
Sosyal medya fenomeni 23 yaşındaki Cansel Özyalçın, Türkiye’den Almanya’ya göç eden yedi kişilik bir ailenin üyesi.

Çocukluk dönemlerinde maddi durumlarının iyi olmadığından söz eden Özyalçın, sosyal medya paylaşımları sayesinde 300 bin takipçiye ulaştı.

20 yaşında ailesini de desteklemek için moda ve güzellik sektöründe şirketler kurmaya karar verdi.

Pandemi sırasında gelirinin katladığını ve şirketlerin değerinin arttığından söz eden Özyalçın, Almanya’da popüler olan giyim ve tırnak markasının sahibi oldu.

SOSYAL MEDYADA POPÜLER OLDU
Sosyal medya paylaşımları ve kazancı sayesinde İngiliz basının da dikkatini çekmeyi başaran Özyalçın, sürekli olarak yurtdışına seyahatlere gittiğini ve Dubai’nin en sevdiği yerlerden biri olduğunu dile getirdi.

İngiliz haber sitesi Dailystar’a özel hayatına dair detaylardan söz eden Özyalçın, “Ailem çok mütevazı bir geçmişe sahip ve beş çocuklu bir ailede büyürken hayatımda az destek gördüm. 20’li yaşlarımın başlarında uzun süredir aktif olduğum sosyal medya üzerinden bir şeyler yapmaya karar verdim.

Çocukluğumdan beri sosyal medya dünyası beni büyüledi ve hep bunun bir parçası olmak istedim.En son moda ve trendlerde giyinmeyi, fotoğraf çekmeyi ve bunları Instagram’da yayınlamayı sevdim, ne kadar çok beğeni aldıkça o kadar çok takdir hissettim. Bunun benim işim olması gerektiğini biliyordum” dedi.

“HER ŞEYİYLE KENDİM İLGİLENİYORUM”
Kendisine ait bir tırnak ve giyim markası kurduğundan söz eden Özyalçın, markalarının her şeyiyle kendisinin ilgilendiğini ve kısa sürede markalarının bu kadar büyümesinin başarısının bir göstergesi olarak onu gururlandırdığını ifade etti.

Bütün enerjisini ve bilgi birikimini şirketlerinin daha iyi olması için harcadığını dile getiren Özyalçın, “Bütün enerjimi ve bilgimi pazarlamaya harcıyorum ve tabii ki blogger arkadaşlarım da tanınmam için beni destekliyor.

İlk başta her şey hala çok küçüktü ve hala her siparişi kendim paketliyordum. Zaman içinde markalar, Covid ve çevrimiçi patlama nedeniyle 2021’deki atılımımızı gerçekleştirene kadar büyüdü. Artık tam otomatik çalışan devasa bir depomuz ve destek ve sosyal medya için kendi ekibimiz var.” diye konuştu.

“HAYALİMDEKİ HAYATI YAŞIYORUM”
Sosyal medyada tanınmasının markalarının büyümesi ve gelişmesi için önemli bir detay olduğunu ifade eden Özyalçın, “Şirketlerimi açmaya karar verdiğimde bu kadarını beklemiyordum.

Hayal edebileceğinizden daha fazla para kazandım. Zor bir iş olsa bile şu anda hayalimdeki hayatı yaşıyorum ve arkadaşlarıma ve aileme maddi yardımda bulunduğum için şanslıyım.” dedi.

Sosyal medya fenomeni olarak son moda trendlerini takip etmek için sıklıkla Amerika Birleşik Devletleri’ne seyahat yapmayı sevdiğini söyleyen Özyalçın, “Doğal olarak hayatta çok daha fazla fırsatım var. Kıyafet, ayakkabı, çanta ve çok daha fazlası gibi tonlarca ürün bana gönderiliyor.

Çanta, ayakkabı, saat gibi tasarımcı ürünlerini seviyorum, neyse ki istediğim her şeyi satın alabiliyorum ve artık ürünlerin fiyatlarına bakmak zorunda kalmıyorum.” diye konuştu.

Yurtdışındaki seyahatlerinde daha çok sosyal medyada içerik üretmeye odaklandığını dile getiren Özyalçın, “Daha şimdiden devasa yatlar veya dünyanın en yüksek havuzundaki etkinlikler gibi çok özel yerlere davet edildim.

Bizim mesai saatlerimiz yok. Normal bir insan olarak gerçekten rahatlamanız ve dinlenmeniz gereken tatilde, fenomen olarak daha da çok çalışmaya başlıyorsunuz” dedi.

“OLUMSUZ YÖNLERİ DE VAR”
Sosyal medyada yarattığı dünyayı ve işini çok sevdiğini belirten Özyalçın bu durumun olumsuz yanları olduğunu da belirtti.

Günlük olarak sosyal medyada paylaşım yapmanın bazen stresli bir durum olduğunu belirten Özyalçın, “Hayatımı seviyorum ama olumsuz yönleri de var. Özel hayatıma bazı kısıtlamalar getiriyor.

Elbette işler pek iyi gitmese bile her gün hikayeler ve içerik sunma baskısı altındayım. Diyetime çok dikkat ediyorum ve her zaman formda kalmam gerekiyor. Neredeyse her gün spor salonundayım” ifadelerini kullandı.

