ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gizliliği kaldırılan 1966 tarihli belgeleri, Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminde nükleer silah geliştirme ihtimalini değerlendirdiğine ilişkin dikkat çekici ayrıntıları ortaya çıkardı.
Belgelerde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Parker Hart tarafından Washington’a gönderilen yazışmalarda, Türkiye’de bazı üst düzey isimlerin atom bombası geliştirmeye yönelik bir çalışma başlatmayı planladığına ilişkin istihbaratın yer aldığı görülüyor.
Ankara’daki Gizli Çalışma ABD’nin Takibine Girdi
26 Eylül 1966 tarihli yazışmalarda, ABD Büyükelçiliği yetkililerinin bir Türk bilim insanıyla yaptığı görüşmeye dikkat çekiliyor. Söz konusu kişinin, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA), Orgeneral Refik Tulga ve ODTÜ Fizik Profesörü Ömer İnönü ile birlikte bir “atom bombası programı” başlatma talimatı aldığını aktardığı belirtiliyor.
Bu iddia üzerine ABD’li diplomatların Türkiye’deki bilimsel ve askeri gelişmeleri yakından takip etmeye başladığı anlaşılıyor.
“Oldukça Hassas Bir Konu” Olarak Değerlendirildi
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Parker Hart, Washington’a gönderdiği yazışmada Türkiye’nin nükleer silah geliştirmeye yönelik olası girişimini son derece hassas bir konu olarak değerlendirdi.
Belgenin rutin diplomatik yazışmalarla gönderilmemesi, bilginin yalnızca konuyla ilgilenmesi gereken üst düzey yetkililerle paylaşılması yönünde karar alındığı ifade edildi.
ABD tarafı ayrıca Türkiye’de atom silahı üretimine yönelik hazırlıkların başka işaretlerinin ortaya çıkıp çıkmadığını dikkatle takip edeceğini bildirdi.
Türkiye’nin Asıl Amacı Ne Olabilirdi?
Belgelerde yer alan ABD değerlendirmesinde, Türkiye’nin Fransa gibi doğrudan nükleer silah sahibi olma yoluna girmeye hazırlanmadığı görüşü de yer alıyor.
Buna göre Ankara’nın, nükleer silahların yayılmasını önleme konusunda uluslararası dengelerin değişmesi halinde kendi nükleer kapasitesini geliştirebilecek bir konuma ulaşmayı hedeflemiş olabileceği değerlendiriliyor.
Bu değerlendirme, Türkiye’nin o dönemde doğrudan bir nükleer silah üretiminden ziyade, gerekli bilimsel ve teknik altyapıyı oluşturma ihtimalinin ABD tarafından izlendiğine işaret ediyor.
Ömer İnönü ve Refik Tulga Detayı
Belgelerde adı geçen isimlerden biri ODTÜ Fizik Profesörü Ömer İnönü. Diğer isim ise dönemin önemli askeri isimlerinden Orgeneral Refik Tulga.
ABD kaynaklarına göre, MTA Genel Müdürü Alpan’dan bu iki isimle birlikte Türkiye’nin atom bombası geliştirme programında çalışma yapmasının istendiği yönünde bir bilgi Washington’a ulaştırıldı.
Ancak belgelerde söz konusu girişimin ne ölçüde hayata geçirildiğine ilişkin kesin bir sonuç bulunmuyor.
Bilimsel Ve Ekonomik Maliyet Uyarısı
ABD’ye bilgi veren Türk kaynağın, böyle bir programın Türkiye’nin bilimsel ve mali kaynaklarını ciddi biçimde tüketebileceğini düşündüğü de belgelerde yer aldı.
Ayrıca nükleer enerji tesisleri, araştırma altyapısı ve uluslararası denetim mekanizmalarıyla ilgili çeşitli çekincelerin bulunduğu görülüyor.
1960’ların Soğuk Savaş Atmosferi
Söz konusu belgeler, Türkiye’nin NATO üyesi olduğu ve Soğuk Savaş’ın en kritik dönemlerinden birinin yaşandığı 1960’lı yıllarda Ankara’nın nükleer kapasite konusundaki yaklaşımına ilişkin önemli bir tarihsel pencere açıyor.
Belgelerin bugün ortaya çıkması, Türkiye’nin geçmişte nükleer silah teknolojisine yönelik nasıl bir stratejik yaklaşım içerisinde olduğuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getiriyor.
Ancak belgelerde geçen istihbarat ve diplomatik değerlendirmeler, Türkiye’nin o dönemde gerçekten bir atom bombası ürettiği veya üretim aşamasına geçtiği anlamına gelmiyor. Belgeler daha çok ABD’nin, Türkiye’de böyle bir program başlatılabileceğine ilişkin aldığı bilgiler ve yaptığı değerlendirmeleri ortaya koyuyor.
