Malatya’da meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremin ardından gözler yeniden Türkiye’nin aktif fay hatlarına çevrilirken, Deprem Bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. CNN TÜRK canlı yayınında konuşan Üşümezsoy, Malatya’daki depremin daha büyük bir sarsıntının habercisi olmadığını savunurken, Marmara Denizi’ndeki deprem riskiyle ilgili de uzun süredir dile getirdiği görüşlerini yineledi.
Üşümezsoy, özellikle Marmara Bölgesi için kamuoyunda sıkça dile getirilen yüksek büyüklükte deprem beklentilerine katılmadığını belirterek, risk taşıyan fay segmentlerinin önemli ölçüde kırıldığını ve bölgede bundan sonraki süreçte daha çok 6 büyüklüğünün altında depremlerin görülebileceğini ifade etti.
Malatya’daki depremi değerlendirdi
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde sabah saatlerinde meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremi değerlendiren Üşümezsoy, sarsıntının 2020 yılında Elazığ Sivrice merkezli meydana gelen depremin ardından bölgede oluşan stres dağılımıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Üşümezsoy’a göre, 2020 Sivrice depremi sırasında kırılan fay hattı Pütürge çevresine kadar ilerledi ancak burada kırılma tamamlanmadı. Bölgede biriken gerilimin zaman içerisinde çok sayıda orta büyüklükte depremle boşalacağını daha önce de dile getirdiğini belirten Üşümezsoy, bugün meydana gelen depremin de bu sürecin bir parçası olduğunu ifade etti.
Deprem bilimci, söz konusu bölgede çok sayıda küçük kırığın bulunduğunu, bu nedenle enerjinin tek bir büyük deprem yerine zaman içerisinde farklı noktalarda meydana gelen orta büyüklükteki depremlerle boşaldığını söyledi.
“Bu yapı büyük deprem üretmez”
Üşümezsoy, Malatya çevresindeki fay sisteminin yapısına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Pütürge bloğunun hareketini sınırlayan ters fayların bulunduğunu ve bu nedenle büyük ölçekli bir kırılmanın oluşmasının zorlaştığını dile getirdi.
Bölgedeki küçük kırıkların sürekli yenilendiğini ifade eden Üşümezsoy, bunun enerjinin belirli aralıklarla boşalmasına neden olduğunu belirterek, “Bu yapı büyük bir deprem üretmez. Ancak 5 ile 6 büyüklüğü arasında çok sayıda deprem görülebilir.” görüşünü paylaştı.
Marmara depremiyle ilgili görüşlerini yineledi
Programda en dikkat çeken açıklamalar ise Marmara Denizi’ndeki olası deprem senaryolarına ilişkin oldu. Üşümezsoy, uzun yıllardır kamuoyunda dile getirilen “Marmara’da 7 ve üzeri büyüklükte deprem” beklentisine katılmadığını belirterek, bu konuda farklı düşündüğünü söyledi.
Bir bölgede 7 büyüklüğünün üzerinde deprem oluşabilmesi için onlarca kilometrelik fay hattında çok büyük miktarda gerilim birikmesi gerektiğini ifade eden Üşümezsoy, Marmara Denizi’nde yapılan deniz tabanı araştırmalarının bu konuda önemli veriler ortaya koyduğunu dile getirdi.
“1894 ve 1912 depremleri enerjiyi boşalttı”
Üşümezsoy, Marmara’nın doğu kesiminde 1894 yılında meydana gelen depremin önemli miktarda enerjiyi boşalttığını, batı kesiminde ise 1912 yılında yaşanan depremin ardından fayın sürünerek hareket etmeye devam ettiğini söyledi.
Bu nedenle bazı fay segmentlerinde büyük miktarda enerji birikmediğini savunan Üşümezsoy, bölgede zaman zaman meydana gelen küçük depremlerin ise kamuoyunda gereğinden fazla endişeye neden olduğunu ifade etti.
Ona göre, bu küçük sarsıntılar büyük bir depremin habercisi olmak yerine, fay üzerindeki gerilimin kontrollü biçimde boşaldığını gösteren doğal süreçler olarak değerlendirilmeli.
“23 Nisan’da riskli bölüm kırıldı”
Prof. Dr. Üşümezsoy, Marmara’da 23 Nisan’da meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki depremi de değerlendirdi. Bu depremin Silivri-Kumburgaz hattındaki risk taşıyan bölümün kırılması anlamına geldiğini savunan Üşümezsoy, bundan sonraki süreçte aynı bölgede çoğunlukla 6 büyüklüğünün altında depremler yaşanabileceğini ileri sürdü.
Silivri Çukuru çevresinde zaman zaman 5 büyüklüğü civarında sarsıntılar görülebileceğini ifade eden Üşümezsoy, bu tür depremlerin tek başına daha büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanmaması gerektiğini söyledi.
“İnsanlar gereksiz yere panikletiliyor”
Deprem konusunda kamuoyuna yapılan bazı açıklamaları da eleştiren Üşümezsoy, bilimsel veriler yerine genelleştirilmiş senaryolar üzerinden yapılan değerlendirmelerin toplumda gereksiz korkuya neden olduğunu savundu.
Fay hatlarının tek parça gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Üşümezsoy, her segmentin farklı özelliklere sahip olduğunu belirterek, deprem riskinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Üşümezsoy’un Marmara depremine ilişkin değerlendirmeleri, kamuoyunda uzun süredir devam eden olası büyük deprem tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, farklı deprem bilimcilerinin aynı konuda birbirinden farklı değerlendirmeler yaptığı da biliniyor. Marmara Bölgesi’ndeki deprem riski konusunda bilim insanları arasında ortak ve farklı görüşler bulunurken, resmi kurumlar vatandaşların deprem hazırlıklarını sürdürmeleri ve afet bilinciyle hareket etmeleri gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.
