featured

VAY BE… BU NASIL BİR ÇÜRÜME?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Artık inkâr edecek bir şey kalmadı.
Gözümüzün içine baka baka yaşanan bir gerçek var:

Bu şehirde bir şeyler çürümüş.

Ve o çürüme, en tepeden en aşağıya kadar yayılmış durumda.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen operasyonla ortaya saçılan tablo, aslında hepimizin bildiği ama görmek istemediği gerçeğin ta kendisi.

Ünlüler…
İş insanları…
Sosyetenin “elit” yüzleri…

Hepsi aynı karede.
Hepsi aynı utancın içinde.

Ve biz sadece şunu diyebiliyoruz:
“Vay be… içen içene…”

Ama mesele sadece “içmek” değil.
Mesele, bir toplumun göz göre göre çöküşü.

BU BİR ALIŞKANLIK DEĞİL, BU BİR SİSTEM

Kimse kusura bakmasın…
Bu artık bireysel bir zayıflık, bir “kötü alışkanlık” meselesi değil.

Bu bir sistem.

Paranın, gücün ve şöhretin kirlettiği bir düzen.

Kapalı kapılar ardında günlerce süren partiler…
Kimsenin denetlenmediği, kimsenin hesap vermediği geceler…
Ve o gecelerde akıp giden sadece içki değil.

Zehir akıyor.
Sessizce… Normalleşmiş gibi…

Ve en korkuncu ne biliyor musunuz?
Kimse şaşırmıyor artık.

MASUMİYETİN BİTTİĞİ YER

Bir zamanlar sosyete partileri konuşulurdu.
Şatafat, lüks, gösteriş…

Evet, bunlar hep vardı.

Ayşegül Nadir gibi isimlerin evlerinde yapılan davetler magazin sayfalarını süslerdi.
Kapıda kameralar olur, içeride sabaha kadar eğlence sürerdi.

Ben de o ortamlara girip çıkmış biri olarak söylüyorum:

İçki vardı, evet.
Abartı vardı, evet.

Ama bugünkü gibi bir karanlık yoktu.

Bugün konuştuğumuz şey eğlence değil.
Bu artık bir çöküş kültürü.

ASIL SORU: BU ZEHİR NEREDEN GELİYOR?

Herkes gözaltına alınanları konuşuyor.
Herkes o ünlü isimlerin peşinde.

Peki kimse şunu sormuyor mu?

Bu uyuşturucu bu ülkeye nasıl giriyor?

Bu kadar yaygınsa…
Bu kadar kolay ulaşılıyorsa…
Bu kadar çok kişi kullanıyorsa…

Bunun bir kaynağı var.

Birileri bu işi organize ediyor.
Birileri bu zehri getiriyor.
Birileri bu kirli düzen üzerinden servet kazanıyor.

Ama nedense onlar ortada yok.

Kameralar hep aynı yere dönük:
Kullananlara…

Peki ya satanlar?
Peki ya dağıtanlar?
Peki ya o “ağa babalar”?

Neden onlar hiçbir zaman o kameraların önünde yürütülmüyor?

GENÇLİĞE İNEN KARANLIK

İşin en acı tarafı burası.

Bu mesele artık sadece sosyetenin problemi değil.
Bu zehir, okullara kadar inmiş durumda.

Gençler…
Gelecek dediğimiz çocuklar…

Onlar da bu bataklığın içine çekiliyor.

Çünkü yukarıda ne görürlerse, aşağıda onu taklit ederler.

Rol model diye baktıkları insanlar,
bu karanlığın içindeyse…

Sonuç kaçınılmazdır.

TOPLUMSAL İKİYÜZLÜLÜK

Bir de işin en rahatsız edici kısmı var:

İkiyüzlülük.

Gündüz ahlak dersi verenler,
gece o partilerin baş köşesinde.

Ekranlarda “örnek insan” diye sunulanlar,
kapalı kapılar ardında bambaşka hayatlar yaşıyor.

Ve sonra toplumdan saygı bekleniyor.

Hangi yüzle?

BU ARTIK BİR ALARMDIR

Bu yaşananlar bir magazin haberi değil.
Bu bir uyarıdır.

Bir toplumun kırmızı çizgilerinin silinmeye başladığının göstergesidir.

Eğer bugün bu tabloya sadece “vay be” deyip geçersek,
yarın çok daha ağır bir gerçekle yüzleşiriz.

SON SÖZ: KÖKÜ KURUTULMADAN BİTMEZ

Eğer gerçekten çözüm isteniyorsa…

Sadece kullananlar değil,
bu işi yönetenler de ortaya çıkarılmalı.

Bu zehri ülkeye sokanlar,
bu düzeni kuranlar,
bu karanlıktan beslenenler…

Hepsi tek tek hesap vermeli.

Çünkü bu mesele birkaç ünlünün skandalı değil.

Bu mesele,
bir ülkenin geleceği meselesidir.

Ve o gelecek…

Şu anda ciddi bir tehdit altındadır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter