Türkiye’nin uzun süredir gündeminde olan F-35 savaş uçakları konusu, İsrail tarafından engelleme sinyalleriyle yeniden gündeme geldi. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sharren Haskel, Türkiye’nin satın almayı planladığı F-35’lerde İsrail menşeli ileri teknolojinin yer almayacağını açıkladı. Haskel, bu açıklamasıyla Tel Aviv’in Washington ile Ankara arasında olası bir F-35 anlaşmasına karşı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuş oldu.
Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesine konuşan Haskel, F-35 savaş uçaklarında kullanılan yüksek teknolojinin önemli bir kısmının İsrail menşeli olduğunu hatırlattı ve “Türkiye’nin alabileceği F-35’lerde bu ileri teknoloji bulunmayacak” ifadelerini kullandı. Haskel, İsrail’in ABD ile Türkiye arasında F-35’lerle ilgili olası bir anlaşmaya temkinli ve karşıt yaklaştığını vurguladı.
İsrail’in Stratejik Hamleleri
Haskel, bölgedeki üçlü iş birliği mekanizmalarına da değindi. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile kurduğu enerji ve stratejik iş birliklerini önemsiyor. Haskel, bu bağlamda İsrail’in GKRY ile arasındaki elektrik bağlantısının ilk aşamasını hayata geçirmeye karar verdiğini duyurdu. Bakan Yardımcısı, “Yunanistan ve GKRY arasındaki süreçlerin tamamen netleşmesini beklemiyoruz. İsrail olarak sorumluluğumuzu üstleniyor ve anlaşmanın uygulanması için hazırlık yapıyoruz” açıklamasını yaptı.
Bu hamle, bölgedeki enerji ve savunma iş birliklerinin önemini bir kez daha gözler önüne sererken, Türkiye’nin F-35 programında karşılaştığı engellerin boyutunu da ortaya koyuyor. İsrail’in ileri teknolojiye sahip olduğu ve bu teknolojinin kritik bileşenlerini F-35’lerde kullanıyor olması, Türkiye’nin söz konusu uçaklardan tam anlamıyla faydalanmasını şu an için imkânsız hâle getiriyor.
F-35 Anlaşmasının Geleceği
ABD ile Türkiye arasında olası F-35 anlaşması, teknik ve diplomatik açıdan zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. İsrail’in bu konuda net bir tutum sergilemesi, Washington–Ankara hattında müzakerelerin karmaşıklığını artırıyor. Analistler, Türkiye’nin mevcut süreçte yalnızca ABD ve İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda bölgedeki stratejik dengeleri de dikkate almak zorunda olduğunu belirtiyor.
Türkiye’nin F-35 programındaki geleceği, hem savunma kapasitesi hem de bölgesel stratejik konum açısından büyük önem taşıyor. Tel Aviv’den gelen bu açıklama, Ankara’nın planlarını gözden geçirmesini ve alternatif stratejiler geliştirmesini zorunlu kılıyor.
Bu gelişmeler, bölgedeki savunma ve enerji iş birliklerinin ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye’nin F-35’ler konusundaki atacağı adımlar, önümüzdeki dönemde hem diplomatik hem de askeri açıdan yakından takip edilecek.
