Denizli’nin Honaz ilçesinde art arda meydana gelen depremler bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. Merkez üssü Honaz olan 3,9 ve 3,8 büyüklüğündeki sarsıntıların ardından deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, Girit-Rodos-Batı Ege-Uşak hattına dikkat çekerek bölgede gözlenen hareketliliğe ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Denizli’de kısa aralıklarla meydana gelen depremler vatandaşlarda endişeye neden olurken, bölgedeki sismik hareketlilik uzmanların da dikkatini çekti.
Honaz merkezli 3,9 ve 3,8 büyüklüğündeki iki depremin ardından Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede Girit’ten başlayarak Rodos, Datça, Batı Ege, Uşak ve Denizli’ye uzanan sismik hareketliliğe işaret etti.
GİRİT’TEN DENİZLİ’YE UZANAN SİSMİK DİZİLİM
Bektaş, bölgede son günlerde meydana gelen depremlerin bir hat boyunca dikkat çekici bir dizilim oluşturduğunu belirtti.
Uzmanın paylaşımında, söz konusu hareketlilik Girit’te meydana gelen 4,4 büyüklüğündeki depremle başlarken, ardından Rodos ve Datça çevresindeki 4,4-4,2 büyüklüğündeki sarsıntılar ile Denizli-Honaz hattındaki depremlerin geldiği ifade edildi.
Bektaş, özellikle Honaz’da yaklaşık 30 dakika arayla meydana gelen 4 ve 3,8 büyüklüğündeki depremlerin dikkat çekici olduğunu belirtti.
Bu hareketliliğin yalnızca tek bir noktadaki küçük çaplı sarsıntılar şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaşan Bektaş, bölgedeki fay zonlarının daha geniş bir deformasyon alanıyla bağlantılı olabileceğine dikkat çekti.
“DEPREM TÜMÖRÜNE UZANAN HAREKETLİ FAY ZONU”
Prof. Dr. Osman Bektaş, Girit-Rodos-Batı Ege-Uşak hattı için dikkat çeken bir benzetme kullandı.
Bektaş, bölgedeki hareketliliği “deprem tümörüne uzanan hareketli fay zonu” şeklinde tanımlarken, sismik hareketlerin kuzeydoğu yönünde devam eden bir koridor oluşturabileceğini belirtti.
Uzman, söz konusu sismik zonun daha kuzeyde yer alan ve yıllar içerisinde genişlediğini belirttiği Uşak deprem kümesiyle bağlantılı olabileceğine dikkat çekti.
UŞAK ÇEVRESİNDEKİ DEPREMLERE DİKKAT ÇEKTİ
Bektaş, 1970-2025 yılları arasında Uşak çevresinde meydana gelen depremlere de vurgu yaptı.
Bu süreçte bölgede 6 adet 6 ila 7 ve üzerindeki büyüklüklerde deprem meydana geldiğini belirten Bektaş, bu nedenle bölgedeki hareketliliğin yalnızca küçük bir deprem kümesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Uzmanın değerlendirmesine göre, zaman içerisinde genişleyen bu sismik hareketlilik Honaz ve Denizli çevresine kadar uzanan bir zon içerisinde ele alınabilir.
“HAREKETLİ BİR KORİDOR OLABİLİR”
Bektaş, Girit-Rodos-Batı Ege-Uşak hattındaki hareketliliğe ilişkin değerlendirmesinde bölgesel deformasyona da dikkat çekti.
Bölgedeki fay sistemlerinin oluşturduğu hareketliliğin, “bölgesel deformasyonun hareketli bir koridoru” olabileceğini belirten Bektaş, Denizli’nin de bu dizilimin kuzeydoğu ucunda yer almasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Uzman, Honaz-Denizli hattının zaman içerisinde genişlediğini belirttiği Uşak deprem kümesinin güneydoğu yönündeki devamı üzerinde bulunduğuna işaret etti.
HONAZ’DA ART ARDA İKİ SARSINTI
Denizli’deki son hareketliliğin merkezinde Honaz ilçesi bulunuyor.
Kandilli Rasathanesi verilerine atıfta bulunan Bektaş, Honaz’da yaklaşık yarım saatlik zaman dilimi içerisinde 4 ve 3,8 büyüklüğünde iki deprem meydana geldiğini belirtti.
Peş peşe yaşanan sarsıntıların ardından bölgede yeni bir deprem olup olmayacağı ve mevcut hareketliliğin nasıl gelişeceği merak konusu oldu.
Ancak uzmanların bu tür sismik dizilimlere ilişkin değerlendirmeleri, tek başına belirli bir zamanda büyük bir deprem meydana geleceği anlamına gelmiyor. Depremlerin zamanı, yeri ve büyüklüğünün önceden kesin olarak tahmin edilmesi mümkün değil.
DENİZLİ’DEKİ HAREKETLİLİK YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR
Girit’ten başlayıp Rodos, Datça, Batı Ege, Uşak ve Denizli hattına kadar uzanan sismik hareketlilik, bölgedeki deprem riskinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Özellikle Honaz çevresinde meydana gelen son depremler sonrası uzmanların yaptığı değerlendirmeler, bölgedeki fay sistemlerinin ve sismik aktivitenin yakından izlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Prof. Dr. Osman Bektaş’ın açıklamaları bilimsel bir değerlendirme niteliğinde olurken, bölgede gelecekte meydana gelebilecek depremlerin zamanlaması veya büyüklüğü konusunda kesin bir öngörü olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
