Küresel piyasalarda yeni hafta, sert dalgalanmalarla başlarken altın fiyatları da bu çalkantılı atmosferden nasibini aldı. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirirken, güvenli liman olarak görülen altın beklenenin aksine düşüş yönünde hareket etti.
İsrail’in ABD ile birlikte İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, küresel piyasalarda risk algısını artırdı. Normal şartlarda bu tür kriz dönemlerinde altına olan talebin yükselmesi beklenirken, bu kez farklı bir tablo ortaya çıktı. Jeopolitik gerilimle birlikte doların güç kazanması, altın üzerinde baskı yarattı. Güçlü dolar, altını diğer para birimlerine göre daha pahalı hale getirerek talebi sınırladı ve fiyatların gerilemesine neden oldu.
Bu süreçte en kritik faktörlerden biri de ABD para politikalarına ilişkin belirsizlik oldu. Federal Reserve’in faiz indirimi konusunda net bir sinyal vermemesi, piyasalarda temkinli bir hava oluşturdu. Artan enflasyon riski ve enerji fiyatlarındaki yükseliş ihtimali, Fed’in faizleri yüksek seviyede tutmaya devam edebileceği beklentisini güçlendirdi. Bu da tahvil faizlerini yukarı çekerken, faiz getirisi olmayan altın için negatif bir ortam yarattı.
Yeni haftanın ilk işlem gününde ons altın sert bir düşüş yaşayarak 4.320 dolar seviyesine kadar geriledi. Geçtiğimiz haftayı yüzde 10’un üzerinde kayıpla kapatan altın, bu düşüş trendini sürdürerek yıl başından bu yana elde ettiği kazanımları neredeyse tamamen sildi. Piyasalarda satış baskısının devam ettiği gözlemlenirken, yatırımcıların daha çok nakit ve dolar pozisyonlarına yöneldiği görülüyor.
Yurt içinde de benzer bir tablo hâkim. Gram altın, haftaya 6.165 lira seviyelerinde başlamasına rağmen kısa sürede düşüşünü derinleştirerek 5.887 liraya kadar geriledi. İç piyasadaki bu geri çekilmede hem ons altındaki düşüş hem de döviz kurundaki hareketlilik etkili oldu. Çeyrek altın 10 bin lira civarına gerilerken, Cumhuriyet altını ve tam altın fiyatlarında da benzer düşüşler yaşandı.
Döviz piyasalarında ise yukarı yönlü hareket dikkat çekiyor. Doların 44 liranın üzerine çıkması, küresel ölçekte güç kazandığını ortaya koyarken; euro ve sterlin de benzer şekilde yüksek seviyelerini koruyor. Güçlü dolar teması, yalnızca altını değil, emtia piyasalarının genelini etkileyen temel unsurlardan biri haline gelmiş durumda.
Öte yandan enerji piyasalarında yaşanan gelişmeler de bu tabloyu derinleştiriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar ve arz endişeleri, petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskılıyor. Bu konuda önemli finans kuruluşlarından Goldman Sachs, petrol fiyatlarına ilişkin beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Kurum, 2026 yılı için Brent petrol tahminini artırarak küresel piyasalarda ciddi bir arz şoku yaşanabileceğine dikkat çekti.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonu artırma potansiyeli, merkez bankalarının hareket alanını daraltıyor. Bu durum, sadece altın değil, tüm riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Nitekim sanayi metalleri de bu süreçten olumsuz etkilenmiş durumda. Bakır fiyatları, küresel büyüme endişelerinin artmasıyla birlikte son üç ayın en düşük seviyelerine geriledi. Bu düşüş, sanayi üretimi ve talep beklentilerindeki zayıflamaya işaret ediyor.
Kripto para piyasasında da benzer bir eğilim söz konusu. Bitcoin, sınırlı da olsa değer kaybederek yatırımcıların riskten kaçınma eğilimini yansıtıyor. Geleneksel piyasalardaki belirsizlik, kripto varlıklarda da satış baskısını beraberinde getiriyor.
Yurt içi hisse senedi piyasaları da bu gelişmelerden etkilenmiş durumda. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, bayram öncesi son işlem gününü düşüşle kapatarak yatırımcıların temkinli duruşunu ortaya koydu. Küresel risk iştahındaki azalma ve jeopolitik belirsizlikler, hisse senedi piyasalarında da dalgalanmanın sürebileceğine işaret ediyor.
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, piyasaların şu anda üç ana faktöre odaklandığı görülüyor: jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve merkez bankalarının para politikaları. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimin seyrine bağlı olarak petrol fiyatlarında yaşanacak değişimler, enflasyon beklentilerini doğrudan etkileyebilir. Bu da Federal Reserve başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz kararlarını belirlemede kritik rol oynayacaktır.
Sonuç olarak, altın fiyatlarında yaşanan düşüş geçici mi yoksa daha uzun vadeli bir trendin başlangıcı mı olduğu sorusu henüz netlik kazanmış değil. Ancak mevcut koşullar, kısa vadede altın üzerinde baskının devam edebileceğine işaret ediyor. Yatırımcıların bu süreçte hem küresel gelişmeleri hem de merkez bankalarından gelecek mesajları yakından takip etmesi büyük önem taşıyor.
