tanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 9 Mart’ta başlayacak olan İBB davası öncesinde yaptığı açıklamada, hem kendi durumuna hem de Türkiye’deki demokrasi mücadelesine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Dava ve Hazırlık Süreci
19 Mart 2025’te gözaltına alınan ve dört gün sonra yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan İmamoğlu, İBB başkanlığından uzaklaştırılmıştı. İmamoğlu, sadece hukuki savunma yapmakla kalmayacağını, aynı zamanda Türkiye’nin adalet, ekonomi, dış politika, tarım ve eğitim gibi alanlarda yaşadığı sorunları kamuoyuyla paylaşmak amacıyla kapsamlı bir siyasi çalışmanın içinde olduğunu söyledi.
İmamoğlu, İBB davası sürecini şöyle özetledi:
“Öncelikle, İBB Davası ismiyle bu ülkenin şerefli insanlarına, siyasetçilere, bürokratlara, belediyelerde çalışan meslektaşlarımıza haksız bir şekilde ‘yolsuz’ ve ‘hırsız’ yaftası yapıştıran girişimin ne olduğunu anlatmak için büyük bir hazırlık yapıyorum. Sadece 19 Mart’taki kumpas sürecini değil, Türkiye’ye yıllardır yaşatılanları da vicdan mahkemesine çıkarmayı hedefliyorum.”
Cumhurbaşkanlığı Adaylığı ve Demokrasi Meselesi
İmamoğlu, adaylık tartışmalarıyla ilgili olarak, bunun kişisel bir mesele olmadığını vurguladı:
“19 Mart kumpasından sonra 15,5 milyon vatandaşın tercihiyle aday oldum. Bu mesele sadece benim adaylığım meselesi değil; mesele Türkiye ve demokrasimizin akıbeti meselesidir. Türkiye bir demokrasi olarak kalacak mı, iktidarlar seçimle değişecek mi, buna odaklanmalıyız.”
İmamoğlu, demokrasi için hangi adayın daha etkili olacağına bakarak destek vereceğini belirtti:
“Türkiye’de demokrasi hangi yolla, kimin adaylığıyla korunacaksa, o yola destek olurum, o adaya destek olurum. Mesele İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olması değil, demokrasimizin korunmasıdır. ‘İmamoğlu olmadı başkası olsun’ yaklaşımı doğru değildir; çünkü bugün bana yapılan yarın başkasına yapılabilir.”
Bahçeli’ye Çağrı
MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de çağrıda bulunan İmamoğlu, iktidarın yargıyı manipüle eden tutumuna dikkat çekti:
“Sayın Bahçeli, Türkiye ve bizler için zaman zaman hak olan şeylerin gerçekleştirilmesi için çağrılarda bulunuyor. Ancak iktidar ortağı ya duymuyor ya da umrunda değil. Masumiyet karinesini hiçe sayan söylemlere karşı bir karar vermesi gerekiyor: Adil yargılama mı talep ediyor, yoksa milletin kafasını karıştırmaya mı devam ediyor?”
Demokrasi ve Çözüm Süreci
İmamoğlu, “Terörsüz Türkiye” adını taşıyan çözüm sürecine destek verdiğini belirterek, sürecin demokratik ihtiyaçları karşılamada yeterli olmadığını ifade etti:
“Komisyonun raporu yalnızca örgütün feshi ve mensuplarının entegrasyonu çerçevesinde hazırlandı. Gidişat, Cumhurbaşkanı ve iktidarın raporun önerilerini hayata geçirmekte yetersiz kaldığını gösteriyor. Temel adımlar bile iktidar tarafından pazarlık konusu yapılacak gibi görünüyor. Umarım planlanan pazarlıklar süreci riske atmaz.”
Vurgular ve Mesajlar
İmamoğlu açıklamalarını şu şekilde özetledi:
-
Demokrasi, kişisel adaylıklarla sınırlı değil, ülkenin geleceğiyle ilgili bir meseledir.
-
Bugün kendisine yapılan baskı, yarın başka adaylara yapılabilir; buna karşı durulmalı.
-
Milletin iradesi, iktidarların veya partilerin manipülasyonlarının önünde tutulmalı.
-
Bahçeli’nin, adil yargılama ve demokrasiye uygun tutum sergilemesi gerekiyor.
İmamoğlu’nun bu açıklamaları, Türkiye’de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, demokrasi tartışmaları ve yargı bağımsızlığı açısından önemli mesajlar içeriyor.
