.

Uzmanlar, Fransa’nın ortaya çıkaracağı uçağın tamamen sıfırdan tasarlanmış bir platformdan ziyade Rafale’ın teknolojik mirasını ileri taşıyan ve insansız hava araçlarıyla birlikte görev yapabilen bir “Super Rafale” konseptine dönüşebileceğini değerlendiriyor.

ALMANYA’NIN ÖNÜNDE TEMPEST SEÇENEĞİ VAR

Ortak FCAS projesinden ayrılan Almanya açısından ise önemli bir soru işareti ortaya çıktı.

Berlin’in önündeki en güçlü seçeneklerden biri, İngiltere, İtalya ve Japonya’nın yürüttüğü Global Combat Air Programme’a (GCAP) katılmak.

Tempest olarak da bilinen bu proje, 2035 civarında hizmete girmesi planlanan yeni nesil bir savaş uçağı geliştirmeyi amaçlıyor.

Ancak Almanya’nın projeye hangi statüyle dahil olabileceği henüz net değil. Berlin’in tam yetkili bir kurucu ortak mı olacağı, yoksa daha sınırlı bir üretim ve finansman rolü mü üstleneceği tartışılıyor.

GCAP ortakları Almanya’nın sağlayabileceği finansal ve sanayi gücüne sıcak baksa da yeni bir ortağın projeye dahil olmasının bürokratik süreçleri artırarak 2035 hedefini geciktirebileceği konusunda endişeler bulunuyor.

AVRUPA’NIN SAVUNMA BİRLİĞİ HEDEFİ DARBE ALDI

FCAS’ın çökmesi yalnızca iki ülkenin ortak bir uçak geliştirememesi anlamına gelmiyor.

Avrupa’nın savunma sanayiinde ortak üretim ve ortak tedarik yoluyla ABD ve Çin karşısında daha güçlü bir konuma gelme hedefi de bu gelişmeden olumsuz etkileniyor.

Özellikle Rusya kaynaklı güvenlik tehdidinin arttığı, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını yükselttiği ve ABD’nin Avrupa’nın kendi savunmasına daha fazla kaynak ayırması yönündeki baskısının sürdüğü bir dönemde FCAS krizinin yaşanması dikkat çekiyor.

AVRUPA YENİDEN BÖLÜNME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

FCAS’ın dağılması, Avrupa’nın gelecekte birden fazla yeni nesil savaş uçağı programına sahip olması ihtimalini güçlendirdi.

Bir tarafta Fransa’nın bağımsız savaş uçağı projesi, diğer tarafta İngiltere, İtalya ve Japonya’nın GCAP programı bulunuyor. İsveç’in gelecekteki savaş uçağı planları da tabloya eklendiğinde Avrupa’nın savunma sanayiinde kaynaklarını farklı projelere bölme riski ortaya çıkıyor.

Uzmanlara göre savaş uçaklarının ekonomik olarak sürdürülebilir olması için yüksek sayıda sipariş gerekiyor. Üretimin farklı programlara bölünmesi, Avrupa ülkelerinin maliyetleri düşürmesini ve küresel pazarda ABD’li üreticilerle rekabet etmesini zorlaştırabilir.

Bu nedenle FCAS’ın çöküşü, Avrupa’nın yalnızca bir savaş uçağı projesini değil, savunma sanayiinde ortak hareket etme iddiasını da ciddi biçimde sınayan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter