28 Şubat 2026’dan bu yana Orta Doğu’daki gerilimler yeni bir boyut kazandı. İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılara misilleme olarak, son 10 gün içerisinde Arap ülkelerine yönelik yoğun bir saldırı kampanyası başlattı. Resmi verilere göre bu süreçte toplam 3 bin 95 saldırı düzenlendi; bunlar balistik füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve bazı seyir füzelerini kapsıyor. Bu durum, Körfez bölgesinde güvenlik ve istikrarın ciddi şekilde tehdit altında olduğunu gösteriyor.
Başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere birçok ülke İran kaynaklı saldırılardan etkilendi. BAE Savunma Bakanlığı’nın verilerine göre, saldırıların başlangıcından itibaren 253 balistik füze, 1.440 İHA ve 8 seyir füzesi tespit edildi. Bu saldırılardan 233 füze hava savunma sistemleri tarafından imha edilirken, 18 füze denize, 2 füze ise ülke topraklarına düştü. Tespit edilen 1.440 İHA’dan 1.359’u engellenmiş, 81 İHA ülke topraklarına düşmüş durumda. Bu veriler, BAE’nin savunma sistemlerinin etkin çalışmasına rağmen yoğun saldırıların ciddi tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Kuveyt’te de benzer bir tablo gözlendi. Kuveyt Savunma Bakanlığı, ülke sınırlarına toplam 238 füze ve en az 430 İHA saldırısı yapıldığını açıkladı. Saldırılar özellikle güney ve kuzey bölgelerinde yoğunlaşırken, büyük çoğunluğunun hava savunma sistemleri tarafından engellendiği bildirildi.
Bahreyn’de 10 günlük süreçte 102 füze ve 173 İHA, Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı tarafından etkisiz hale getirildi. Katar’da ise hava sahasına yönelen 149 füze ve 69 İHA engellenirken, Su-24 tipi 2 savaş uçağı düşürüldü. Ürdün ordusundan yapılan açıklamaya göre, ülke topraklarını hedef alan 60 füze ve 59 İHA saldırısının 108’i imha edildi.
Suudi Arabistan’da ise özellikle Şeybe Petrol Sahası ve Prens Sultan Hava Üssü hedef alındı. Ülkedeki hava savunma sistemleri, 9 füze ve 97 İHA saldırısını etkisiz hale getirdi. Bölgedeki saldırılardan en az etkilenen ülke ise Umman oldu; yetkililer, ülke topraklarına yönelen en az 8 İHA saldırısı olduğunu açıkladı.
Saldırıların yoğunluğu ve hedef alınan kritik altyapılar, bölgedeki güvenlik tehditlerinin boyutunu gözler önüne seriyor. İran’ın bu hamlesi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonlarına misilleme niteliği taşırken, Körfez ülkelerindeki askeri ve sivil altyapıyı doğrudan etkiledi. Balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılar, bölge ülkelerinin hava savunma sistemlerinin etkinliğini test ederken, aynı zamanda sivillerin ve enerji altyapısının korunmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bölge uzmanları, İran’ın bu saldırı dalgasının yalnızca askeri bir karşılık değil, aynı zamanda diplomatik ve psikolojik bir mesaj da içerdiğini belirtiyor. İran, saldırıların tekrarlanmaması ve ateşkes için güvence sağlanması talebinde bulundu. Bu durum, Orta Doğu’daki gerilimin önümüzdeki günlerde diplomatik müzakereler ve güvenlik önlemleri açısından kritik bir dönemece gireceğini gösteriyor.
Özetle, 28 Şubat’tan itibaren İran’ın Arap ülkelerine yönelik saldırıları, son 10 gün içinde 3 bin 95 ayrı saldırı ile bölgesel güvenlik dengelerini ciddi şekilde tehdit etti. BAE, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün ve Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke, hava savunma sistemleri sayesinde büyük kayıpları önleyebilse de, saldırılar kritik altyapıyı hedef alarak bölgedeki tansiyonu yükseltti. Umman ise nispeten az etkilenmiş olsa da, bölgedeki askeri gerilimin etkisi tüm Körfez ülkeleri için hissedilir durumda. Bu gelişmeler, Orta Doğu’daki istikrar ve güvenlik politikaları açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
