Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs’a ilişkin alınan kararlara sert tepki gösterdi. Bakanlık, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve Türk Silahlı Kuvvetleri hakkında ortaya atılan iddiaları reddederken, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini hedef alan tutumlara karşı gerekli karşılığın verileceğini bildirdi.
MSB, haftalık basın toplantısının ardından gündemdeki gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan bir anıt projesine kaynak ayrılmasını tavsiye etmesine tepki gösterildi.
“TARİHİ GERÇEKLER ÇARPITILIYOR”
Bakanlık, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik iddiaların kabul edilemez olduğunu belirtti.
Açıklamada, Avrupa Birliği kurumlarının 1963-1974 döneminde Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıları ve EOKA’nın eylemlerini göz ardı ederek GKRY’nin tek taraflı iddialarını esas almasının Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlamadığı ifade edildi.
MSB, üçüncü taraflara da tarihsel gerçekler doğrultusunda adil ve tarafsız hareket etme çağrısında bulundu.
“KIBRIS TÜRKÜNÜN GÜVENLİĞİNDEN TAVİZ YOK”
Bakanlık açıklamasında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun yıllardır Ada’daki barış ve istikrarın güvencesi olduğu vurgulandı.
MSB, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehdit eden her türlü hasmane tutuma karşı gerekli karşılığın verilmesi konusunda Türkiye’nin kararlılığının sürdüğünü belirtti.
MSB’DEN SURİYE’DEKİ ENTEGRASYON SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
MSB ayrıca Suriye’deki gelişmelere ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) fesih ve entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Açıklamada, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve “tek devlet, tek ordu” anlayışının güçlendirilmesi kapsamında yürütülen sürecin yakından takip edildiği belirtildi.
Bu kapsamda silah ve askeri araçların Suriye ordusuna teslim edilmesinin, entegrasyon sürecinin ve “tek ordu” ilkesinin doğal bir gereği olduğu ifade edildi.
Bakanlık, iç savaş döneminde eski rejim unsurlarından kalan veya terörizmle mücadele gerekçesiyle uluslararası aktörler tarafından verilen silah ve askeri araçların Suriye ordusuna devredilmesinin sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayacağını değerlendirdi.
