İyi İnsanlık ve Kültürel Yozlaşma: Sanatta Değerler Sorunu

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İyi insan olma,insan olma erdemi. kültürel yozlaşma.
Bu hafta ki yazımla tekrar siz sevgili okurlarımızla birlikteyim.
Sevgili Tümay Özokur bizim sanat camiasında duayen isimlerden önemli bir menajerdir.Tümayın yazdığı oyuncu olmak isteyen parmak kaldırsın kitabında yıllara dayalı tecrübesini aktarmış orada çok önemli bir söz söylüyor.Aynı zamanda benim hayat felsefem “ İyi oyuncu olabilirsniz ama iyi insan olursanız çok iyi oyuncu olursunuz der .”
Bizim Camiamızda iyi insan olmak işini çok iyi yapmak muhteşem bir erdemdi ne yazık ki son yıllarda bu etik değer çoğunlukla yitip gitmiş durumda. Tabi ki kimseden yalnız başına birşey olmaz insan dostlarıyla ustalarıyla var.Fakat burada kırmızı bir çizgi var kültürel yozlaşma.İyi olma işini iyi yapma evrensel bir olgudur.Yıllar önce Sanat camiasında setlerde çok ayıptı sorulmazdı neredensin hangi dine ırka vs mensup diye çok ayıptı saygısızlıktı biz bu saygıyı yitirdik iyi insanmısın işini iyi yaparmısın ona bakılırdı hatta derlerdi ki ustalarımız iyi çocuk kazanalım işini eksik yapıyor olsun iyi insan eksikleri öğretiriz kazanalım derledi.Bu yozlaşma ne yazık ki beyaz yakalılara plazalarada yayılmış durumda artık her camiada var tüm meslek guruplarında tıp dünyasında bile şahit okduklarımız duyduklarımız çok utanç verici.Ama en tehlikeli sanat camiasında olanlar çünkü biz bir şeklde çok etkili şekilde kamuoyunu halkı yönlendiriyoruz ve bu konuda çok güçlüyüz.Çünkü zaten işimiz insam bilmi. Etik değerlerin yol olduğu kültürel yozlaşmanın ne yazık ki tavan yaptığı bir dönem.Unutmayın mesela örneğin ekonomik kriz var evet var.Ekonomi düzelir ama kültürel yozlaşma asla düzelmez.Kültürel yozlaşmanın altı çok doludur.Mustafa Kemal Atatürk der ki “ Önce dilini sonra kültürünü en son topraklarını elinden alırlar.”Aslına bakarsanız bu iş bir planın bir parçası.konu çok derin ve önemli.
Biz bir konuyu tartışırken sonunu tartışıp kavga ederiz.Ama çözüm sorunun başı nerede başladığıdır.Sorun 1946 yılında fulbright antlaşmasıyla başlar yani köy enstütülerinin kapatılmasıyla.Çünkü Amerikalılar biliyordu eğitim bir toplumun ve sanatçılarının ayarlarıyla oynamak için kültürel yolaşmayı başlatmak için çok güçlü bir silah.Oyunculuğun işimizin bir parçası davranış bilimleri sosoyoloji.Ben öğrencilerime oyunculuk dersi verirken mutlaka dinler tarihini bilmeniz gerek derim.Çünkü Dünya varolduğundan bu yana 5000 yıllık tek yazılı tarihte şunu görürüz.
Bir tek teknoloji elimizdeki telefonlar değişmiş insan fıtratı hiç değişmemiş.Arkadan vurmalar ,sevgiler ,ihanetler insanın kültürel yozlaşmayla ne hale gelebileceği iyi insan olma erdeminin ne değerli olduğu.Dikkat etmemiz gereken en güçlü sorun dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip olmamız ve çocuklarımızı doğru eğtimle bu kültürel yozlaşmadan korumamız gerektiği.Sanat görsel sanatlar öyle güçlü bir ve evrensel bir silahki toplumlara cennetide cehennemide yaşatabilir.Onun için Devletimizin kültür bakanlığımızın,Milli eğitim bakanlığımızın devrim niteliğinde kararlar alması cumhuriyetin köy enstütüleri gibi sistemlere acil dönüş yapması lazım.Aşık Veysel’in Köy Enstitülerindeki görevi 1946 yılına kadar sürdü. Oralarda Sabahattin Eyuboğlu, Ruhi Su,Yaşar Kemal… gibi aydınlar eğitim verdi.Dünyaca ünlü 300 klasik eserin Türkçeye çevrilip müfredatında olan bu muhteşem sisteme ya da benzeri geri dönülmesi lazım.Haftaha yazım da buna yer vereceğim.Ülkemiz gençlerimizin geleceği için Keyifle dikkatle okuyacağınız ümit ediyorum.Sevgi ve saygılarımla.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter