featured

Marmara’da 170’i Aşkın Deprem! Uzmanlardan Büyük Deprem Açıklaması

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Marmara Denizi’nde son günlerde art arda kaydedilen mikro depremler, özellikle İstanbul ve çevresinde yaşayan vatandaşların endişelerini artırdı. Adalar fayı çevresinde yoğunlaşan sarsıntıların ardından sosyal medyada “Büyük deprem geliyor” şeklindeki paylaşımlar hız kazanırken, AFAD Deprem Bilim Kurulu üyelerinden dikkat çeken açıklamalar geldi.

Uzmanlar, bölgede meydana gelen küçük depremlerin tek başına büyük bir depremin yaklaştığını gösteren bilimsel bir işaret olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.

AFAD’ın Marmara Bölgesi genelinde bulunan 304 deprem gözlem istasyonuyla bölgedeki hareketliliği yakından takip ettiği bildirildi. Sistemde, büyüklüğü 1’in altındaki mikro depremleri dahi tespit edebilen son derece hassas istasyonların yanı sıra, derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu da bulunuyor.

Bu hassas ölçüm sistemleri sayesinde salı gününden bu yana Marmara’da 170’in üzerinde sarsıntı kaydedildi.

MARMARA’DA 170’İ AŞKIN MİKRO DEPREM

AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, son günlerdeki hareketliliğin özellikle Adalar fayı çevresinde yoğunlaştığını söyledi.

Sözbilir, salı gününden bu yana büyüklüğü 3,2’ye kadar ulaşan 170’in üzerinde mikro deprem meydana geldiğini belirtti. Sarsıntıların önemli bölümünün Adalar fayına yakın bölgelerde gerçekleştiğini ifade eden Sözbilir, depremlerin 5 ila 13 kilometre derinliklerde meydana geldiğini aktardı.

Uzman, bu hareketliliğin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağının altını çizdi.

“BÜYÜK DEPREMİN HABERCİSİ OLDUĞUNU GÖSTEREN GÜVENİLİR BİR YÖNTEM YOK”

Prof. Dr. Hasan Sözbilir, küçük depremlerin ardından büyük bir deprem yaşanıp yaşanmayacağını önceden kesin şekilde belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

Sözbilir, bir depremin “öncü deprem” olduğunun ancak sonrasında daha büyük bir deprem meydana gelirse geriye dönük olarak anlaşılabileceğini belirtti.

Bu nedenle Marmara’da son günlerde kaydedilen mikro deprem kümelenmesinin “büyük depremin habercisi” şeklinde değerlendirilmesinin bilimsel açıdan doğru olmadığı ifade edildi.

Sözbilir ayrıca bölgedeki mikro deprem aktivitesinin yeni bir durum olmadığını, 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden bu yana belirli aralıklarla devam ettiğini söyledi.

“VATANDAŞLARIN PANİĞE KAPILMASINI GEREKTİRECEK BİR DURUM YOK”

Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy da Marmara Denizi’nde son günlerde meydana gelen sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti.

Fayların dönemsel olarak küçük depremler ve sarsıntı kümeleri üretebildiğini ifade eden Ersoy, AFAD’ın gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi.

Ersoy, mevcut hareketliliğin vatandaşların paniğe kapılmasını gerektiren bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Sosyal medyada küçük depremlerin ardından “büyük deprem geliyor” şeklindeki paylaşımlara da dikkat çeken Ersoy, bu tür yorumların bilimsel verilerden uzak olabileceğini belirtti.

Depremin kesin zamanının önceden bilinmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığını ifade eden Ersoy, vatandaşların sosyal medyadaki spekülatif açıklamalar yerine resmi kurumların duyurularını takip etmesi gerektiğini söyledi.

UZMANLARDAN SOSYAL MEDYA UYARISI

Marmara’daki mikro depremlerle ilgili sosyal medya platformlarında çok sayıda yorum ve iddia paylaşılırken, uzmanlar özellikle kesin deprem zamanı veren açıklamalara karşı vatandaşları uyardı.

Küçük bir deprem kümesinin ardından mutlaka büyük bir deprem meydana geleceği yönündeki iddiaların bilimsel bir dayanağı bulunmadığı belirtildi.

Uzmanlara göre depremlerin ne zaman gerçekleşeceğini kesin olarak önceden tahmin etmek mümkün değil. Bu nedenle tek tek sarsıntılardan yola çıkarak kesin sonuçlara ulaşılması doğru bulunmuyor.

“DEPREMLER FAY BOYUNCA İLERLEMİYOR”

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ da Marmara’daki hareketliliğin değerlendirilmesinde önemli bir ayrıntıya dikkat çekti.

Aktuğ, mevcut küçük ölçekli depremlerin fayın tamamıyla ilgili kesin bir sonuca ulaşmak için tek başına yeterli olmadığını belirtti.

Adalar fayının yaklaşık 44 kilometrelik bir hat olduğunu ifade eden Aktuğ, mevcut hareketliliğin ise bunun yalnızca yaklaşık 7 kilometrelik sınırlı bir bölümünde görüldüğünü söyledi.

Depremlerin fay doğrultusu boyunca ilerlediğine ilişkin bir bulgu bulunmadığını belirten Aktuğ, mevcut verilerin kademeli tetiklenmeye işaret eden bir örüntü göstermediğini kaydetti.

Bu nedenle son günlerde yaşanan mikro depremlerin, tek başına ardından gelecek büyük bir depremi tetikleyecek bir hareketlilik şeklinde yorumlanamayacağı ifade edildi.

“60-70 DEPREMDEN SONRA BÜYÜK DEPREM OLMAK ZORUNDA DEĞİL”

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da Marmara’daki hareketliliğin değerlendirilmesinde geçmiş örneklere dikkat çekti.

Barış, bu tür küçük deprem kümelerinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde daha önce de defalarca yaşandığını ve her seferinde ardından orta veya büyük ölçekli bir deprem meydana gelmediğini belirtti.

Küçük depremlerin fayların küçük parçalarının kırılması sonucu ortaya çıkabildiğini ifade eden Barış, çok sayıda küçük sarsıntı yaşanmasının ardından mutlaka büyük bir deprem olması gerektiğine yönelik bir kural bulunmadığını vurguladı.

Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğunu hatırlatan Barış, vatandaşların spekülasyonlar yerine yetkili kurumların açıklamalarına odaklanması gerektiğini söyledi.

UZMANLARIN ASIL UYARISI: BİNALARIN DURUMU

Uzmanların ortak dikkat çektiği noktalardan biri ise depremin zamanını tahmin etmeye çalışmak yerine olası bir depreme hazırlık yapılması oldu.

Prof. Dr. Şükrü Ersoy, tartışmanın yalnızca fayların ne zaman kırılacağı üzerine yoğunlaştırılmaması gerektiğini belirterek yapı stoklarının olası bir deprem karşısındaki dayanıklılığının daha önemli olduğunu ifade etti.

Deprem riskinin azaltılması için binaların durumunun değerlendirilmesi, gerekli güçlendirme çalışmalarının yapılması ve afet planlarının hazırlanması gerektiği vurgulandı.

Uzmanlar ayrıca ailelerin, iş yerlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının olası afetlere karşı kendi acil durum planlarını hazırlamasının önemine dikkat çekti.

MARMARA’DAKİ HAREKETLİLİK YAKINDAN İZLENİYOR

AFAD’ın hassas deprem gözlem sistemi sayesinde Marmara’daki küçük ölçekli sarsıntılar dahi anlık olarak takip ediliyor.

Son günlerde Adalar fayı çevresinde yoğunlaşan 170’in üzerindeki mikro deprem, bilim insanları tarafından farklı parametrelerle değerlendiriliyor. Sarsıntıların derinlikleri, büyüklükleri, dağılımları ve fay üzerindeki konumları incelenerek bölgedeki hareketlilik hakkında daha sağlıklı veriler elde edilmeye çalışılıyor.

Uzmanlar, mevcut verilerin “büyük deprem kesinlikle geliyor” şeklinde yorumlanmasının doğru olmadığını belirtirken, Marmara’nın deprem açısından taşıdığı riskin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Bu nedenle vatandaşlara bir yandan sosyal medyadaki doğrulanmamış iddialara karşı dikkatli olmaları, diğer yandan ise olası bir depreme karşı bireysel ve yapısal hazırlıklarını ihmal etmemeleri çağrısı yapılıyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter